SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 16 Sessiz Taşlar Vadisi
Unutulanların Konuştuğu Yer
Ormanın batısında, rüzgârın bile konuşmadığı bir vadi vardı.
Toprak yumuşak, gökyüzü gri, taşlar ise sessizdi. Ama bu sessizlik, boşluk
değildi. Bu, bir bekleyişti.
Vadide binlerce taş vardı. Her biri farklı büyüklükte,
farklı renkte. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı: Üzerlerinde hiçbir iz yoktu.
Ne yosun, ne çatlak, ne yazı… Sanki kimse onlara dokunmamıştı.
Bir gün, Ali adında bir çocuk bu vadiye geldi. Elinde küçük
bir çekiç ve bir kalem vardı. Çünkü bir söylenti duymuştu:
“Bu taşlar, unutulanları saklar. Ama biri adlarını yazarsa,
yeniden konuşurlar.”
Ali, vadinin ortasına oturdu. Önüne bir taş aldı. Kalemini
çıkardı. Ve yazdı:
“Duru – Gülüşünü unutmam.”
Taş titredi. Hafifçe ısındı. Ve bir ses duyuldu. Ne rüzgâr,
ne kuş. Bu, bir fısıltıydı.
“Ben buradayım…”
Ali şaşırdı. Ama korkmadı. Çünkü bu ses, tanıdıktı. Sanki
bir zamanlar duyduğu, sonra unuttuğu bir melodiydi.
O gün, Ali üç taş daha yazdı:
- “Dedem – Son masalın hâlâ kulağımda.”
- “Kayıp köpeğim – Seni hâlâ arıyorum.”
- “Ben – Küçükken olduğum çocuk.” Her taş, bir ses verdi. Her ses, bir yankı oldu. Ve vadi,
hafifçe uğuldadı. Sanki taşlar konuşmaya başlamıştı.
Ali defterine yazdı:
“Sessiz Taşlar Vadisi, artık sessiz değil.
Çünkü biri, unutulanları hatırladı.”
Ali, ertesi gün defterini okula götürdü. Öğretmeni
yazdıklarını sessizce dinledi. Sonra tahtaya büyük harflerle yazdı:
“Taş Günlüğü – Unutulanların Konuştuğu Yer”
“Bu bizim yeni görevimiz,” dedi. “Her çocuk, bir taş
seçecek. Ve üzerine bir isim, bir anı ya da bir cümle yazacak. Çünkü bazı
şeyler sadece yazıldığında yeniden duyulur.”
Çocuklar heyecanlandı. Her biri bir taş getirdi:
- Biri, kaybettiği kedisinin adını yazdı.
- Biri, hiç söyleyemediği bir teşekkür cümlesini
kazıdı. - Biri, kendi adını yazdı ve altına “Kendimi unutmuştum” notunu düştü.
- Biri, “Baba – Seni affediyorum” yazdı.
Taşlar okul bahçesinde bir araya getirildi. Ortaya bir
“Yankı Çemberi” kuruldu. Her taş, bir ses taşıyordu. Ve her ses, başka bir
kalbe dokunuyordu.
Ali, vadideki taşlara geri döndü. Bu kez yalnız değildi.
Yanında arkadaşları vardı. Her biri bir taş seçti. Ve yazdı. Yazdıkça taşlar
ısınıyor, hafifçe titreşiyor, fısıltılar yayıyordu.
Vadide bir değişim başladı. Rüzgâr hafifçe esmeye, taşların
arasından melodiler geçmeye başladı. Sanki her taş, bir hikâyeyi anlatıyor, bir
sessizliği bozuyordu.
Ali defterine yazdı:
“Taşlar konuşmaz sanmıştık.
Ama biz susunca onlar susmuş.
Şimdi biz konuşunca,
onlar da anlatıyor.”
Vadinin girişine bir tabela dikildi:
“Sessiz Taşlar Vadisi – Lütfen fısıldayarak giriniz. Çünkü burada unutulanlar konuşur.”
Taş Günlüğü, köyde bir gelenek hâline geldi. Her çocuk,
yılda bir kez bir taş seçiyor, üzerine bir cümle yazıyor ve onu Sessiz Taşlar
Vadisi’ne bırakıyordu. Her taş, bir yankıydı. Her yankı, bir hatırlamaydı.
Vadide artık sessizlik yoktu. Ama bu gürültü de değildi. Bu,
geçmişin fısıltısıydı. Taşlar konuşuyor, çocuklar dinliyordu. Ve her dinleyen,
biraz daha büyüyordu.
