Reklamlar
- Gökyüzü ilkbaharın ilk sabahında açık ve serindi. Rüzgâr,
- uzaklardan gelen bir kanat çırpışını taşıyordu. Bu ses, ormanın üstünde
- yankılandı. Ağaçlar fısıldaştı, kuşlar başlarını kaldırdı. Çünkü bu ses
- tanıdıktı. Çünkü bu, dönen birinin sesiydi.
- Leylek Liva, gökyüzünde süzülüyordu. Ama kanatlarından biri
- tam açılmıyordu. Geçirdiği kazadan sonra uzun süre uçamamış, uzak diyarlarda
- kalmıştı. Şimdi, yaralı kanadıyla geri dönüyordu. Çünkü yuvayı bırakmak kolay
- değildi. Çünkü bazı yerler sadece toprak değil, kalpti.
- Liva, ormanın kenarına indi. Eski yuvasının olduğu ağaca
- baktı. Ama ağaç yoktu. Yerinde bir boşluk, birkaç yanık dal ve küller vardı.
- Gözleri doldu. “Ben geç kaldım,” dedi. “Orman beni beklemedi.”
- O sırada bir ses duyuldu. İnce, yumuşak, tanıdık:
- “Hayır, biz seni bekledik.”
- Keklik Kora, bir dalın ucuna konmuştu. Yanında Baykuş Baran,
- Su Samuru Sera ve Kirpi Kivi vardı. Hepsi oradaydı. Hepsi Liva’yı beklemişti.
- “Senin yuvan yok olabilir,” dedi Baran. “Ama senin hikâyen
- burada.”
- Liva, başını eğdi. “Ben artık uçamam. Kanadım kırık. Ne işe
- yararım ki?”
- Sera yaklaştı. “Senin kanadın kırık olabilir. Ama sesin
- sağlam. Ve biz, senin sesine ihtiyacımız var.”
- O sırada, ormanın içinden çocuk sesleri duyuldu. Bir grup
- öğrenci, öğretmenleriyle birlikte yürüyordu. Ellerinde defterler, dürbünler,
- ilk yardım çantaları vardı. Gölün kıyısında kamp kuracaklardı. Ama biri,
- Liva’yı fark etti.
- “Bir leylek!” dedi küçük bir kız. “Ama kanadı sarkıyor!”
- Çocuklar yavaşça yaklaştı. Liva korkmadı. Çünkü bu
- çocukların gözlerinde tehdit değil, şefkat vardı. Kız, çantasından bir bez
- çıkardı. “Sana yardım edebilir miyiz?” diye sordu.
- Liva, başını salladı. Çocuklar dikkatle yaklaştı. Yaralı
- kanadını sardılar. Su verdiler. Yanına oturdular. Ve biri defterini açtı. “Sana
- bir şey okuyabilir miyim?” dedi.
- Liva gözlerini kapattı. Rüzgâr hafifledi. Ağaçlar sustu. Ve
- çocuk okumaya başladı:
- “Bir leylek vardı,
- kanadı kırık, ama kalbi sağlam.
- Gökyüzünü özleyen,
- ama yere umutla konan.”
- Liva’nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
- “Ben Liva’yım,” dedi içinden.
- “Uçamayan, ama hâlâ dönebilen.
- Ve şimdi biliyorum:
- Yuva, sadece ağaç değil.
- Yuva, bekleyen bir kalptir.”
- Ertesi gün çocuklar, okulda Liva’dan bahsetti. “Kanadı kırık
- ama hâlâ uçmak istiyor,” dediler. “Onun için bir şey yapmalıyız.”
- Öğretmenleri düşündü. Sonra tahtaya büyük harflerle
- yazdı:
- “Yaralı Kanatlar – Uçamasa da Ulaşır”
- “Bu bizim yeni kampanyamız,” dedi. “Yaralı hayvanlar için
- bir destek halkası kuracağız. Onların sesi olacağız. Onlara yuva, su, güven ve
- hikâye vereceğiz.”
- Çocuklar heyecanlandı. Her biri bir görev aldı:
- Biri Liva’nın hikâyesini yazacaktı.
- Biri ilk yardım çantasını yenileyecekti.
- Biri gökyüzü gözlemleri yapacaktı.
- Biri, köydeki yaşlılardan leyleklerle ilgili masallar
toplayacaktı. Kampanya kısa sürede yayıldı. Diğer köylerden çocuklar da
katıldı. Her biri kendi köyündeki yaralı bir hayvanı gözlemledi. Her biri bir
hikâye yazdı. Ve hepsi bir araya geldiğinde, ortaya bir harita çıktı: - “Yaralı Kanatlar Atlası”
- Bu atlas, sadece yerleri değil, duyguları da gösteriyordu.
