Site icon Mesime ÜNALMIŞ

İNSANLIK SINIFTA KALDI

Reklamlar

İnsanoğlu ben merkezci davrandığı sürece, birlikte var olmanın gerekliliğini algılamamakta ve gerekli zemini oluşturamamaktadır. Ya da bu

zeminin bilincinde olmayarak, tüm kazanımları hor kullanmaya devam ettiği

sürece, sınıfta kalmaya devam edecektir. Tarih boyunca insanlık, hayvansal

gereksinimlerinin peşine düştü. Nedir bu hayvansal gereksinimler?

“beslenmek, barınmak ve hayatta kalabilmek”. İnsanoğlunun hiç

küçümsenemeyecek büyük bir çoğunluğu bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için

bir ömür tüketiyor. Diğer azınlıkta olan kişiler ise bencil davranıp sadece

ceplerini doldurmanın peşine düşüyorlar.

Ancak algılamadıkları şey, ya da hesaplamadıkları şey, büyük bir çoğunluğun

olduğu kitlelerin arasında, yani bu kitlenin kıtlıkla karşı karşıya kaldığı bu

dönemde hiç kimsenin huzur içinde yaşayamayacağıdır. Bu egoist beyinler

dünyayı iyi yönettiklerini düşünseler de, asla huzurlu ve mutlu olamazlar. Dünya

bu kadar açlık ve sefalet içindeyken bu yöneten akıl da, korku içinde yaşamaya

devam edecektir. Millattan önce ki yıllara baktığımızda, aynı noktada

olduğumuzu görüyorum. Beslenmek barınmak ve hayatta kalabilmek, yaşamak

için tek amacımızın bu olmadığı kanaatindeyim. Günümüzün yaşam koşullarına

baktığımızda, hala karın tokluğuna çabalamamız ne büyük bir acı!’ Bu durumu

karşılaştırdığımızda, önemli değerlerimizin de koybolduğunu düşünüyorum.

Hatta daha da gerisinde olduğumuzu düşünüyorum. En azından insanı değerler

yok olmamıştı. Bizi hayvanlardan ayıran özelliklerimiz vardı. Ancak şimdi

hayvanların karşısında gülünç duruma düşen bir insanlık krizi yaşanıyor.

Teknolojiyi yakalamış olabiliriz, çeşitlilik artmış olabilir. Birçok konuda

gelişmişlik kazanmış olabiliriz. Ancak bu bizim yol kat ettiğimizi göstermiyor.

Hala karın tokluğuna ömür tüketen bir bir insanlık dramı yaşanıyor. Dünyada

var olan tüm sorunlara küçük bir dokunuşla iyileşmeler yapılabilir. Ancak

bunun olması için tüm dünyada insanlığın, iyi niyetin, ahlakın, eğitimin,

toplumsal mücadelenin, liyakatın ve kurumların bu vasıflara göre hareket

etmesinin gerekliliğinin yerine getirilmesi gerekiyor. Kötülerin, kısaca insanlığa

ve doğaya her türlü zarar veren bu varlıkların yasalar karşısında çok ciddi

yaptırımlarının sağlanması gerekiyor. Üreten kitlelerin emekçilerin hak ettiği

şekilde karşılığını alması gerekiyor. Dünyayı batırıp farklı gezegenlerde

yaşamayı uman bu beyinlerin bir yere ulaşamayacaklarının bilincine varmaları

gerekiyor. Bu beyinlerin, şu soruyu kendilerine sormaları gerekiyor. Ben neden

varım, yaşama sebebim nedir? toplum mu insan için var. Yoksa insan mı toplum

için var. Bunca yılı hayvansal gereksinimlerimizin peşinde koşmamız, maalesef

çok üzücü, karın tokluğuna yaşamak zorunda kalan ve yetersiz bir eğitim ile söz

sahibi olamayan topluluklar, düzene uyum çabası göstermekten başka çare

bulamıyor. Sadece diplomalı cahiller çoğalıyor. öğrenmeyi, bilmeyi ilke

edinemeyen bir toplum da söz sahibi olamıyor. Bu durum varlıklı insanların en

büyük ayıbıdır. Toplumun yapısını alaşağı eden bu beyinler insana değer ne

varsa kaybettiriyor. Bir süre sonra, toplumun büyük bir kısmı, ya kötü olanın

yanında yer alıyor ,ya da akıntının kurbanı oluyor ve dünyadaki en tehlikeli canlı

