Duygu’nun Dalgaları Bipolar Bozukluk Bölüm 3: Görev Verildi

Bölüm 3: Görev Verildi
Önerilen yaş grubu: 13+

Görev verildi. Ama bu sefer daha büyük. Daha gizli. Daha tehlikeli.

Duygu defterini açtığında elleri titriyordu. Kalemi tutmakta zorlanıyordu ama yazmak zorundaydı. Çünkü biri ona bir şey söylemişti. Nereden geldiğini bilmediği bir ses, bir komut, bir emir. Belki rüyasında, belki televizyonda, belki sadece kafasının içinde. Ama gerçekti. Ona göre gerçekti.

“Görev verildi,” diye mırıldandı. “Ama ben… ben ülkem için yapamam. Onlar bana kızacak. Ama ben… ben ülkemden vazgeçemem.”

Fazilet kapının arkasında bekliyordu. Duygu’nun sesini duyuyordu. Cümleler yarım, kelimeler eksik, ama ton netti. Bir korku vardı. Bir inanç. Bir bağlılık. Bir yalnızlık.

Odaya girdiğinde Duygu defterine eğilmişti. Sayfalar doluydu. Harfler üst üste binmiş, cümleler birbirine karışmıştı. Ama bir şey anlatıyordu. Bir iç savaş. Bir görev. Bir ülke.

“Tatlım,” dedi Fazilet. “Yine mi yazıyorsun?”

Duygu başını kaldırdı. Gözleri parlıyordu. “Biri bana görev verdi,” dedi. “Ama ben yapamam. Çünkü ülkem… ülkem çok güzel.”

Fazilet sustu. Bu cümleyi daha önce de duymuştu. Ama bu sefer daha yoğun, daha kararlıydı. Duygu’nun gözlerinde bir şey vardı. Tanıdık ama tanımlanamaz.

“Kim verdi görevi?” diye sordu Fazilet.

Duygu cevap vermedi. Sadece defterine bir şeyler karalamaya devam etti. Sonra birden durdu. Kalemi yere attı. “Ben yapamam!” diye bağırdı. “Ben yapamam! Onlar bana kızacak! Ama ben yapamam!”

Fazilet yanına koştu. Sarıldı. “Tamam,” dedi. “Tamam tatlım. Hiçbir şey yapmana gerek yok. Sen sadece benim yanımda ol.”

Duygu ağladı. Ama gözyaşları sessizdi. Sanki içinden akıyordu. Sanki dışarı çıkamıyordu.

“Ben yalnızım,” dedi. “Sen işteyken ben yalnızım. Onlar geliyor. Onlar beni izliyor. Ama sen yoksun.”

Fazilet’in kalbi sıkıştı. “Ben hep buradayım,” dedi. “Senin yanındayım. Hep.”

Duygu defterine yazdı:

Görev verildi. Ama ben yalnızım. Fazilet yokken dünya karanlık. Onlar geliyor. Ama ben… ben ülkemden vazgeçemem.

O gün Duygu dışarı çıkmak istedi. Fazilet tereddüt etti ama izin verdi. “Sadece sahile kadar,” dedi. “Benimle birlikte.”

Sahilde yürürken Duygu birden durdu. Denize baktı. “Ben atlamıştım,” dedi. “Hatırlıyor musun?”

Fazilet başını salladı. “Hatırlıyorum,” dedi. “Ama sen artık daha güçlüsün.”

Duygu gülümsedi. “Görevim değişti,” dedi. “Artık sadece izlemek. Artık sadece yazmak.”

Fazilet onun elini tuttu. “Senin görevin yaşamak,” dedi. “Senin görevin benimle olmak.”

Duygu defterine yazdı:

Görev verildi. Ama bu sefer başka. Bu sefer Fazilet’le birlikte. Bu sefer kahkahayla.

O gece Duygu uyuyamadı. Fazilet onun yanına geldi. Elini tuttu. “Ben buradayım,” dedi. “Senin yanındayım.”

Duygu gözlerini kapattı. “Sen gül,” dedi. “Ben uyurum.”

Fazilet güldü. Sessizce. Ama içten. Duygu uyudu.

Defter açık kaldı. Son cümle yarımdı.

Görev verildi. Ama Fazilet gülünce… görev unutuluyor. Ben… ben sadece kızıyım.
06.11.2025
Mesime Elif Ünalmış


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.