Site icon Mesime ÜNALMIŞ

Bahar’ın Defteri

Reklamlar
  1. Bölüm – Sessiz Harfler, Güçlü Kalpler

r

Bahar’ın Defteri

  1. Bölüm – Sessiz Harfler, Güçlü Kalpler

Bazı çocuklar sessiz doğar. Ama sessizlikleri eksiklik değil, derinliktir. Bahar da öyleydi. Konuşmazdı, ama gözleri anlatırdı. Yazmazdı, ama elleri titrerdi. Ve öğretmen, bu titremeyi tanıyordu. Çünkü bir zamanlar Elif’in kalemi de böyle titrerdi. Sınıfın içinde görünmeyen bir duvar vardı. Bahar, o duvarın arkasında oturuyordu. Sırası pencereye yakındı. Ama dışarıyı değil, defterini izliyordu. Boş sayfalar, onun içindeki fırtınayı saklıyordu.

Öğretmen, Bahar’a özel ilgi göstermeye başladığında sınıfta bir şey değişti. Bazı çocuklar kıskandı. Bazıları anlamadı. Bir çocuk yüksek sesle sordu: “Niye hep onunla ilgileniyorsunuz? Biz de varız.” Öğretmen sustu. Çünkü bazen cevap vermek, duvarı daha da kalınlaştırır. Ama o gece, Bahar’ın annesini aradı. Kadın telefonda sessizdi. Sonra sadece şunu dedi: “Ben kızımı koruyorum. Ama bazen korumak, saklamak oluyor.” Ertesi gün okulda buluştular. Kadının gözleri yorgundu. Ama içinde bir direnç vardı. “Bahar doğduğunda konuşmadı,” dedi. “Doktorlar ‘gecikmiş’ dediler. Ama ben onun sadece sessiz olduğunu biliyordum.” Öğretmen başını salladı. “Ben de bir kız annesiydim,” dedi. “Ve bir harfin yanlış yazılması, bazen bir hayatın yanlış anlaşılması demektir.”

Bahar, tahtadaki harflere bakıyordu. Ama onlar ona yabancıydı. “b” ile “d” yer değiştiriyor, “p” ile “q” dans ediyordu. Öğretmen, bireysel bir öğrenme planı hazırladı. Renkli kartlar, sesli okumalar, dokunsal harfler… Her biri Bahar’ın dünyasına bir pencere açıyordu. Ancak okul yönetimi bu özel ilgiyi sorguladı. “Diğer öğrenciler ne olacak?” dediler. “Bu kadar zaman bir öğrenciye ayrılır mı?” Öğretmen sustu. Çünkü sistem, eşitliği bazen adalet sanıyordu. Ama adalet, herkesin ihtiyacına göre davranmaktı.

Bahar’ın annesi, geçmişte yaşadığı travmaları anlattı. “Bahar’ın babası, onun farklılığını kabullenemedi,” dedi. “Bir gün ‘bu çocuk eksik’ dedi. O günden sonra Bahar daha da içine kapandı.” Disleksi, beynin dil merkezindeki farklılıklarla ilgiliydi. Fonolojik farkındalık eksikliği, görsel-işitsel entegrasyon zayıflığı… Ama Bahar’ın gözleri, tüm bu terimlerden daha çok şey söylüyordu. O, bir tanıdan fazlasıydı. O, bir hikâyeydi.

O gün Bahar, bir kelimeyi doğru yazdı: “Gökyüzü.” Harfler eğriydi. Ama sıraları doğruydu. Öğretmen defteri eline aldı, sınıfa gösterdi. “Bugün bir kelime yazıldı,” dedi. “Ama aslında bir duvar yıkıldı.” Sınıf sessizdi. Bazıları anlamadı. Ama bazıları, Bahar’a ilk kez farklı bir gözle baktı. Bahar’ın annesi, okulun kapısında bekliyordu. Öğretmen defteri ona verdi. Kadın sayfaya baktı, sonra ağladı. “Bu onun ilk kelimesi,” dedi. “İlk zaferi.” O gece Bahar, defterini yatağının yanına koydu. Uyumadan önce ona baktı. Sanki kelimeler ona sarılıyordu.

