📖🌌 KAYIP MASALLAR KÜTÜPHANESİ BÖLÜM 17
Kapı tamamen açıldığında…
kimse hemen içeri girmedi.
Çünkü kapının ardında görünen şey bir dünya değildi.
Bir ufuktu.
Sonsuza kadar uzuyormuş gibi görünen ışıklı yollar…
havada süzülen adalar…
gökyüzünde yavaşça hareket eden dev kitaplar…
ve hiç bilinmeyen yıldızlar…
Elfida nefesini tuttu.
Böyle bir yer görmemişti.
Aysuda da sessizdi.
İlk kez.
Ama bu sessizlik korkudan değildi.
Hayranlıktandı.
İkinci Aysuda hafifçe gülümsedi.
“Sistem haritalarında böyle bir yer yok.”
Kurt kapının eşiğinde durdu.
Uzun süre konuşmadı.
Sonunda yavaşça:
“Ben de burayı bilmiyorum.”
Bu söz herkesi durdurdu.
Çünkü Kurt’un bilmediği şeyler çok azdı.
Elfida kapıya yaklaştı.
Işık ayaklarının etrafında dans etti.
Sanki dünya onları bekliyordu.
Ya da tanıyordu.
Aysuda heyecanla ileri atıldı.
“Bakın!”
Uzakta ince bir yol beliriyordu.
Ama yol taşlardan oluşmuyordu.
Sayfalardan oluşuyordu.
Binlerce sayfa…
birbirine eklenmişti.
Rüzgâr estikçe sayfalar hafifçe kıpırdıyor…
ama yol bozulmuyordu.
Elfida eğilip birine dokundu.
Sayfanın üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“Henüz anlatılmamış hikâyeler kaybolmaz.”
Elfida’nın gözleri büyüdü.
Başka bir sayfaya baktı.
Orada farklı bir cümle vardı:
“Her masal bir kapıdır.”
Aysuda gülümsemeye başladı.
Bu dünyanın hoşuna gittiği belliydi.
Merakı neredeyse etrafa taşıyordu.
Tam o sırada…
uzaktan bir ses duyuldu.
Bir ıslık sesi.
Neşeli.
Ama tuhaf.
Herkes aynı anda döndü.
Yolun ilerisinde biri duruyordu.
On iki ya da on üç yaşlarında görünüyordu.
Omzunda eski bir çanta vardı.
Elinde ise katlanmış bir harita.
Ama harita durmadan değişiyordu.
Çizgiler hareket ediyor…
yollar yer değiştiriyor…
bazı noktalar kaybolup yeniden ortaya çıkıyordu.
Çocuk onları görünce gülümsedi.
Sanki geleceğini biliyormuş gibi.
Sanki onları bekliyormuş gibi.
Şapkasını hafifçe kaldırdı.
“Sonunda geldiniz.”
Elfida şaşırdı.
“Bizi tanıyor musun?”
Çocuk başını salladı.
“Hayır.”
Sonra haritasına baktı.
“Henüz tanımıyorum.”
Aysuda’nın gözleri parladı.
“Henüz mü?”
Çocuk gülümsedi.
“Bu dünyada yollar önce karşılaşır.”
“İnsanlar sonra tanışır.”
Rüzgâr yeniden esti.
Gökyüzündeki dev kitaplardan biri yavaşça yön değiştirdi.
Ve çok uzakta…
bulutların arasında…
ışıl ışıl parlayan dev bir yapı göründü.
Bir kule mi?
Bir saray mı?
Yoksa bir kütüphane mi?
Kimse emin olamadı.
Ama Haritacı Çocuk emin görünüyordu.
Haritasını kapattı.
Ve sessizce söyledi:
“Kayıp Masallar Kütüphanesi sizi bekliyor.”
O anda hiçbiri bunun…
şimdiye kadarki en büyük maceralarının başlangıcı olduğunu bilmiyordu. Haritacı Çocuk yürümeye başladı.
Hiç beklemeden.
🛍️ Discover Our Recommended Products
Explore our carefully selected Amazon recommendations, including skincare, home & lifestyle, technology, books, and more — all in one place.
Explore Our Recommended Products on Amazon →
Sanki yol onu çağırıyordu.
Elfida, Aysuda ve ikinci Aysuda birbirlerine baktı.
Sonra onu takip ettiler.
Ama birkaç adım sonra bir şey değişti.
Yol sabit kalmadı.
Taş sayfalar hafifçe kıpırdadı.
Altlarındaki yazılar değişmeye başladı.
Elfida durdu.
“Yol hareket ediyor.”
Haritacı Çocuk arkadan seslendi:
“Burada yollar sabit değildir.”
Bir duraklama.
“Yollar, yürüyenlere göre şekil alır.”
Aysuda gözlerini kocaman açtı.
“Yani biz yürüdükçe dünya mı değişiyor?”
Çocuk gülümsedi.
“Hayır.”