- Her nokta bir hikâye, her hikâye bir yara, her yara bir umuttu.
- Liva, çocukların çabalarını izliyordu. Her gün biraz daha
- iyileşiyor, biraz daha güçleniyordu. Ama hâlâ uçamıyordu. Yine de, her sabah
- çocukların yanına gidiyor, onlarla birlikte gökyüzünü izliyordu.
- Bir gün, çocuklardan biri Liva’ya bir hediye getirdi: küçük
- bir rüzgâr çanı. “Senin için yaptım,” dedi. “Uçamazsan da, rüzgâr seni
- taşısın.”
- Liva, gagasıyla çanı tuttu. Hafifçe salladı. Çan, ince bir
- sesle çaldı. Rüzgârla birlikte yankılandı. Orman sustu. Herkes dinledi.
- “Ben Liva’yım,” dedi içinden.
- “Kanadı kırık, ama sesi sağlam.
- Gökyüzüne dönemem belki.
- Ama rüzgârla konuşurum.
- Ve şimdi biliyorum:
- Uçmak, sadece kanatla olmaz.
- Bazen bir çan sesi yeter.
- Bazen bir çocuk sesi.”
- Günler geçtikçe Liva’nın kanadı iyileşmeye başladı. Ama o
- hâlâ uçmuyordu. Çünkü artık başka bir görevi vardı: beklemek, dinlemek,
- anlatmak. O, “Yaralı Kanatlar” halkasının sesi olmuştu.
- Çocuklar, her hafta ormana geliyor, yeni hikâyeler
- getiriyordu. Her biri bir hayvanın izini sürüyor, bir yarayı fark ediyor, bir
- sesi duyuyordu. Ve her hikâye, Liva’nın önünde okunuyordu. O da başını
- sallıyor, gözlerini kapatıyor, bazen bir çan sesiyle cevap veriyordu.
- Bir gün, çocuklar büyük bir tören düzenledi. Ormanın
- ortasında, yanan ağacın yerine bir anıt diktiler. Anıt, eski dallardan
- yapılmıştı. Üzerine küçük çanlar asılmıştı. Her çan, bir hikâyeyi temsil
- ediyordu. Her rüzgârda çanlar çalıyor, orman konuşuyordu.
- Törenin sonunda çocuklar, yazdıkları hikâyeleri bir araya
- getirdi. Her biri bir bölüm yazmıştı. Her bölüm bir yarayı, bir sesi, bir
- iyileşmeyi anlatıyordu. Kitabın adı oy birliğiyle belirlendi:
- “Kanatsız Uçuşlar – Yaralıların Güncesi”
- Kitap, köy kütüphanesine kondu. Yanına bir pano
- yerleştirildi. Üzerinde şu cümle yazılıydı:
- **“Uçamayanlar da yol alır.
- Çünkü bazen en uzak mesafe, bir kalpten diğerine olan
- yoldur.”**
- Liva, bir sabah çanların altında durdu. Rüzgâr esti. Çanlar
- çaldı. Gözlerini kapattı. Ve ilk kez, kanadını açtı. Hafifçe. Yavaşça. Ama
- kararlı.
- Keklik Kora yaklaştı. “Uçacak mısın?” diye sordu.
- Liva gülümsedi. “Hayır. Ama yükseleceğim. Çünkü artık ben
- sadece bir leylek değilim. Ben bir yankıyım. Bir hatıra. Bir çan sesi.”
- O gün, ormanın üstünde bir rüzgâr esti. Hafifti. Serindi. Ve
- taşıdığı şey, bir kuş değil, bir hikâyeydi.
- “Ben Liva’yım,” dedi içinden.
- “Kanadı kırık, ama sesi güçlü.
- Gökyüzüne değil, kalplere konan.
- Ve şimdi biliyorum:
- Yaralar uçmayı engelleyebilir.
- Ama anlatmayı asla.
- Çünkü her yara, bir hikâyedir.
- Ve her hikâye, bir kanattır.”
