Göktürk büyük şehirde doğmuştu. Daha önce oturduğu şehirden hiç ayrılmamıştı. Bir yaz tatilinde, dedesinin köyüne gittiler. Annesi ona köyde nasıl bir yaşam olduğunu anlatıyordu. Göktürk anlatılanları anlamaya çalışıyordu. Köye vardıklarında dedesi onlar için birbirinden lezzetli yiyecekler hazırlatmıştı. Anneannesi daha çok yöresel yemekler yapmıştı. Anneannesi ve dedesi onları kapıda karşıladılar. Sonra ellerini yıkadıktan sonra sofraya oturdular. Göktürk hazırlanan bu sofra karşısında şaşkına uğramıştı. Annesine dönerek anne! anneannem ne kadar çok yemek yapmış, dedi. Dedesi söze karıştı.
Neden şaşırdın oğlum; bir misafir geldiğinde güzel bir sofra hazırlanır. Misafirin yattağı yataklar değiştirilir. Misafir nerede rahat edecekse orada oturtulur. Misafir her zaman başımızın tacıdır. Göktürk annesine dönerek anne bundan böyle biz de misafirlerimize böyle davranalım, dedi. Annesi gülümsedi. Çok eski zamanlarda misafire böyle sevgi ve saygıyla karşılarlardı. Şimdi ise insanların alım gücü zayıfladı. Artık her şeyi eskisi gibi değil. Göktürk’ün anneannesi köydeki komşularını da çağırmıştı. Komşuları birer tabakla eve gelmişti. Çam sakısı çoban armağanı diyerek hazırladıkları ikramlıkları masaya bıraktılar. Göktürk daha da şaşırmıştı. Komşular da gelen misafirlere hoşgörülü davranıyorlardı. Göktürk’ün şaşkındığı giderek artmıştı. Bu güzel karşılama karşısında Göktürk çok güzel şeyler düşünmeye başlamıştı. Köyde yaşamak istediğini söyledi annesine. Annesi bazı koşullar yüzünden bunun çok mümkün olmadığını söyledi. Ardından ekledi ancak yaz tatilerinde gelebileceklerini söyledi. Haftanın sonunda bu güzel tatil sona ermişti. Göktürk arkadaşlarına köyde yaşadıklarını anlattı. Misafirperverliğin önemini de çok iyi anladığını ve arkadaşlarına yaşadıklarını anlattı.
Mesime Elif Ünalmış.(12.04.2023)

