
SERİ: Görünür Çocuklar | BÖLÜM 12: Ters Günlük
O sabah Elif Öğretmen sınıfa boş bir defter getirdi. Üzerine sadece şu yazıyordu: “Ters Günlük.” Çocuklar merakla baktı. “Bugün her şeyi tersten yazacağız,” dedi. “Ama sadece kelimeleri değil, duyguları da.” Rüzgar sordu: “Nasıl yani?” Elif Öğretmen gülümsedi: “Bugün mutluysan üzgün gibi yaz. Üzgünsen mutlu gibi. Amaç, içimizdeki tersini görmek.”
İlk başta herkes zorlandı. Ali defterine şöyle yazdı: “Bugün çok sıkıldım. Hiç gülmedim.” Ama yazarken gülümsüyordu. Çünkü aslında çok eğlenmişti. Mina: “Kimse benimle konuşmadı.” Ama sabah en çok onun sesi duyulmuştu. Zeynep defterine sadece bir cümle yazdı: “Her şey yolundaymış gibi yaptım.” Bu cümle, sınıfın ortasında görünmeyen bir boşluk açtı.
Elif Öğretmen, Zeynep’in yanına yaklaştı. “Bu cümle ters mi, düz mü?” diye sordu. Zeynep başını eğdi. “Bilmiyorum,” dedi. “Belki ikisi birden.” Bu cevap, Elif Öğretmen’in defterine şu notu düşmesine neden oldu: “Bazen bir cümle, hem doğru hem ters olabilir. Çünkü duygular düz yazmaz.”
O gün sınıf yeni bir etkinlik başlattı: “Ters Cümle Panosu.” Her çocuk, bir duygusunun tersini yazacak, ama altına küçük harflerle gerçek duygusunu fısıldayacaktı. Rüzgar: “Bugün hiç kimse beni fark etmedi.” (Aslında herkes bana baktı.) Mina: “Kendimi çok yalnız hissettim.” (Bugün biri bana sarıldı.) Zeynep: “Gülümsemek istemedim.” (Ama içimden taşan bir şey vardı.)
Bu panoda her cümle iki katmanlıydı. Biri görünen, biri hissedilen. Ve bu katmanlar, çocukların iç dünyasını daha derin bir şekilde görünür kılıyordu. Çünkü bazen bir çocuk, en çok tersinden anlatırdı kendini.
Elif Öğretmen tahtaya şu cümleyi yazdı:
“Duygular bazen ters düşer. Ama her tersin içinde bir doğru saklıdır.”
Ve o gün, görünmeyen duygular, ters cümlelerle görünür oldu.
Ters Cümle Panosu sınıfın en çok durup bakılan yeri olmuştu. Çünkü her cümle, bir çocuğun içindeki çatışmayı, çelişkiyi, dönüşümü taşıyordu. Ve bu çelişkiler, çocukların birbirini daha derinden anlamasını sağlıyordu. Çünkü artık herkes biliyordu: bir duygu, bazen kendini tersinden anlatır.
Bir gün Elif Öğretmen sınıfa şu soruyu sordu: “Bugün ne hissettiğinizi değil, ne hissetmediğinizi yazın.” Çocuklar durdu. Bu kez alışılmışın dışında bir şey istenmişti. Mina: “Bugün hiç yalnız hissetmedim.” (Ama sabah kimseyle konuşmadım.) Rüzgar: “Bugün hiç korkmadım.” (Ama içim titriyordu.) Zeynep: “Bugün hiç görünmek istemedim.” (Ama biri adımı söylediğinde içim ısındı.)
Bu cümleler, çocukların duygularını tersinden tanımasına yardım etti. Çünkü bazen bir çocuk, ne hissetmediğini söyleyerek ne hissettiğini bulur. Ve bu buluş, görünürlüğün en içten hâlidir.
O gün sınıf yeni bir defter başlattı: “Ters Günlük.” Her çocuk, haftada bir kez bir cümleyi tersinden yazacak, ama altına küçük harflerle gerçek duygusunu fısıldayacaktı. Amaç, duyguların düz çizgilerle değil, kıvrımlarla aktığını kabul etmekti.
Zeynep bir gün defterine şöyle yazdı:
“Bugün hiç ağlamadım.”
(Aslında içimden bir damla düştü ama kimse görmedi.)
Bu cümle, Elif Öğretmen’in defterine şu notu düşmesine neden oldu:
“Bir çocuğun gözyaşı bazen dışarı değil, cümleye düşer. Ve o cümle, en görünür izdir.”
Sınıfın panosuna o hafta şu cümle asıldı:
“Duygular düz yazmaz. Bazen tersinden okunur, ama hep içten gelir.”
Ve o gün, görünmeyen çelişkiler, görünür bir anlayışa dönüştü.
Ters Günlük defteri doldukça, çocukların cümleleri de dönüşüyordu. Artık sadece ters yazmıyorlardı; tersin içindeki doğruyu, doğrunun içindeki çelişkiyi fark ediyorlardı. Ve bu farkındalık, sınıfın dilini daha yumuşak, daha anlayışlı bir hâle getiriyordu.
Bir gün Elif Öğretmen sınıfa şu soruyu sordu: “Bugün kendinize neyi itiraf etmek istemezsiniz?” Bu soru sınıfı derin bir sessizliğe soktu. Çünkü bazen en görünmeyen şey, kendine bile söyleyemediğin duyguydu. Mina yazdı: “Bugün güçlü görünmek istedim ama çok kırılgandım.” Rüzgar: “Ben hep komik olayım istiyorum ama bazen sadece susmak istiyorum.” Zeynep: “Ben bazen görünmek istemiyorum. Ama görünmeyince de üzülüyorum.”
Bu cümleler, çocukların içsel çelişkilerini görünür kıldı. Ve bu görünürlük, onları birbirine daha da yaklaştırdı. Çünkü artık herkes biliyordu: bir çocuğun iç sesi, bazen iki yöne birden konuşur.
O hafta sınıf yeni bir pano hazırladı: “Çift Cümleler.” Her çocuk, bir duygusunu iki şekilde yazacaktı. Biri dışarıya söylediği, diğeri içinden geçen. Ali: “Ben iyiyim.” / “Ama biraz yalnızım.” Mina: “Her şey yolunda.” / “Ama içimde bir şey eksik.” Zeynep: “Ben buradayım.” / “Ama hâlâ biraz kenarda.” Bu çift cümleler, çocukların iç dünyasını iki katmanlı bir harita gibi açtı.
Elif Öğretmen, bu panonun altına şu cümleyi yazdı:
“Bir çocuk iki cümleyle konuştuğunda, biz bir adım geri çekilip ikisini de duymalıyız.”
Zeynep, Ters Günlük defterinin son sayfasına şöyle yazdı:
“Bugün düz yazdım. Çünkü artık tersini de kabul ediyorum.”
Bu cümle, Elif Öğretmen’in defterine şu notu düşmesine neden oldu:
“Bir çocuk, tersini kabul ettiğinde, kendini tamamlar.”
Ve o gün, görünmeyen çelişkiler, görünür bir bütünlüğe dönüştü.
01.01.2026
Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.