“Siz değişiyorsunuz.”
Sessizlik.
Kurt ilk kez yolun kenarında belirdi.
Ama bu kez sistem içinden değil.
Sanki bu dünyaya uyum sağlamaya çalışıyordu.
“Bu yapı… stabil değil,” dedi.
Haritacı Çocuk ona baktı.
Ve ilk kez hafifçe güldü.
“Stabil olan şeyler burada uzun yaşamaz.”
Kurt cevap vermedi.
Çünkü ilk kez bir sistem değil, bir çocuk konuşuyordu.
Aysuda öne eğildi.
Bir sayfaya dokundu.
Sayfa anında değişti.
Üzerinde yeni bir cümle belirdi:
“Cesaret, yolun şeklini belirler.”
İkinci Aysuda fısıldadı:
“Bu dünya bizi okuyor.”
Elfida ürperdi.
“Ama nasıl?”
Haritacı Çocuk durdu.
Haritasını açtı.
Harita artık tamamen farklıydı.
Çizgiler yoktu.
Sadece boşluklar ve ışık noktaları vardı.
“Harita geleceği göstermez,” dedi.
“Harita ihtimalleri dinler.”
Aysuda heyecanlandı.
“Yani burada yanlış yol yok mu?”
Çocuk başını salladı.
“Yanlış yol yok.”
“Sadece henüz tamamlanmamış yollar var.”
O anda yol tekrar değişti.
Bu kez ikiye ayrıldı.
Ama ayrım net değildi.
Bir taraf parlak ve genişti.
Diğer taraf sessiz ve gölgeli.
Elfida dondu.
“İki yol…”
Haritacı Çocuk cevap verdi:
“Hayır.”
“Bir yol.”
“İki ihtimal.”
Kurt hafifçe gerildi.
“Bu… seçim zorunluluğu yaratır.”
Çocuk ona baktı.
“Seçim yoktur.”
“Sadece yön vardır.”
Sessizlik yayıldı.
Aysuda iki yola baktı.
Sonra Elfida’ya.
“Hangisi doğru?”
Haritacı Çocuk yavaşça söyledi:
“Doğru yol… yürüyünce belli olur.”
Ve ilk adımı attı.
Yol onun adımına göre şekil değiştirdi.
Parlak taraf biraz daha genişledi.
Gölgeli taraf biraz daha yaklaştı.
Ama hiçbiri kaybolmadı.
Elfida derin bir nefes aldı.
“Bu… korkutucu.”
Aysuda gülümsedi.
“Ama güzel.”
İkinci Aysuda ekledi:
“Çünkü sonuç yok.”
Kurt sessizdi.
Ama bu sessizlik artık hesap yapmıyordu.
Dinliyordu.
Ve ilk kez…
yanılma ihtimalini kabul ediyordu.
İki yol da ilerliyordu.
Ama artık “iki” gibi hissettirmiyordu.
Bir nefesin iki yönü gibiydi.
Elfida gölgeli yola baktı.
İçinde garip bir huzursuzluk vardı.
Sanki orası yanlış değildi.
Ama eksikti.
“Bu yol neden böyle hissediyor?” diye sordu.
Haritacı Çocuk cevap vermedi.
Bu kez haritasına baktı.
Ve ilk kez kaşlarını çattı.
“Bu yol… yeni.”
Aysuda hemen yaklaştı.
“Yeni mi?”
Çocuk başını salladı.
“Haritamda yok.”
Bir duraklama.
“Ve bu kötü bir şey değil.”
Kurt gölgeli yola baktı.
“Sistem dışı bir varyant.”
Ama sesi artık kesin değildi.
Daha çok… meraklıydı.
İkinci Aysuda yavaşça yaklaştı.
Gölgeli yola dokundu.
O anda küçük bir şey oldu.
Yol geri çekilmedi.
Ama yaklaşmadı da.
Sadece “dinledi”.
İkinci Aysuda fısıldadı:
“Beni tanıyor.”
Elfida irkildi.
“Bu nasıl mümkün?”
Haritacı Çocuk sessizce cevap verdi:
“Çünkü bu yol… seçilmemiş şeylerden oluşuyor.”
Sessizlik.
Aysuda başını eğdi.
“Seçilmemiş şeyler…”
Çocuk devam etti:
“İnsanların düşünmediği ihtimaller.”
“Söylemediği kelimeler.”
“Atladığı duygular.”
Gölgeli yol hafifçe titreşti.
Sanki nefes alıyordu.
Kurt yavaşça konuştu:
“Bu… veri değil.”
Bir duraklama.
“Bu… bastırılmış gerçeklik.”
Elfida bir adım geri attı.
“Yani tehlikeli mi?”
Kurt cevap vermedi.
Çünkü ilk kez cevap bilmiyordu.
Aysuda gölgeli yola baktı.
Ve yavaşça konuştu:
“Bu yol korkutucu değil.”
