VEDA

Hava henüz ışımadan iş yerindeydim. Ders zili 07.30’da çalıyordu. Ben odamda sınav sonuçlarını çıkardıktan sonra listeleri astım. Sonra odama tekrar geçip kahvaltımı yaptım.  Ancak içimde garip bir sıkıntı vardı. O sırada ikinci ders zili çaldı. Çocuklar derse girince  bende fotokopileri çekiyordum. Telefonum çaldı. Kayıt bölümünde çalışan arkadaşım, santralde birinin benimle görüşmek  istediğini  söyledi. Bağlamasını istedim. Telefondeki ses eniştemdi.  Biraz şaşırdım. Beklemediğim  hatta telefonda pek görüşmediğim eniştem, nasıl olduğumu sordu. Ardından  annemler bana ulaşamayınca  kurum’un telefonuyla beni aramasını rica ettiklerini söyledi. Sesi endişeliydi, aklıma kötü şeyler geliyordu. Eniştem lafı geveliyor, konuya nasıl gireceğini düşünüyordu. Bir şey söyliyecem üzülme! dedi.  Herkesin başına gelir.  Kendi içimde   sıkıntımın nedeni bu telefona bağlı galıba diye geçirdim. Saniyeler içinde bin bir çeşit şey geldi aklıma; enişte artık neler olduğunu söyler misin? dedim.

Eniştem endişeli bir sesle,  Alişan amcan hakkın rahmetine kavuştu! dedi.

Sonrasını duymadım…

Ve yere yığıldım. Kabullenemedim.  Bir an hayat durdu benim için. Konduramadım ölümü, beni bırakamaz, bunu yapamazdı! Bir süre sonra ölümün gerçekliğini, tüm vücudumda hissettim. Çığlıklarım  gözyaşlarıma karışmıştı.  Odamın kapısını kapattım. Kimseyle görüşmek istemedim. Bir süre sonra, arkadaşlarım müdürüm, kapıyı açmaya çalıştılar. Beni yalnız bırakmalarını söyledim. Müdürüme amcamı çok sevdiğimi bir çok şeyi ona borçlu olduğumu söylerdim.  Benim için ne kadar değerli olduğunu her fırsatta  söylerdim. Beni anlayacağını biliyordum. Ancak kapıyı zorlamaya başladılar. Çıkmak istemedim  odamdan,  bir süre sonra  kapıyı açtım.  Çünkü amcam kilometrelerce uzaktaydı. Gitme imkanımı gözden geçirdim.  Bir çıkmazın içinde hissettim. Sonra ne olursa olsun gitmeliydim diye düşündüm.  Annemle gidebilirdim belki.  Yarım saat’in sonunda eşim ablası ve eniştem  beni almaya geldiler. Hiç konuşmak istemedim, bir yarım gerceyi kabul etmiyordu. Eve gidene kadar tek kelime etmedim. Onlar da kendi halime bıraktılar beni.

Eve vardığımda, en küçük kardeşim  vardı. Annem,  babam, abim ,ablam çoktan yola koyulmuşlardı. Geç kalmıştım. İçinde bulunduğum koşulları göz önünde bulundurup, beklememeği tercih etmişlerdi.  Gidememiştim ve bu benim canımı daha çok acıtmıştı. Köyümüzün gençleri köye akın etmşlerdi. İmkanı olan  masalcı amcasını yalnız bırakmamıştı. Gİdemeyenler telefona sarılmışlardı. Köyümüze derin bir hüzün çökmüştü. Soğuk kış geçelerinin masalcı amcalarını kaybetmişlerdi.   Bu kayıp beni çok derinden  etkilemişti. Üzerinde çok uzun yıllar geçti.  Ancak her andığımda  gözlerim doluyordu. Canım sıkıldığında onunla konuşur gibi yaparıdm. Geceleri uyanıp,  gündüz biriktirdiğim  gözyaşlarımı akıtırdım.  Bu beni rahatlatıyordu. Hiç bir ölüm bu kadar canımı acıtmamıştı. İki üc yıl arayla babamı, ardından abimi trafik kazazında kaybettim. Her kayboluş bir hüzündür,  kendi ekseninde, ancak; daha çok hıkayemizi paylaştığınız kişiler,  başka izler bırakıyor benliğinizde.   Ben onu sonsuza dek yaşatmak isdedim. Kitaplarımda ve yazdığım bir çok öyküde onun ismi geçer.  Ona  vefa  borcumu bu şekilde ödüyorum, belkide…