Öğretmen, Elif’in defterinden bir sayfayı Bahar’a verdi. Üzerinde bir cümle vardı: “Yanlış yazılan harfler, doğru duygulara dönüşebilir.” Bahar o cümleyi defterine yapıştırdı. Altına kendi cümlesini ekledi: “Ben yanlış değilim. Sadece farklıyım.” O gün öğretmen, Bahar’ın defterine bir yıldız çizdi. Ama bu yıldız, başarı için değil, cesaret içindi.

Sınıfta bir etkinlik düzenlendi: “Herkesin farkı, bir armağandır.” Her öğrenci kendi farklılığını anlattı. Kimi solaktı, kimi iki dil biliyordu. Kimi utangaçtı, kimi çok konuşkandı. Sıra Bahar’a geldiğinde herkes sustu. Bahar ayağa kalktı. Eli titriyordu. Ama sesi netti. “Ben harfleri karıştırıyorum. Ama duyguları çok iyi biliyorum. Bazen bir kelimeyi yazamıyorum. Ama bir kalbi hissedebiliyorum.” Sınıf sessizdi. Sonra bir alkış yükseldi. Sonra bir başka… Ve bir başka…

O gün Bahar, sadece bir kelimeyi değil, bir kalbi kazandı. Sınıf arkadaşları onun yanına geldi. Bir çocuk defterine bir not yazdı: “Seninle aynı sırada oturmak istiyorum.” Bir başka çocuk, “Ben de bazen harfleri karıştırıyorum,” dedi. Bahar gülümsedi. Çünkü yalnız olmadığını ilk kez hissetti. Öğretmen, Bahar’ın defterine son cümleyi ekledi: “Bazı harfler sessizdir. Ama bazı kalpler çok şey söyler.”

Bahar artık sadece bir öğrenci değildi. O, bir farkındalık taşıyıcısıydı. Ve öğretmen, onunla birlikte bir şey daha öğrendi: Bazı çocuklara sadece bilgi değil, inanç da verilmeliydi. Çünkü şans verildiğinde, en sessiz harfler bile bir şiire dönüşebilirdi.

O hafta Bahar, sınıf panosuna bir resim astı. Gökyüzü çizmişti. Bulutların arasına bir kelime yazmıştı: “Ben buradayım.” Öğretmen panoya baktığında gözleri doldu. Çünkü Elif de bir zamanlar aynı kelimeyi yazmıştı. Ama kimse görmemişti. Şimdi Bahar görünüyordu. Ve görünmek, iyileşmenin ilk adımıydı.

Bahar’ın annesi, öğretmene bir mektup verdi. “Siz olmasaydınız, Bahar hâlâ susardı,” yazıyordu. “Ama şimdi konuşuyor. Yazıyor. Gülümsüyor.” Öğretmen mektubu katladı, defterin arasına koydu. Çünkü bazı cümleler, sadece okunmaz. Saklanır.

O gün okulun bahçesinde rüzgâr vardı. Bahar saçlarını savurdu, gökyüzüne baktı. Öğretmen yanına geldi. “Ne görüyorsun?” dedi. Bahar cevap verdi: “Harfleri. Ama bu kez doğru sıradalar.” Öğretmen sustu. Çünkü bazen bir cevap, bir ömürlük soruyu bitirir.

Ve böylece Bahar’ın defteri dolmaya başladı. Her sayfa bir mücadeleydi. Her kelime bir zafer. Her çizim bir bağ. Bu defter, sadece bir çocuğun değil, bir toplumun dönüşüm hikâyesiydi. Çünkü bir çocuğa şans verildiğinde, sadece o değil; etrafındaki herkes değişirdi.
15.09.2025
Mesime Elif Ünalmış

Exit mobile version