Site icon Mesime ÜNALMIŞ

TIŞÖRTÜN ETEĞİNDEKİ LEZZETLI PILAV

Reklamlar

Oldukça kalabalık bir ailenin çocuğuydum. Annem gün ağarmadan kalkardı. Bir yandan iş yaparken bir yandan da, “haydi kalkın dünyanın işi var sizi mi bekleyeceğim?” diyerek söylenirdi. Kahvaltı esnasında ise, herkese görev verirdi. Yoksa bunca işi yapmak imkânsızdı. Kimi kuzu güder kimi de en küçük kardeşime bakardı. O gün benim ve benden 1 yaş küçük olan kardeşimle görevimiz kuzu gütmekti. Kahvaltı bittikten sonra, annem azığımızı yani şimdiki adıyla beslenmemizi alıp koymuştu. Ben azığı koluma taktıktan sonra annem omzuma dokunarak, “sakın kuzuların, kimsenin tarlasına girmesine izin vermeyin, bana laf getirmeyin.” diyerek sıkı sıkı tembih etmişti. Kuzu ve diğer hayvanları güderken en byük suç, yanlışlıkla da olsa hayvanın başkasının tarlasına bağına bahçesine girmesiydi. Hele suç- 33 üstü yakalanırsan cezası ağırdı. Ailelerin çok kötü kavga etmesine sebep olabilirdi. Annemin bu kadar işin arasında tam rahat edeyim derken, birinin kapıyı çalıp bize saldırması pek hoş olmazdı ebet. Sıkı sıkı tembih etmesi de ondandı. Ben ve kardeşim Nazlı, sevimli kuzuları alıp yola koyulduk. Bir yandan türkü söylerken bir yandan kuzuları otlatacağımız meralara, ardından da ölene kadar otlayan hayvanları su içmeleri için dere kenarına götürdük. Dereye vardığımızda ise karşı köyde davul zurna sesleri yankılanıyordu. Biz de oturup annemizin bizim için hazırlamış oduğu azığı açtık ve yemeye başladık. O sırada karşı dağın eteğinde süzülerek bize doğru gelen çocuk, tişörtünün bir tarafını katlamış diğer eliyle de tişörtü katladığı yerde avucunu daldırıp dadırıp ağzına götürüyordu. Keyfi yerindeydi. Biraz daha yaklaşınca kalkıp yanına vardım. “Ne yiyorsun sen bakayım?” diye sordum. Coşkulu bir sesle, gözlerini fal taşı gibi açmış, bozuk bir Türkçe ile, “karşı ki köyün düğününden geliyo[1]rum, bana pirinç pilavı verdiler onu yiyorum, ben de tabak olmadığı için, tişörtüme koydular.” diye cevap verdi. Pirinç pilavını o kadar lezzetle yiyordu ki aynı şeyi yapmamızı tavsiye ediyor gibiydi. Bu sevimli ufaklık, bir yandan pilavını yiyip bir yandan da köye doğru yol aldı. Buralarda pirinç lüks sayılırdı. Sadece düğünlerde veya 34 önemli bir misafir geldiğinde pişerdi. Bu kadar lezzetle avuçlaması çok fazla bulunmamasından kaynaklanıyordu. Biz ise kardeşimle şarkı türkü eşliğinde kuzularımızı iyice doyurduktan sonra sağ salim eve gelmeyi başarmıştık.

25.05.2023 Mesime (Elif) ÜNALMIŞ

Exit mobile version