Site icon Mesime ÜNALMIŞ

BAŞARI ALBÜMÜ

Reklamlar

 Evde en önemli konumuz okumaktı, annem ve babam okumamızı çok istiyordu. Babam, “ne olursa olsun okuyun!” derdi. “Yerde bir kâğıt parçası dahi görseniz alın okuyun, mutlaka öğrenecek bir şey bulursunuz.” derdi. Bu istek beynimizde yer etmişti. Biz de elimizden geleni yapıyorduk. Kardeşim Nazlı bana göre daha başarılıydı. Saçları sarı, gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Dayımın kızının adı da Nazlı olunca, dayım kardeşime daha bir sempati ile bakıyordu. Çünkü sadece isimleri değil kendileri de benziyordu. Dayımın kızı İstanbul’da öğretmen okulunda okuyordu. Dayım kızını pek görmezdi. Bu yüzden dayım Nazlı’ya daha çok ilgi gösteriyordu. Dayım hafta sonu köyümüze gelmişti. Nazlı ile ikimiz dayımıza sarılıp biraz hasret giderdikten sonra, dışarı çıktık. Bir süre oynadıktan sonra su içmek için ben eve döndüm. Dayımla annem Nazlı ile ilgili konuşuyorlardı. İstemeden kulak misafiri 23 oldum. Dayım anneme, “Nazlıyı ben yanıma alayım, bizim oradaki okullar daha iyi, hem benim çalıştığım okulda olursa ona göz kulak olurum. Ayrıca derslerine de yardımcı olurum, onun iyi bir yere gelmesini sağlarım.” dedi. Ben ise dinlemeye devam ettim. Dayım bahsettiği okulda öğretmenlik yapıyordu. Annemin ne söyleyeceğini merak ediyordum. Kafasını önüne eğmiş düşünüyor gibiydi. Sonra dayıma bakıp “tamam” demişti. Annemin onayı beni çok üzmüştü. Nazlı’nın yerinde olmayı çok istemiştim. “O halde bir hafta sonra Nazlı’yı almaya gelirim.” dedi Dayım. Annem dayıma, “bari kızlarımdan biri oku[1]sun burada doğru dürüst öğretmen yok.” dedi. Dayım annem ile vedalaşmaya hazırlanıyordu. Ben duyduklarıma inanamamıştım. Koşarak Nazlı’nın yanına gitmiştim. Nazlı’nın olanlardan haberi yoktu. Evimizin karşısında güzel bir ceviz ağacı vardı. Bu güzel ağaca babam bizim için salıncak yapmıştı. Bu güzel salıncakta Nazlı sallanıyordu. Nazlı bana, “nerede kaldın?” diyince, ben de “olanları bilsen, nerede kaldığımı anlarsın.” dedim. Salıncaktan inip merakla yüzüme baktı. Ona duyduklarımı anlattım. Nazlı bir yandan sevinirken bir yandan üzülüyordu. Hem benden hem annemden ayrı kalmak onu biraz üzmüştü. Ama yine de gitmek için can atar gibiydi. Ben ise odama gidip gizli gizli ağladım. Zaman çok çabuk geçti. Bir hafta gelip geçmişti. Kardeşimle ayrılma vakti gelmişti. Üzüldüğümü gören an- 24 nem, “seneye hepimiz birlikte gideceğiz kızım, kısa süreliğine ayrı kalacaksınız canını sıkma.” dedi. Ben biraz rahatlamıştım. Zaman zaman kardeşimle mektuplaşırdım. Okulun çok güzel olduğundan bahsederdi. Derslerinin çok iyi olduğunu sene sonunda takdir alacağını yazmıştı. Onun adına çok sevinmiştim. Ben ise derslerimde geri kalmıştım. Okulumuzda her dersin bir öğretmeni olması gerekirken bir Türkçe bir de Din Kültürü öğretmeni vardı. Diğer dersler boş geçiyor, bazen de öylesine derslerimize girerlerdi. Boş geçen derslerimi kütüphanede kitap okuyarak geçiyordum. Ve sene sonunda zor bela geçer notu düşen bir karne almıştım. Kardeşim Nazlı ise takdir almıştı. Herkes onunla gurur duyduğunu söyler dururdu. Yazın tatilde tekrar köye gelmişti. Birlikte iyi vakit geçiriyorduk. Ama yine de kendimi kötü hissediyordum. Annem ise söz verdiği gibi kasabaya taşınmak için hazırlık yapıyordu. Okul zamanı gelmiş, babam bizim kasabaya taşınmamız için ev tutmuştu. Sonra da beni ve kardeşimi kasabaya göndermişti. Çanta, kalem ve defter aldık, sonra da babam kasabada kiraladığı eve götürdü. Küçük ve şirin bir ev, yeni insanlar, yeni okul yeni arkadaşlar heyecan vericiydi. Bir süre dinlendikten sonra Nazlı beni arkadaşlarıyla tanıştırmıştı. Akşam erken uyumuştuk. Sabah erkenden kalkıp okula kaydımı yaptırdı babam. Ben derslerde geri kalıyordum. Hiç bilmediğim konular canımı sıkıyor, zorlanıyor- 25 dum. Ortaokul son sınıftaydım. Sömestır tatilin de 8 zayıf getirmiştim. Nazlı ise yine takdir almış, sınıf birincisi olmuştu. Ağabeyim ise, “8 öküz ile tarla süreriz. Böyle devam et sen.” diye dalga geçiyordu. Ve tatil bitmiş, derslerime biraz daha gayret göstermiştim. 8 zayıfı 3 zayıfa düşürmeye başardım. 3 zayıfı da bütünlemede verdim. Ve mezun olmuştum. Nazlı ise yine takdir almış, yine sınıf birincisi olmuş, bu yetmiyormuş gibi okul birincisi de olmayı başarmıştı. Okul onun bu başarısını taçlandırmış, okulun başarılı öğrencilerinin içinde bulunduğu albüme ismini eklemişti. Okul tatil olmadan bir hafta önce başarı albümünü adresimize teslim etmişti. Biz ise karnemizi alıp eve gelmiştik. Nazlı’nın elinde başarı belgesi, takdirli karnesi vardı. Eve girdiğimizde annem ve babam oturmuş kara kara düşünüyorlardı. Sonra Nazlı içeri girdi. Annem ve babam Nazlı’ya hiç beklenmedik bir tepki gösterdiler. Annem Nazlı’ya sesini yükseltip, açıklama yapmasını bekliyordu. İkimiz neye uğradığımızı şaşırmıştık. Nazlı ne yaptığını anlayamamıştı. Babam o sıra[1]da kardeşim Nazlı’ya yöneldi. Annemi destekler nitelikte, o da Nazlı’ya sert bir tepki ile yaklaşmıştı. Ben, bu tepkiyi bana gösterirler diye beklerken olan Nazlı’ya olmuştu. Annemin önünde bulunan başarı albümünü görünce güldük. Albümdeki resimler çok kötü basılmış, annem o albümü “suçlular albümü” sanmıştı. Resimler belli belirsiz siyah beyaz basılmış, annemin tepkisini 26 anlamaya başlamıştık. Bu başarı albümü gerçekten de öyle görünüyordu. Annemin de babamın da okuma yazması yoktu. Durumu biz anlatınca Nazlı’ya gösterdikleri tepkiden dolayı özür dileyip, sarılmışlardı. Başarı albümü Nazlı’ya pahalıya mal olmuştu.

24.05.2023 Mesime (Elif) ÜNALMIŞ

Exit mobile version