- BÖLÜM SONU ETKİNLİKLERİ
- – Sınıf Çalışması
- Amaç:
- Öğrencilerde fiziksel ve duygusal yaralanmalar karşısında
empati geliştirmek. - “Uçamasa da ulaşır” temasını içselleştirerek dayanışma ve
umut kavramlarını pekiştirmek. - Yazılı, görsel ve sözlü anlatım yoluyla iyileşme sürecini
anlamlandırmak. - Duygusal Yansıma –
“Liva’nın Kanadı” - Öğrencilere şu soru sorulur: “Liva’nın kanadı
kırık olmasına rağmen neden hâlâ güçlüydü?” - Her öğrenci, bir yarayı (fiziksel, duygusal, çevresel)
temsil eden bir kelime seçer ve bu yaradan nasıl iyileşilebileceğini
yazar. - Yazılar “Yaralar ve Umutlar” başlıklı bir panoda
sergilenir. - Yaratıcı Yazma – “Benim
Kanatsız Uçuşum” - Öğrenciler, kendi hayatlarında bir zorlukla başa
çıktıkları bir anı yazar. - Yazma yönergesi: “Uçamıyordum ama…
yine de vardım. Çünkü…” - Yazılar sınıfça okunur, isteyenler çizimle destekler.
- Görsel Anlatım –
“Yaralı Kanatlar Atlası” - Öğrenciler, bir harita çizer.
- Haritada bir hayali orman olur. Her öğrenci, bu ormanda
bir hayvan seçer ve onun yarasını, iyileşme sürecini ve yeni görevini
çizer. - Harita “Yaralı Kanatlar Atlası” başlığıyla sınıf panosuna
asılır. - Tartışma – “Uçmak
mı, Ulaştırmak mı?” - Sınıf iki gruba ayrılır:
- Grup A: “Uçmak,
özgürlüktür. Uçamayan eksiktir.” - Grup B: “Uçamasa
da ulaşmak mümkündür. Asıl önemli olan niyettir.” - Her grup görüşünü savunur.
- Tartışma sonunda şu soru sorulur: “Liva’nın en güçlü
yanı neydi? Kanadı mı, kalbi mi?” - Anket – “Benim Güçlü
Yanım” - Öğrencilere küçük bir anket dağıtılır:
- Kendini en güçlü
hissettiğin yönün nedir? ( ) Cesaretim ( ) Merhametim ( ) Sabırlı oluşum ( ) Anlatma gücüm - Yanıtlar sınıf grafiğine işlenir. Öğrencilerden bu gücü
nasıl kullandıklarını anlatmaları istenir. - Eylem Çağrısı – “Bir
Çan, Bir Hikâye” - Her öğrenci, evde küçük bir çan ya da çan yerine
geçebilecek bir nesne getirir (örneğin düğme, taş, boncuk). - Bu nesneye bir ip bağlanır ve üzerine bir kelime yazılır:
“umut”, “iyileş”, “dinle”, “bekliyorum”… - Sınıfta bir “Liva Ağacı” oluşturulur. Tüm çanlar bu ağaca
asılır. - Her çan çaldığında, bir hikâye okunur.
- 20.02 2026
- Mesime Elif Ünalmış
- Duyuru: Yayın Takvimi Değişti!
- “Susuz Orman Günlükleri” artık haftada iki kez yayınlanacak.
- Yeni bölümler aşağıdaki gün ve saatlerde yayında olacak:
- Yazıyla iyileşen çocukların yolculuğu bu ritimde devam ediyor…
- Salı – Saat 11:00
- Cuma – Saat 17:00
- Grup B: “Uçamasa
da ulaşmak mümkündür. Asıl önemli olan niyettir.” - Her grup görüşünü savunur.
- Tartışma sonunda şu soru sorulur: “Liva’nın en güçlü
yanı neydi? Kanadı mı, kalbi mi?”
- Anket – “Benim Güçlü
Yanım”
- Öğrencilere küçük bir anket dağıtılır:
- Kendini en güçlü
hissettiğin yönün nedir? ( ) Cesaretim ( ) Merhametim ( ) Sabırlı oluşum ( ) Anlatma gücüm - Yanıtlar sınıf grafiğine işlenir. Öğrencilerden bu gücü
nasıl kullandıklarını anlatmaları istenir.
- Eylem Çağrısı – “Bir
Çan, Bir Hikâye”
- Her öğrenci, evde küçük bir çan ya da çan yerine
geçebilecek bir nesne getirir (örneğin düğme, taş, boncuk). - Bu nesneye bir ip bağlanır ve üzerine bir kelime yazılır:
“umut”, “iyileş”, “dinle”, “bekliyorum”… - Sınıfta bir “Liva Ağacı” oluşturulur. Tüm çanlar bu ağaca
asılır. - Her çan çaldığında, bir hikâye okunur.
20.02 2026
Mesime Elif Ünalmış
Duyuru: Yayın Takvimi Değişti!
“Susuz Orman Günlükleri” artık haftada iki kez yayınlanacak.
Yeni bölümler aşağıdaki gün ve saatlerde yayında olacak:
Yazıyla iyileşen çocukların yolculuğu bu ritimde devam ediyor…
Salı – Saat 11:00
Cuma – Saat 17:00