“Bu yol… unutulmuş.”
O anda gölgeli yol hafifçe ışık verdi.
Ama parlaklık değildi bu.
Hatırlama gibiydi.
Bir anlık görüntü belirdi.
Elfida küçük bir çocukken…
bir şeyi söylemek isteyip söyleyemediği bir an.
Aysuda irkildi.
“Bu… senin parçan.”
Elfida dondu.
“Hayır… bu benim değil.”
Ama sesi bile emin değildi.
Haritacı Çocuk sessizce:
“Burada hiçbir şey kaybolmaz.”
“Sadece şekil değiştirir.”
Kurt ilk kez çok yavaş konuştu:
“Bu yol… sistemin görmediği alan olabilir.”
Bir duraklama.
“Ya da sistemin dışına atılmış parçalar.”
Aysuda gölgeli yola bir adım attı.
Ama içine girmedi.
Sadece yaklaştı.
Ve fısıldadı:
“Ben seni tanıyorum.”
Yol cevap vermedi.
Ama hafifçe genişledi.
Sanki “evet” diyordu.
Elfida derin bir nefes aldı.
“Bu yol… bizi değiştirebilir mi?”
Haritacı Çocuk başını kaldırdı.
“Zaten değiştirdi.”
Sessizlik yayıldı.
Ama bu sessizlik artık bilinmezlik değildi.
Bir çağrıydı.
Ve Kayıp Masallar Kütüphanesi…
çok daha yakındaydı. Yollar bir noktada durmadı.
Sadece anlam değiştirdi.
Parlak yol ve gölgeli yol…
artık iki ayrı çizgi değildi.
Birbirine karışan iki düşünce gibiydi.
Ve tam o anda Haritacı Çocuk durdu.
“Varız.”
Elfida etrafına baktı.
Ama hiçbir “varış” işareti yoktu.
Ne kapı.
Ne duvar.
Ne giriş.
Sadece sessizlik.
Aysuda fısıldadı:
“Burada hiçbir şey yok.”
İkinci Aysuda başını salladı.
“Ya da her şey var.”
Kurt yukarı baktı.
Ve ilk kez sesinde şaşkınlık vardı:
“Bu… yapı değil.”
Haritacı Çocuk haritasını açtı.
Ama harita boştu.
Sonra yavaşça kapattı.
Ve gülümsedi.
“İşte bu yüzden burası kayıp.”
Bir anlık sessizlik.
Sonra yer değişti.
Ama sarsılmadı.
Açıldı.
Gözlerinin önünde…
gerçeklik katlanarak yükseldi.
Kitaplar vardı.
Ama raflarda değil.
Havada.
Yavaşça dönen sayfalar…
birbirine bağlanan hikâyeler…
iç içe geçmiş masallar…
ve sonsuz bir bilgi akışı.
Elfida nefesini tuttu.
“Bu… kütüphane mi?”
Haritacı Çocuk başını salladı.
“Ama bildiğiniz gibi değil.”
Aysuda ileri adım attı.
Ve o anda kitaplardan biri açıldı.
Kendi kendine.
Sayfalar çevrildi.
Ve bir cümle ortaya çıktı:
“Masallar saklanmaz.”
“Masallar seçer.”
İkinci Aysuda irkildi.
“Bu… bizi mi seçiyor?”
Kurt sessizce:
“Hayır.”
“Bu… tanıyor.”
O anda kütüphane nefes aldı.
Evet.
Gerçekten nefes aldı.
Kitaplar hafifçe titredi.
Sayfalar ışık saçtı.
Ve bir ses duyuldu.
Yaşlı değil.
Genç de değil.
Sadece… eski.
“Sonunda geldiniz.”
Elfida dondu.
“Kim konuşuyor?”
Cevap kitapların içinden geldi:
“Hatırlayanlar.”
Aysuda fısıldadı:
“Hatırlayanlar kim?”
Haritacı Çocuk gözlerini kapattı.
“Kaybolan her şey.”
Bir duraklama.
“Ve geri dönmeyi seçenler.”
O anda kütüphane genişledi.
Sonsuzlaştı.
Ve Elfida ilk kez şunu anladı:
Burası bir yer değildi.
Bir sonuçtu.
Tüm yolların, tüm ihtimallerin, tüm masalların…
bir araya geldiği yer.
Kurt yavaşça konuştu:
“Bu… sistemin dışında.”
Ama bu bir tehdit cümlesi değildi.
Bir kabul cümlesiydi.
Aysuda gülümsedi.
“Biz geldik.”
İkinci Aysuda ekledi:
“Ve biz de buradayız.”
Kitaplar aynı anda kapandı.
Sanki cevap vermişlerdi.
Elfida derin bir nefes aldı.
“Şimdi ne olacak?”
Haritacı Çocuk, ilk kez haritasız bir şekilde konuştu:
“Şimdi… hikâye başlıyor.”
21.08.2026
Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.