haline geliyor. Akabinde bizi takip eden çocuklarımız, gücü kötülük olarak

algılamaktadır. Zaten bu beyinler çeşitli oyunlarla kötülüğün temelini

oluşturmaktadır. Teknolojiye çok vakıf olamayan ebeveynler ise bu tehlikeyi

kontrol edemekmektedir. Üretemeden tüketen bir toplum, belki de dünyadaki

nimetlerin var olan tüm canlıların ihtiyaçlarını karşılayabilecekken, kötülerin

hakim olduğu yönetim sisteminde insanlık sınıfta kalıyor. Doğru yönetim

olmadığı sürece ,insanlık karın tokluğuna yaşamaya devem edecektir. Üretimde

her insanın yeteneği doğrultusunda beceriler kazandırarak daha fazlasını elde

etmenin gayratini gösterebilirler. Aç kalma korkusuyla insanlar birbirlerine

savaş açıyor. Bugün güven içinde büyümeyen çocuklar, gelecekte çok daha

tehlikeli işlere imza atacaklardır. Kötülükle beslenen kötülük yapar algısını

iddrak etmemiz gerekiyor. Ülkelerin birbirlerine karşı sınırlarına saygı

duymaları ve iç işlerine karışmamaları gerekiyor. Bundan sonra izlememiz

gereken yol tüm değerlerimizi henüz okula başlayan çocuklarımıza aşılamamız

gerekiyor. Tüm dünyada ortak derslerin ,hatta öncelikli derslerin ahlaklı olma ,

dürüst siyaset, adaletli olma, toplumda doğru davranmanın gerekliliği, çevre

bilinci, sınırlar ötesine saygı, doğru iletişim becerileri,, kültürel zenginlik v.b.

gibi derslerin yer alması gerekiyor. Ülkeler en etkili silahlar üretmek yerine ,

öncelikleri insan olmaya yönelik doğru ve faydalı işlere imza atmaları olmalıdır.

Öldürücü aletlerin üretimine son verilmelidir. Bir yandan açlık yaşanırken, diyer

yandan korkunç bir israf yaşanıyor. Bu bilinçsiz tüketime son verilmesi

gerekiyor. Belediyeler doğru projelerle herkesi çok kısa zamanda ev sahibi

yapabilir. Her şeyin çok basit yolları var. Yeter ki iyi niyetli olunsun. Gerisi çirkin

oyunlardan başka bir şey değil! Ey dünyayı yöneten akıl! gelin tüm varlıklarımızı

insan olma yolunda harcayın. Etrafınızda aç insanlar oldukça yaşamanız da

mümkün olmaz. Dünyayı batırıp farklı gezegenlerde yaşamayı uman beyinler,

huzuru hiçbir zaman bulamayacaklar. Bütün gezegenleri dolaşsanız da

kaybetmeye mahkumsunuz. Çok geç olmadan gelin, ortak akılla iş birliği yapın.

Değerler seviyesine ulaşmanızın formülü var. Biraz iyi niyet! “ kötülükten

medet umanların” bir gün tarihin tozlu raflarında yerlerini alacaklar. Artık

hayvansal gereksinimlerimizin yerini insanı gereksinimlerin alması lazım. Yani

her alanda kültürel dinamizmin, tüm toplumda varlığını yaşatması adına,biraz

insan olmaya davet ediyorum. İnsan kendi türünü yok etmemeli…

MESİME ELİF ÜNALMIŞ

Exit mobile version