ELA HANIM
GÖKKUŞAĞI ÜLKESİNDE
Gökkuşağı Ülkesi’nin sakinleri, büyük buluşma için heyecanla bekliyorlardı. Aksakallı Bilge Dede, kalabalığın en önünde dimdik duruyordu. Ela Hanım, karşısındaki olağanüstü güzellik karşısında büyülenmişti; gözlerini etraftan alamıyor, her ayrıntıyı içine çekiyordu.
Kalabalığın meraklı bakışları arasında Bilge Dede’ye doğru yürüdü. Eğilerek selam verdi. Bilge Dede selamını aldıktan sonra, “Ülkemize hoş geldiniz. Umarım bizi hayal kırıklığına uğratmazsınız. Size verilen görevi hakkıyla yerine getirirsiniz,” dedi. Ardından ekledi: “Siz de artık Eylül gibi bir iyilik elçisi olacaksınız.”
Ela Hanım, “Merak etmeyin, elimden geleni yapacağım,” diyerek başını onaylarcasına salladı. Bilge Dede anlatmaya devam etti: “Birlikte çok daha güçlü olursunuz. Eylül insan ilişkileri üzerine iyileştirmeler yaparken, senin görevin çok başka.”
Eylül şaşırmıştı. İçinden, Nasıl bir görev alabilirim ki? diye düşündü.
Bilge Dede, Ela Hanım’a dönerek konuştu: “Dünyanızda ciddi tahribatlar var. Doğa katlediliyor. Sen doğayı koruyacaksın. Aksi takdirde dünya karanlığa gömülecek. İnsanoğlu kendine en büyük kötülüğü yapıyor kızım. Sen bu insanları bilinçlendireceksin. Olayları tespit edip müdahale edeceksin.”
Ela Hanım tüm iyi niyetiyle elinden geleni yapacağını söyledi ama bunu nasıl başaracağını bilmiyordu. Eylül ve annesi, Bilge Dede’yi dikkatle dinliyorlardı. Eylül, annesine verilen görev için sevinmişti. İzmir’de yaşanan korkunç yangını hatırladı. Dayısıyla birlikte yanan bölgeye gitmiş, kaçamayan hayvanların ölümüne şahit olmuştu. Bu olaydan sonra düzenlenen yürüyüşe katılmıştı. Bu, Eylül’ün toplumda farkındalık yaratmak için yaptığı ilk eylemdi.
O acı deneyim ona çok şey öğretmişti. O günden sonra hayvanlara sevgiyle yaklaşmış, doğaya karşı daha bilinçli davranmaya başlamıştı. Onun küçücük kalbi sevgi doluydu. Zaten bu özelliği, onu Gökkuşağı Ülkesi’ne taşıyan şeydi.
Gökkuşağı
ülkesinin kapıları açılsın.
Gökkuşağı
ülkesinin kapıları açılsın.
Gökkuşağı
ülkesinin kapıları açılsın. Diyerek üç
kez tekraladı. Kendini bir anda Gökkuşağı Ülkesinde bulmuştu. Bu Ela Hanım’ın ilk deneyimiydi.
Karmaşık duygular yaşıyordu. Hemen telaşla Aksakallı Bilge Dede’nin evine gitti. Yangınlara
gerekli müdahaleyi yaptığını, halktan destek alarak kontrol aldına alındığını
söyledi. Ama yangının bir çok yere zarar verdiğini söyledi. Yanan ağaçları kısa
zamanda nasıl telafi edebileceğini sordu.
Aksakkallı Bilge Dede Ela hanıma gülümseyerek baktı. Sonra şu çümleleri sarfetti. Görüyorum ki çok doğru
bir karar vermişiz. Ela hanıma bakarak duyarlığın için teşekkür ederim.
Söndürdüğün ormanları yeniden yeşillendirmek için görev istiyorsunuz. Ela hanım
evet efendim, dedi.
Bu tahribatı çok
kısa zamanda telafi etmek isterim, ancak bunu sihir yoluyla yapabilirim. Zira
ağaçların büyümesi yıllar alır.
Aksakkallı Bilge Dede haklısın kızım senin bir elinle ormanları
söndürmen, diğer elinle yeşertmen için
sihir gücünü ekliyecem. İki elini birleştirip yanıma gel. Ela Hanım dört
adım daha attı. Aksakkallı Bilge dede,
Ela Hanım’ın ellerini avuçlarının içine aldı. İçinden sihirli sözcükleri
fısıldayarak, enerjiyi diyer eline de
aktardı. Sonra onu yangın bölgesine
gönderdi. Bu enerji bile yetmiyordu çoğu zaman. Ela Hanım’ın azmi ve isteği
ancak bu büyük promblemle başedebilirdi. Yangın her yeri sarmalamıştı
adeta; burda kasıt olmadığına inanmak
çok zordu. Yetkililerin duyarsızlığı halkı çileden çıkarmıştı. Ela
Hanım’ın sihirli fısıltısı, halkın
yangın yerine koşmasına sebeb olmuştu.
Halk belli bölgelere müdahale edebiliyorlardı. Ela Hanım ise insanların pek
müdahale edemediği yerlere yoğunlaşıyordu. Uzun uğraşlar sonucu günler süren
yangın kontrol altına alınabilmişti. Her kes evlerine dağılınca ela hanım yanan
yerleri yeşertmek için sihir gücünü kullanarak yeniden yaşertmeye çalışıyordu.
Dünyanın bir çok yerinde yangınlar olurken, bir çok yer ise sular altında
kalmıştı. İşte Ela Hanım bu dengeyi sağlamaya çalışıyordu. Ela Hanım’ın görevi
kutsal ve değerliydi.
Eylül ise annesi
için endişelenmiş, sihir gücünü
kullanarak ona seslenmişti. Annesi görevi tamamladığını ancak onun yardımına
ihtiyacı olduğunu söylemişti.
İnsanlara
çaktırmadan iyilik halkasını bulaştırmak istedi. Eylül birer birer ulaşabildiği kişilere
dokunuyordu. Güzel insanları buluşturan bu olay daha duyarlı insanların
çoğalmasına neden oluyordu. Kötülük o kadar yayılmıştı ki; Ela Hanıma ve
Eylül’e çok iş düşüyordu.
28.08.2025
Mesime Elif Ünalmış