Ali, bir gün vadinin en uzak köşesine yürüdü. Elinde son bir
taş vardı. Üzerine sadece bir kelime yazdı:
“Affet.”
Taşı toprağa yerleştirdi. Elini üzerine koydu. Gözlerini
kapattı. Ve bekledi.
Bir süre sonra taş ısındı. Hafifçe titredi. Ve bir ses
duyuldu. Bu kez fısıltı değil, bir kalp atışı gibiydi. Sessiz ama güçlü.
“Duyuyorum…”
Ali gözlerini açtı. Gülümsedi. Defterine son cümleyi
yazdı:
“Bazı taşlar konuşmaz.
Ama affedilir.
Ve bazen,
en sessiz taş,
en çok şeyi anlatır.”
O gece, vadideki taşlar ay ışığında parladı.
Ve rüzgâr fısıldadı:
“Unutulanlar yok olmaz.
Yazılırsa,
yeniden konuşur.
Ve bazen,
bir taş, bir kalpten daha çok şey taşır.”
BÖLÜM SONU ETKİNLİKLERİ
– Sınıf Çalışması
Amaç:
- Öğrencilerin unutma, hatırlama ve affetme kavramlarını
duygusal ve yaratıcı yollarla keşfetmelerini sağlamak. - Sessizliğin ve yazının iyileştirici gücünü deneyimletmek.
- Yazılı, görsel ve sözlü anlatım yoluyla içsel sesleri
görünür kılmak.
- Duygusal Yansıma –
“Benim Sessiz Taşım”
- Öğrencilere şu soru sorulur: “İçinde sakladığın
ama kimseye söylemediğin bir cümle var mı?” - Her öğrenci bu cümleyi bir kâğıda yazar, katlar ve sınıfın
ortasındaki “Sessiz Taşlar Kutusu”na bırakır. - Kutudan rastgele seçilen cümleler, anonim olarak okunur.
- Yaratıcı Yazma – “Taşa
Yazılsa Ne Derdi?”
- Öğrenciler, bir taşın ağzından kısa bir yazı yazar.
- Yazma yönergesi: “Ben bir taştım.
Yıllarca sessizdim. Ama biri bana şunu yazdı…” - Yazılar sınıfça paylaşılır, isteyenler taş resmi üzerine
yazısını yerleştirir.
- Görsel Anlatım –
“Yankı Taşları”
- Her öğrenci, bir taş çizer ve üzerine bir kelime yazar:
“özlem”, “affet”, “ben buradayım”, “duy beni” gibi. - Taşlar sınıf panosunda “Yankı Vadisi” başlığıyla
sergilenir. - Panonun ortasında şu cümle yer alır: “Bazı taşlar
konuşmaz. Ama yazılırsa, yankılanır.”
- Tartışma – “Unutmak
mı, Hatırlamak mı?”
- Sınıf iki gruba ayrılır:
- Grup A: “Unutmak iyileştirir.”
- Grup B:
“Hatırlamak iyileştirir.” - Her grup görüşünü savunur.
- Tartışma sonunda şu soru sorulur: “Bir taşı yazmak,
unutmak mı olur, hatırlamak mı?”
- Anket – “Sessizliğin Gücü”
- Öğrencilere küçük bir anket dağıtılır:
- Sessiz kaldığın bir anı hatırlıyor musun?
- O an ne söylemek isterdin?
- Sessizlik bazen konuşmaktan daha güçlü olabilir mi?
- Yanıtlar sınıfça paylaşılır, ortak bir “Sessizlik
Haritası” oluşturulur.
- Eylem Çağrısı – “Bir Taş, Bir Cümle”
- Her öğrenci, küçük bir taş getirir ya da kâğıttan taş keser.
- Üzerine bir cümle yazar:
“Seni affediyorum.” “Ben buradayım.” “Unutmadım.” - Tüm taşlar sınıfta bir “Sessizlik Anıtı” olarak dizilir.
- Yanına şu yazı asılır: “Bu taşlar, konuşmayanların sesidir. Her biri bir yankı. Her biri bir hatırlama.”
17.03 2026
Mesime Elif Ünalmış
Duyuru: Yayın Takvimi Değişti!
“Susuz Orman Günlükleri” artık haftada iki kez yayınlanacak.
Yeni bölümler aşağıdaki gün ve saatlerde yayında olacak:
Yazıyla iyileşen çocukların yolculuğu bu ritimde devam ediyor…
Salı – Saat 11:00
Cuma – Saat 17:00

