
Bahar Teyze, çok kavgacı biriydi. Herkes ondan çekinirdi. Malına mülküne o kadar düşkündü ki kimseyle komşu olmayı becerememişti. Tabi biraz da yaşlıydı. Her işe yetişemiyordu. Yalnız yaşadığı için, sıkıntıdan olacak ki her fırsatta birilerine bulaşır, kavga çıkarırdı. Çirkin sesiyle bağırır dururdu. Bahçesindeki meyveler de çoğu zaman dalında kurur ya da çürüyüp giderdi. Ama yine de huysuzluk yapıp, kimsenin ağacın dalına dahi uzanmasına izin vermezdi. Bahar teyzenin birde bağı vardı. Bu bağda ki üzümlerde, çoğu zaman toplanmadan dalında kuruyup giderdi. Bahar teyzenin komşumuz olması da büyük talihsizlikti. Her sabah birilerine bağırırken görmekten çok sıkılmıştım. O çirkin sesiyle huzurumuzu kaçırırdı. Ben yine Bahar teyzenin bağırtılarından rahatsız olmuştum. Anneme, “arkadaşlarımla piknik yapmayı düşünüyorum” dedim. “Eğer arka- 15 daşlarım da kabul ederlerse kızılcık yaylasına gidip eğleniriz” dedim. Annem bana izin verdi. Ve arkadaşlarım Birgül, Derya, Melis ile Kızılcık yaylasına gittik. Kızılcık yaylası piknik yapmak için olağanüstü bir yerdi. Her yerde sular akıyordu. Akan sular bir derenin içinde akıp gidiyordu. Yalnız bu sular yazın kesilirdi. Kesilen sular derede güzel taşların oyuntuların oluşmasına sebep olmuştu. Ben de arkadaşlarımı bu oyutuların olduğu yere götürdüm. Orada bir güzel piknik yaptık. Sonra da saklambaç oynadık. Ben farkında olmadan Bahar Teyze’nin bağlarında saklandığımı farkettim. Sessizce etrafıma bakıyordum. Birbirinden güzel üzümler gözüme ilişti. “Bir dal yesem bir şey olmaz, zaten Bahar Teyze toplamıyor.” diye düşündüm. Dayanamayıp saklandığım yerde, bir dal koparıp yedim. Üzüm çok lezzetliydi. Kendi içimden, “bencillik etmeyeyim, bu güzel üzümleri arkadaşlarımla paylaşmalıyım” diye düşündüm. Saklandığım yerden çıktım. Arkadaşlarımı da sessizce yanıma çağırdım. Onlara lezzetli üzümleri gösterdim. Hep beraber yemeye başladık. Çatlayana kadar yedik. Derya; “zaten Bahar Teyze bu üzümleri haketmiyor.” dedi. Melis, Derya’nın söylediklerini onaylar gibi kafasını salladı. Hep beraber gülüştük. Birgül, “kızlar bir fikrim var, bakın biz okulda teneffüslerde bir şeyler atıştırmak istiyoruz ya işte güzel bir fırsat, bu üzümleri toplayıp, oynadığımız oyuntu taşlarına 16 dizelim, kuruyunca gelip alırız, okul açıldığında hep beraber yeriz.” dedi. Bir süre bakıştıktan sonra, Melis; “Ne düşünüyorsunuz, zaten toplamıyor bizim işimize yarar.” dedi. Derya, “tamam” dedi. “Hadi toplayalım arkadaşlar.” Birgül, “o halde çok sessiz olmalıyız, Bahar teyze görürse hem bizim hem ailelerimizin canını okur.” dedi. “Evet haklısın.” dedim. Başladık eteklerimize doldurup toplamaya. Yaklaşık 20 kg üzüm toplayıp, oyuntuların olduğu yere dizdik. Bu üzümler bizim için sırdı. Bu sırrımızı kimseye anlatmamaya karar verdik. Aradan günler geçti. Gelip kontrol ettik. Her şey yolunda görünüyordu. Bir süre sonra havalar iyice bozmuştu. Biz ise üzümleri tamamen unutmuştuk. Çarşamba sabahı korkunç bir şekilde şimşek çakıyor, yağmur yağıyordu. Heryeri sel almış, annem ise kapının önünde ıslanan eşyaları içeri almaya çalışıyordu. Birden aklıma topladığımız üzümler geldi. “Eyvah! Üzümler” dedim. Umarım bir şey olmamıştır diye geçirdim içimden. Birkaç saat sonra yağmur yerini güneşe bırakmış, sular çekilmeye başlamıştı. Ben Birgüllre gitmek için annemden izin aldım. Annem de ‘tamam git’ dedi. Ben koşarak gittim, Birgüllerin kapısını çaldım. Üzümlerden bahsettim. Birgül Derya’yı ben Melis’i çağırdım. Hep beraber Kzılcık yaylası’na gittik. Oyuntulara koyduğumuz üzümlerden eser kalmamış. Sel hepsini silip süpürmüştü. Büyük hayal kırıklığına uğradık. 17 Melis gülümseyerek, “izinsiz aldığımız bu üzümleri, Allah bize yemeyi nasip etmedi.” dedi. Birgül, “haklısın, bir daha izinsiz kimsenin bahçesine girmeyelim.” diyince; hepimiz el ele verip söz verdik. Bir daha asla izinsiz işe kalkışmayacağız.
27.05.2023.Mesşme(Elif) ÜNALMIŞ.
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.