GÖZÜN AYDIN KOCAN ÖLMÜŞ

clouds in the sky during sunset
Photo by Disha Sheta on Pexels.com

 Ben, Sedef, Pelin ve Buse birlikte oynar, bütün günü birlikte geçirirdik. Bizim köyümüzde üç mahalle vardı. Aşağı Mahalle, Yukarı Mahalle ve Orta Mahalle. Bu tanımlama genelde bütün köylerde vardı. Köyün büyük ya da küçük olması pek bir şey değiştirmezdi. Ya ikiye, ya da üçe ayrılırdı. İsimlerde değişmezdi. Herkes kendi mahallsindeki insanlarla daha çok görüşüyordu. Biz de bu arkadaş grubumuzla eğleniyorduk. Peli’nin babası bizim müzik öğretmenimizdi. Aynı zamanda köylümüzdü. Pelinlerin evinin karşısında ilkokul vardı. Biz de okul çıkışı, okulun arka bahçesinde oynardık. Hemen yanı başımızda elma ağaçları vardı. Bu elmalar o kadar ekşiydi ki kimse yemeye cesaret edemiyordu. Biz ise oyuna dalıp eve yemek yemeye bile gitmiyorduk. Bütün günümüzü okulun arka bahçesinde ve elma ağaçlarının altında geçiriyorduk. Peli’nin babası ise bu 36 elmaların sahibi gibi davranıyordu. Çünkü okulun bahçesinde idi. Biz ise Pelin yanımızda olduğu için bol miktarda toplardık. Topladığımız elmaları temiz bir taşın üzerine koyup ezerek yumuşatıp, tuzlayıp yerdik. Tuz elmaların ekşiliğini alıyordu. Bize lezzetli de geliyordu. Hemen yan tarafımızda, büyük bir taştan yaklaşık bir metre büyüklüğünde içi oyulmuş bir düzenek vardı. Bu düzeneğin içine bazen buğday dövülür, bazen de dut kurusu ezilir içine ceviz eklenir, kışın afiyetle yenirdi. Bizim mahallenin kadınları yine iş başındaydı. Herkes sırayla elindeki oyuntulu çukurun içine özel aletlerle yapılan düzeneğe var gücüyle döverek, içindeki malzemeyi eziyordu. Hatice teyze de aralarından ayrılarak eve doğru gitti. Aradan yarım saat kadar geçmişti. Bir çocuk kadınların yanına giderek, heyecanla, “Hasan Amca kayalıklardan kayarak düşüp, ölmüş.” dedi. Çocuk haberi herkese duyurmaya çalışıyordu. Bu durum bizi mutlu etmişti. Hasan Amca, Hatice Teyze’nin kocasıydı. Ben de bu haberi Hatice Teyze’ye vermek için yola koyuldum. Biraz ilerideki Hatice Teyze’nin yanına gittim. Heyecanlı bir ses tonuyla, “Hatice Teyze, gözün aydın kocan ölmüş!” dedim. Bu haberi benim için vermek kolay olsa da, bu durum Hatice Teyze için kolay olmamıştı. Orada bulunan komşularımızdan Naciye Teyze kolumu sıkıp, “Kötü haber verirken müjde istenir mi?” diye uyardı beni. Bunun 37 üzerine, ben de “bisküvi yiyeceğiz, ondan müjde verdim.” diye mırıldanmıştım. Bizim orada biri toprağa verildiğinde bisküvi, Halley, şeker gibi şeyler çocuklara dağıtılırdı. Bu bize eğlenceli geldiği için bunun güzel bir şey olduğunu düşünmüştüm. Ölümün ne kadar acı olduğunu düşünememiştim… Ta ki Naciye teyze kolumu sıkana kadar.

04.06.2023 Mesime Elif ÜNALMIŞ.


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın