
Duygu’nun Dalgaları
Bölüm 6: Fazilet’in Nöbeti
Hastane odaları hep aynı kokar. Temizlikle karışmış bir endişe. Fazilet, Duygu’nun yatağının başında oturuyordu. Gözleri kızının yüzünde, elleri dizlerinde kenetli. Duygu uyuyordu ama uykusu derin değildi. Göz kapakları titriyordu, nefesi düzensizdi. Fazilet, her nefes alışta içinden bir dua fısıldıyordu.
O gece Duygu kriz geçirmişti. Aniden bağırmaya başlamış, evdeki eşyaları fırlatmış, kendini banyoya kilitlemişti. Fazilet kapının arkasında ağlamamıştı. Sadece konuşmuştu. “Tatlım, buradayım. Senin yanındayım. Aç kapıyı.” Duygu açmamıştı. Ama sustuğunda Fazilet kapıyı kırdırmıştı. Ambulans gelmişti. Duygu direnmemişti. Sadece defterini istemişti.
Hastaneye vardıklarında doktorlar “yatış gerekli” demişti. “İlaç düzenlemesi yapılmalı. Gözlem altında tutmalıyız.” Fazilet başını sallamıştı. Anlamamıştı. Ama kabul etmişti.
Duygu defterini açtı. Sayfalarca yazdı. Ama kelimeler yine eksikti. Cümleler yine yarımdı. Ama bir şey anlatıyordu. Bir iç savaş. Bir korku. Bir yalnızlık.
Bugün Fazilet ağlamadı. Ama ben bağırdım. Görev verildi. Ama ben dayanamadım. Hastane sessiz. Ama içim gürültülü.
Fazilet hemşireye sordu. “Burada başka hastalar var mı?” Hemşire başını salladı. “Hepsi çok zeki,” dedi. “Ama zihinleri yorulmuş.”
Fazilet koridorda yürürken odalardan sesler geliyordu. Kimi şarkı söylüyor, kimi ağlıyor, kimi duvara konuşuyordu. Ama hepsinin gözlerinde bir şey vardı. Tanıdık ama tanımlanamaz. Duygu’nun gözlerinde de olan şey.
“Zekânın laneti mi bu?” diye düşündü Fazilet. “Çok düşünen, çok hisseden, çok kırılan insanlar mı yakalanıyor bu hastalığa?”
O gece Duygu uyuyamadı. Fazilet onun başında bekledi. Elini tuttu. “Ben buradayım,” dedi. “Senin yanındayım.”
Duygu gözlerini açtı. “Sen gül,” dedi. “Ben uyurum.”
Fazilet güldü. Sessizce. Ama içten. Duygu uyudu.
Sabah olduğunda doktorlar geldiler. “Durumu stabil,” dediler. “Ama dikkatli olunmalı. Mevsim geçişleri tetikleyici olabilir.”
Fazilet başını salladı. Anlamadı. Ama kabul etti.
Duygu defterine yazdı:
Bugün Fazilet gülümsedi. Hastane sessizdi. Ama onun sesi yüksekti. Görev durdu. Ben sadece kızıyım.
Fazilet hastane bahçesinde yürürken bir annenin ağladığını gördü. Yanında genç bir kız vardı. Gözleri boştu. Ama elleri titriyordu. Fazilet yaklaştı. “Ben de buradayım,” dedi. “Benim de kızım içeride.”
Kadın başını salladı. “Hepsi çok zeki,” dedi. “Ama çok kırılgan.”
Fazilet sustu. O cümle, bir annenin kalbine saplanan bir bıçak gibiydi. Ama yine de gülümsedi. “Biz güçlüyüz,” dedi. “Çünkü onların yanında biz varız.”
O gün Duygu taburcu edildi. Eve döndüler. Fazilet ona çorba yaptı. Duygu içti. “Bugün kahve içmedim,” dedi. “Sigara da yok.”
Fazilet gülümsedi. “Bugün sessizlik var,” dedi. “Ama huzurlu.”
Duygu defterine yazdı:
Bugün hastane bitti. Görev durdu. Fazilet gülümsedi. Ben… ben yaşadım.
O gece Fazilet mutfakta şarkı söyledi. Duygu onu izledi. Gözleri doluydu. Ama bu sefer ağlamadı. Bu sefer sadece izledi. Ve defterini kapattı.
İlk kez bir cümleyi tamamlamıştı.
09.11.2025
Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.