Site icon Mesime ÜNALMIŞ

Bahar’ın Defteri

Reklamlar
  1. Bölüm – Defteri Kapatmak Sessizlikle Olur

Bahar’ın Defteri

  1. Bölüm – Defteri Kapatmak Sessizlikle Olur

Bahar artık görünmüyordu. Ama her yerdeydi. Onun adı bir vakıf, bir yöntem, bir okul, bir uygulama olmuştu. Ama en çok bir duyguydu. Sessizliğin içinden gelen, kelimelere dönüşen, bağlara evrilen bir duygu. Bahar, bir gün arşivin en sessiz köşesine gitti. Elinde eski defteri vardı. Sayfaları çevirdi. Her biri bir çocuk, bir anne, bir öğretmen… Ama son sayfa hâlâ boştu.

O gün vakıf, “Yeni Hikâyeciler” adlı bir program başlattı. Gençler, kendi defterlerini tutacak, kendi yöntemlerini geliştirecek, kendi bağlarını kuracaktı. Bahar bu programı uzaktan izliyordu. Bir genç, “Ben de bir Bahar olmak istiyorum,” dediğinde Bahar cevap vermedi. Ama defterine bir cümle yazdı: “Ben artık bir isim değilim. Bir ilhamım.”

Yeni hikâyeciler yazmaya başladı. Her biri bir kelimeyle, bir çizimle, bir sessizlikle… Mira artık bir eğitmen olmuştu. Aras bir hikâye anlatıcısı. Rüzgar bir müzik terapisti. Bahar onların gelişimini izliyor, ama müdahale etmiyordu. Çünkü artık onlar yazıyordu. Bahar defterine not düştü: “Ben başladım. Ama onlar sürdürüyor.”

Bahar’ın annesi son konuşmasını yaptı. Uluslararası bir konferansta, binlerce kişinin önünde. “Ben bir anneydim,” dedi. “Ama şimdi bir hikâyeyim. Ve bu hikâye, bir kelimeyle başladı.” Salonda sessizlik oldu. Sonra bir alkış yükseldi. Bir anne, “Ben de yazmak istiyorum,” dedi. Bahar’ın annesi cevap verdi: “O zaman son cümleni düşün.”

O gece Bahar’ın annesi defterini açtı. Son sayfaya bir cümle yazdı: “Ben hep korktum. Ama şimdi yazdım.” Bahar bu cümleyi okuduğunda sustu. Sonra annesine sarıldı. “Sen hep vardın,” dedi. “Ama şimdi herkes seni okuyor.” Kadın ağladı. Çünkü bazı cümleler sadece yazılmaz, affeder.

Bahar bir gün arşivin en sessiz odasında oturdu. Elinde defteri vardı. Son sayfa hâlâ boştu. Mira geldi. “Yazacak mısın?” dedi. Bahar cevap verdi: “Henüz değil.” Aras geldi. “Hazır mısın?” dedi. Bahar sustu. Rüzgar geldi. “Biz buradayız,” dedi. Bahar gülümsedi. “O zaman yazabilirim.”

Bahar kalemi aldı. Son sayfaya bir cümle yazdı: “Ben bir kelimeydim. Ama şimdi bir sessizliğim. Ve bu sessizlik, konuştu.” Mira okudu. Aras sustu. Rüzgar ağladı. Öğretmen geldi. “Bu son mu?” dedi. Bahar cevap verdi: “Hayır. Bu bir geçiş.” Öğretmen tahtaya bir cümle yazdı: “Defteri kapatmak sessizlikle olur.”

O gün Bahar defterini cam kutuya yerleştirdi. Arşivin merkezine. Üzerine bir not koydu: “Bu defter bir başlangıçtı. Ama şimdi siz yazın.” Çocuklar sırayla kutuya yaklaştı. Her biri bir kelime söyledi. “Ben.” “Ev.” “Işık.” “Cesaret.” Bahar hepsini duydu. Ama cevap vermedi. Çünkü artık onlar konuşuyordu.

Vakıf, Bahar’ın defterini dijital arşive taşıdı. Her kelime, her cümle, her çizim… Ama en çok son sayfa. “Ben bir kelimeydim. Ama şimdi bir sessizliğim.” Bu cümle, vakfın girişine yazıldı. Altına bir not: “Sessizlik, bir dil olabilir. Eğer dinlerseniz.”

Bahar artık sahneye çıkmıyordu. Ama her sahnede vardı. Her konuşmada bir cümlesi, her projede bir izi, her defterde bir sesi… Bir çocuk, “Ben Bahar’ı hiç görmedim ama hep hissediyorum,” dedi. Bahar bu cümleyi defterine yazdı. “Görünmemek, bazen daha çok görünmektir.”

Bir gün Bahar, arşivin kapısında durdu. Elinde yeni bir defter vardı. Ama bu kez kendi için değil. Yeni nesil için. Üzerine yazdı: “Devam.” Mira, Aras, Rüzgar… Hepsi birer sayfa yazdı. Bahar okudu. Ama yorum yapmadı. Çünkü artık onlar yazıyordu.

Ve böylece Bahar’ın defteri kapandı. Ama hikâyesi yaşamaya devam etti. Her sayfa bir mücadeleydi. Her kelime bir zafer. Her çizim bir bağ. Bu defter, sadece bir çocuğun değil, bir toplumun dönüşüm hikâyesiydi. Çünkü bir çocuğa şans verildiğinde, sadece o değil; etrafındaki herkes değişirdi. Bahar artık sadece bir öğrenci değildi. O, bir sessizlikti. Ve bu sessizlik, bir gün sessizce kapatıldı. Ama hikâye hâlâ yazılıyor.
24.09.2025
Mesime Elif Ünalmış

Exit mobile version