Köyümden o kadar çok koptum ki  24 yıl  boyunca gidemedim. Çalıştığım kurumda  iki yıl önce yıllık izne çıktım.  Birden memleketime gitmek istedim. Annem iki hafta önce  gitmişti.  Ben gerekli hazırlığı yaptıktan sonra, ertesi gün yola koyuldum. Uzun ve aktarmalı bir yolculuktan sonra, köye varmıştık. Bizi annem karşıladı. Dolmuştan inince, etrafıma bakındım garip bir hissiyat, her şey küçücük göründü gözüme, oysa çocukken kacamandı köyümüz. Attığım her adımda anılarım bir bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Duygulandım hemen sağ tarafta öğretmen lojmanı vardı. Köyün erkekleri ,sonbaharda cılız parlayan güneşte ısınabilmek için duvarın dibine yanaşırlardı. Duvara baktım. Sanki amcam her zamanki yerini almış bana gülümsüyordu. Gözlerim doldu,  annem’in sesiyle irkildim! Ölümün gerçekliğini bir kez daha hatırlayarak hızlı adımlarla yürüdüm. Eve girdiğimde ilk baktığım yer  Amcam’ın odasıydı. Kapısını araladım, bir  boşluk hissettim. Hemde kocaman bir boşluk. Seni görmek için çok geç kaldım canım amcam…

Gözlerim doldu. Kimseye hissettirmeden sildim gözyaşlarımı.  Aslında hemen mezarına gitmek istedim, ancak annem ertesi gün gitmeyi önerdi.   dışardan biri geldiğinde  köy sakinleri de mutlaka  mezara gidinlere  eşlik ederlerdi.  Mecburen ertesi günü bekledim.  Sabah erkenden kalktık ablam börek yapmış yanında yoğurt  peynir  zeytin getirmişti. Ben ise bir an önce, mezarlığa gitmek istiyordum. Kahvaltımızı yaptıktan sonra etrafı toparladık. Nihayet köy sakinleri uyanmıştı  kahvaltıdan sonra yola koyulduk. Attığım her adımda anılarım gözümün önünde canlanıyordu. Biraz ilerde ortaokul vardı. Bu okulda  okumuştum.  Çok güzel bir okuldu .  Okulu gördüğüm zaman yaşadığım heyecen ve sevinç,  okula yaklaştıkça yerini öfke ve ardından derin bir hüzün aldı. Okul vasfını kaybetmş  çevre köylerden tanımadığım bir adam okul bahçesine arı kovanlarını yerleştirmiş hemen köşede  ahır yapmış. bahçede biten otlar hayvanları için bulunmaz bir fırsat  olmuştu  sanki.  500’ü aşkın öğrencinin yerini  inekler almıştı. Bu sahneye daha fazla dayanamadım ve hızla uzaklaştım.  Bir yandan ablam bana yaşanan şeyleri anlatıyordu. Mezarlığa giderken üstümüz başımız yapışan otlarla dolmuştu. Zaten cocukların yürümesi mümkün değildi. Bize eşlik edenler arasında tek çocuk kızım ve yiğenimdi. Yol çok kötü olduğu için kucağıma aldım.  Ablam bir ay önce mezarlığın etrafını temizlemişti. Yavaşça yere bıraktım kızımı. Canım amcam,  işte  öylece  orda yatıyordu. Onca yıl ona olan özlemim gözyaşlarıma karışmıştı. Mezar taşına damlayan gözyaşlarımı usulca sildim. Kızım neden ağladığımı soruyordu. Ona sonra anlatacağımı söyleyerek mumları yaktık sonra lokmaları dağıttık. İçim daralmıştı. Bize eşlik eden köy sakinleride   mezarlıkta kendi akrabalarını ziyeret ediyorlardı bir yandan da. Ablam beni daha fazla tutmak istemedi. Son kez veda ederek ayrıldım oradan. Kızımı da üzmek istemedim. Bu veda garip bir şekilde sonsuz bir huzur  hissettirdi. Ona verdiğim sözü tutmuştum. Onun adını yaşattığım için  mutluydum. Ve onun masallarıyla büyüyen çocukları da!  Eve doğru yol aldık.  İki  hafta  süren köy yolculuğunu, tunçelinin  görülmeye değer yerlerini gezerek sonlandırmıştık. 


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın