
Güven bulunduğu bölgede nam salmış. Her kes onu bir kahraman gibi görmekteymiş. Sık sık abileriyle görüşerek hal hatırlarını sorarmış. Abileriyle bağını koparmamaya ve onların gönlünü hoş tutmaya özen gösterirmiş. Güven’nin iyi niyeti sayesinde kardeşleri de o iyilik zincirinin birer halkası haline gelmişler. Onlar da zor durumda olan insanlara yardım ederlermiş. Huyları güzelleştikçe gün gün yüzleri de güzelleşiyormuş. Her birinin bu tılsımı fark etmesi üzerine, bu durum onları daha da motive etmiş. İyilik yapmaktan keyif alır hale gelmişler. Bütün kardeşler çevredeki herkese örnek olmuşlar. Ablaları da mutlu birer hayat sürmüş. Ancak küçük ablası uzun süre evli kalmasına rağmen çocukları olmamış. Kocası Zeynel Efendi bütün sevgisini Emine’ye verse de içinde hep bir ukte kalmış. Güven ablasının bu haline çok üzülürmüş. Bu konuda ne yapacağını düşünüp duruyormuş. Birden zehirli ağacın verdiği sözü hatırlamış. Biraz düşündükten sonra zehirli ağacın yanına gitmeye karar vermiş.
Zehirli ağacın karşısında öylece durmuş. Ağacın dallarında ciddi bir hareketlilik görmüş. Adeta dans eder gibi bir o yana bir bu yana savırlıyormuş. Zehirli ağaç Güven’in konuşmasını bekliyormuş. Sonra Güven’e bakarak gülümsemiş. Zehirli ağacın gülümsediğini görünce rahatlayarak ondan bir isteği olduğunu söylemiş. Ablasının iyi yürekli biriyle evlendiğini, ancak uzun süre evli olmalarına rağmen çocuğunun olmadığını ve bu konuda ablasının çok üzüldüğünü söylemiş. Onun için zehirli ağaçtan yardım istediğini söylemiş. Zehirli ağaç ona her zaman yardım edeceğini söylemiş. Dallarından birini güvenin önüne eğerek üç tane meyve koparmasını söylemiş. Bu meyvelerin her birini bir ayda yemesini söylemiş, ardından eklemiş her yediğinde güzel ve sağlıklı bir çocuğum olsun diyerek içinden üç kez tekrarlasın, demiş. Güven meyveleri kopardığı gibi evin yolunu tutmuş. Heyecanla ablasının evine giderek kapıyı çalmış. Kapıyı Emine açmış. Güven’in telaşını anlamaya çalışmış. İçeriye buyur ederek , bu telaşının nedenini sormuş.
Güven ablasına, artık seninde çocukların olacak, demiş. Elindeki meyvelerin tılsımlı olduğunu ve tarif edeceği şekilde yemesini söylemiş. Emine teleşlanmış, Güven’i dinleyerek tarif ettiği şekilde, meyvelerden birini yiyerek dua etmiş. Diğer iki meyveyi de saklamış. Güven eve dönerken, o günden sonra ablasından güzel bir haber beklemeye başlamış. Emine ikinci meyvesini de yemiş. Bir ayın sonunda, üçüncü meyveyi de yemek üzere sakladığı yere bakmış, ancak meyvesini bulamamış. Emine’yi bir telaş sarmış. Heman Güven’e haber vermiş. İkisi de ne yapacağını şaşırmış. İki kardeş kara kara düşünmeye başlamışlar. O sırada Zeynel Efendi kapıdan içeri girmiş. Onları öyle görünce, ne bu haliniz? diyerek merakla sormuş. Emine olanları anlatmış. Zeynel Efendi ben nereden bilebilirdim. Meyvelerden birini ben yedim demiş. Güven hiç sesini çıkarmadan oradan ayrılarak sihirli ağacın yanına tekrar gitmiş. Olanları anlatmış. Zehirli ağaç biraz düşündükten sonra cevap vermiş. Merak etme ablanın çocuğu olacak, ancak çocuğun bacakları tutmayacak ve yürüyemeyecek, demiş. Güven bunun üzerine daha çok üzülmüş. Zehirli ağaç Güven’in üzülmesini istemiyormuş. Zehirli ağaç birden kahkaha atmaya başlamış. Güven sinirli bir tavırla ağaca bakmış, gülmesine anlam verememş. Zehirli ağaç gülmeyi kesmiş, sonra sakin ol Güven, söylediğim şey yerine getirilirse, çocuk yaşını doldurunca yürüyebilecek demiş. Güven tekrar umutla ağaca bakmış. Zehirli ağaç eğilerek, Güven’in kulağına bir şeyler fısıldamış. Sonra hızla ordan ayrılarak ablasının yanına gitmiş. Zehirli ağacın istediklerini ablasına iletmiş ve çaresiz bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Emine gebe kalmış.
Aradan dokuz ay geçmiş ve doğum gerçekleşmiş. Güzel bir kız çocuğu dünyaya gelmiş. Ancak zehirli ağacın söylediği gibi ayakları tutmuyormuş. Güven zehirli ağacın istediği şeyi hatırlatmış. Ablası çocuğun sağlığına kavuşması için bir yıl boyunca bebeği günde bir defa o ağacın altında emzirmesi gerektiğinin farkındaymış. Çaresiz, zehirli ağacın bu şartını hiç zaman kaybetmeden yerine getirmek için, doğumdan sonraki gün başlamış zehirli ağacın yanına gitmeye. Bir yıl boyunca yürüyerek, bu ağacın altında oturarak bebeğini emzirmeye başlıyacakmış. Tam o sırada ağaç gür bir sesle, Emine’ye seslenmiş. Zehirli ağaç beni dikkatli dinle! demiş. Emine telaşla arkasını dönerek zehirli ağacın gövdesine bakmış. Pür dikkat ağacı dinlemiş. Çocuğunu her emzirdiğinde sütünden üç damlasını benim gövdeme dökeceksin, demiş. Emine tamam diyerek, söylendiği gibi sütünden üç damlasını ağacın gövdesine damlatmış. Bu bir yıl boyunca devam etmiş. Bir yılın sonunda çocuk yürüyerek sağlığına kavuşmuş. Sihirli Ağaç yaptığı iyilik sayesinde zehirinden yavaş yavaş arınmaya başlamış. Mehmet Efendi’ye aşık olan gargamel burunlu çirkin kadın tarafından lanetlenen ağaç, zehirli meyveler veriyormuş. Yılda iki defa meyve veren bu zehirli ağaç, bir mevsimde zehirli meyveler verirken, diğer mevsimde güzel yürekli insanlara şifa dağıtırken, kötü niyetli insanları çeşitli hayvanlara dönüştürürmüş. Ancak ağacın zehirinden tamamen arınması için, gargamel burunlu kadının bedduasını geri alması gerekiyormuş. Güven o kadını bulmak için aramaya başlamış.
Mesime Elif ÜNALMIŞ
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.