Filiz Hatun, nur topu gibi bir oğlan çocuğu doğurmuş. Bu çocuğa Güven adını vermişler. Güven doğar doğmaz, hem yetim, hem de öksüz kalmış. Güveni büyütmek ablalarına kalmış. Güven ismini en büyük ablası olan, Fürüze takmış. Fürüze Güven’e annelik etmiş. Bütün ilgi Güven’in üzerine toplanınca, Güven’in abileri onu çok kıskanmışlar. Çünkü güven çok tatlı bir çocukmuş. Güven’in en büyük talihsizliği doğar doğmaz anne ve babasının bu dünyadan göçüp gitmesi olmuş. Günler haftaları, haftalar yılları kovalamış. Güven her geçen gün büyüyormuş. Hatta evdeki bir çok ayak işlerini ona yaptırmaya başlamışlar. Güven’i kıskanan abileri her zaman ona kötü davranışlarda bulunurlarmış. Ancak ablaları güvene kol kanat germişler.
Kardeşlerine sahip çıkmışlar. Güven her geçen gün büyüyor, büyüdükçe daha da yakışıklı oluyormuş. Abileri bu duruma çok sinirlenirlermiş. Abileri tembellik ederek bütün işleri Güven’e yaptırmaya devam ediyorlarmış. Abileri babalarından kalan hayvanlara bakarak geçimlerini sağlarlarmış. En büyük abisi süt satarken diğer abileri çökelek satarlarmış. Ancak abileri işlerin büyük kısmını Güvene yaptırırlarmış. Güven abilerini yine de hiç kırmadan söylenilen her işi yaparmış. Yıllar yılları kovalamış, Güven genç bir delikanlı olmuş. Hem akıllı hem de bir o kadar da çalışkan ve yakışıklıymış. Çevresi tarafından çok sevilen ve sayılan biri olmuş.
Bir gün Güven ablalarıyla yaylaya gitmiş. Bu gittikleri yayla biraz tehlikeliymiş, bu yaylada genelde zehirli bitkiler ve meyve ağaçları varmış. Zaten Güven’in anne ve babası da bu yayladaki meyvelerden birini yiyerek zehirlenmiş. Güven ve ablası herkesin gitmediği bu yaylaya gitmeye karar vermilşler. Bunun nedeni; çok zor bulunan bir ot türünü bulmakmış. Çünkü hayvanları günden güne sütten kesilmişler. Bu ot türü hayvanları için çok besleyiciymiş. Aynı zamanda hayvanların daha da çok süt vermelerini sağlarmış. Güven zeki bir çocuk olduğundan, birçok konuda deneyim sahibiymiş. Bu ot türünü zehirli bitkilerden rahatlıkla ayırt edebiliyormuş. Ablaları ile birlikte yeteri kadar topladıktan sonra, bir ağacın gölgesinde dinlenmek istemişler.
Bu ağaç devasa büyüklükte imiş. Ağacın dalları meyvelerle doluymuş. Ablaları meyve yemeye yeltenmiş, ancak Güven hemen müdahale ederek bu meyveden yememeleri için onları uyarmış. Güven bu ağacın zehirli meyveleri olabileceğini düşünmüş. Çünkü ağacın her yerinde fıçkıran bu meyveleri hiç toplayan olmamış. Ayrıca anne ve babalarının da bu yaylada yedikleri bir meyve yüzünden zehirlendiklerini hatırlatmış. En büyük ablası olan Fürüze, o halde hemen gidelim burdan, yoksa dayanamayıp yiyebiliriz, demiş. Küçük ablası da aynı fikirde olduğunu söylemiş. Güven bu sözlerin üzerine hemen toparlanıp oradan ayrılmaya karar vermiş. Birkaç adım attıktan sonra, şırıl şırıl akan bir çeşmeye rastlamış. Bu temiz sudan içtikten sonra, devasa büyüklükteki bu meyve ağacına tekrar bakmış. Birden ağacın sararıp solduğunu fark etmiş. Kısa sürede ağaçtaki bu değişim onu çok şaşırtmış. Biraz duraksadıktan sonra ablalarına dönerek, ağacın suya ihtiyacı olduğunu söylemiş. Ablaları bir ağızdan boş ver, zaten zehirli bir ağaç, kuruyup gitsin, demişler. Güven biraz düşündükten sonra ağaca su vermeye karar vermiş.
Ablasının çantasında bulunan poşeti almış. Poşet çok küçükmüş, ancak Güven hiç üşenmeden küçücük bir poşetle devasa büyüklükteki bu ağaca su taşımaya başlamış. Ağaç suyu içtikçe! sararan yaprakları pörsilen meyveleri canlanmaya başlamış. Ağaç sesizce Güven’in kulağına şunları fısıldamış. Ben iyi yürekli güzel insanların isteklerini yerine getiririm, dile benden ne dilersen demiş. Ağacın dile gelmesine çok şaşırmış. Sonra bir şey istemediğini söyleyerek ablalarının yanına gitmiş. Güven ağacın bu değişimini gördükçe doğru bir şey yaptığını düşünüp, ağaca ihtiyacı kadar su vermeye devam etmiş. Ablaları Güven’in bu özverili davranışı karşısında ona hayranlıkla bakıyorlarmış. Güven zehirli de olsa bir canlıya yardımcı olmanın huzuru içinde olmak, çok güzel diyerek zehirli ağacın söylediklerini aklının bir köşesine yazmış. Derin derin ablalarına bakmış. Ağacın söylediklerinden kimseye bahsetmemiş. Sonra da güle oynaya eve doğru yol almışlar.
Mesime Elif ÜNALMIŞ
NOT: Bu seriyi sonuna kadar okumanızı tavsiye ediyorum. bölüm bölüm yayımlıyacam.

