SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 13 Kırık Zamanın AynasıÇınlayan Kuyunun Çağrısı

Çocuk, içinde parlayan bir orb ile kuyuya doğru eğilerek düşünceli bir şekilde oturuyor. Arka planda kuyu ve hafif bir atmosfer hissi var.

SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 13 Kırık Zamanın Aynası
Çınlayan Kuyunun Çağrısı

Ormanın güneyinde, kimsenin girmediği bir bölge vardı.
Ağaçlar eğilmiş, yapraklar solmuş, kuşlar susmuştu. Her şey durmuş gibiydi.
Sanki zaman orada takılı kalmıştı.

Çocuklar bu bölgeye “Kırık Saatler Ormanı” diyordu. Çünkü
oraya giren herkes, saatinin durduğunu söylüyordu. Dakikalar ilerlemiyor, akrep
ve yelkovan birbirine küs kalıyordu.

Bir gün, Efe adında bir çocuk, bu ormana girmeye karar
verdi. Elinde eski bir cep saati vardı. Dedesi ona vermişti. “Bu saat, zamanı
değil, hatıraları gösterir,” demişti.

Efe ormanın sınırına geldiğinde saat tıkırdamayı bıraktı.
Ama o durmadı. İçeri adım attı. Her şey sessizdi. Ama bu sessizlik, boşluk
değil, bir bekleyişti. Sanki zaman, birinin onu uyandırmasını bekliyordu.

Bir ağacın dibine oturdu. Saati avucuna aldı. “Zaman neden
durur?” diye fısıldadı.

Hareketin hızlandığı anlarda küçük ama etkili araçlar fark yaratıyordu. Masada kablo karmaşası olmadan çalışmak, düşünce akışını da daha akıcı hale getiriyordu.
👉 Ürünü incelemek için: https://amzn.to/3OMvxYN

O anda, bir yaprak yere düştü. Ardından bir ses duyuldu. Ne
insan sesi, ne hayvan. Bu, bir çarkın dönmeye çalışırken çıkardığı sesti.
Gıcırdayan, zorlanan, ama hâlâ hayatta olan bir ses.

Efe ayağa kalktı. Sesin geldiği yöne yürüdü. Ve ormanın
ortasında, yosunlarla kaplı dev bir saat kulesi buldu. Yelkovanı eğilmiş,
akrebi kırılmıştı. Ama içinden hâlâ bir tıkırtı geliyordu.

Kulenin önünde yaşlı bir sincap oturuyordu. Gözlükleri
vardı. Elinde küçük bir tornavida tutuyordu. “Geç kaldın,” dedi. “Zaman seni
bekliyordu.”

Efe şaşırdı. “Zaman mı?”

Sincap başını salladı. “Bu orman, unutulan anılarla dolu.
Her unutulan anı, bir saati durdurur. Ve zaman, hatırlanmadıkça ilerlemez.”

Efe cebinden defterini çıkardı. “Peki ne yapmalıyım?”

Sincap gülümsedi. “Hatırla. Yaz. Ve zamanı yeniden kur.”

Efe, saat kulesinin önünde diz çöktü. Defterini açtı.
“Zamanı hatırlamak için önce kendimi hatırlamalıyım,” dedi. Ve yazmaya başladı.

İlk satır şöyleydi:

“Ben Efe’yim.

Bir zamanlar bir çiçeği sulamayı unuttum.

Ve o çiçek soldu.

Ama şimdi hatırlıyorum.
Ve yeniden suluyorum.”

Sincap başını salladı. “İşte bu. Her hatırlanan anı, bir
dişliyi döndürür.”

Efe’nin yazdığı her cümlede, kuledeki çarklardan biri
tıkırdadı. Her hatırlanan anı, zamanı biraz daha ileri itti. Ve saat, yavaşça
çalışmaya başladı.

Ertesi gün Efe, sınıfta olanları anlattı. Öğretmen tahtaya
büyük harflerle yazdı:

“Zaman Günlüğü – Unutulan Anılar İçin”

“Bu bizim yeni görevimiz,” dedi. “Her çocuk, bir zaman
parçasını hatırlayacak. Unuttuğu bir anı, bir sözü, bir bakışı… Ve onu
yazacak.”

Çocuklar heyecanlandı. Her biri bir anı seçti:

  • Biri, annesinin saçını tararken unuttuğu şarkıyı
    hatırladı.
  • Biri, dedesinin sessizce verdiği mendili yazdı.
  • Biri, bir arkadaşının sessizce ağladığı günü anlattı.
  • Biri, bir çiçeği sulamayı unuttuğu için özür diledi.

Tüm yazılar “Zaman Günlüğü”nde toplandı. Her sayfa bir anı,
her anı bir çark, her çark bir ilerleyişti.

Kampanya büyüdü. Köyde “Saat Onarımı Günü” ilan edildi.
Herkes evindeki eski saatleri getirdi. Amaç, zamanı değil, hatıraları
onarmaktı. Her saat onarılırken içine bir anı yerleştirildi. Ve her saat
çalışmaya başladığında, bir anı yeniden canlandı.

Kırık Saatler Ormanı yavaş yavaş değişmeye başladı. Ağaçlar
yeşerdi. Kuşlar geri döndü. Yapraklar yeniden hışırdadı. Çünkü zaman, yeniden
akıyordu. Çünkü artık kimse unutmaya cesaret edemiyordu.

Ve saat kulesi, her gün bir kez çalmaya başladı. Tam öğle
vakti. Her çan sesi, bir hatırlatma gibiydi:
“Zaman, sadece saniyelerle değil…

Hatırlananlarla ilerler.”

Zaman Günlüğü, köyde bir gelenek hâline geldi. Her çocuk,
ayda bir kez bir anısını yazıyor, unutulmuş bir zamanı hatırlıyordu. Bu
yazılar, okulun girişindeki büyük bir pano üzerinde sergileniyordu. Panonun
üstünde şu cümle yazılıydı:

“Zaman, hatırlayanlar için akar.”

Efe, her hafta saat kulesini ziyaret etti. Sincapla birlikte
çarkları temizledi, kırık dişlileri onardı, paslı zemberekleri yağladı. Ama en
önemlisi, her onarıma bir anı ekledi. Çünkü her anı, bir çarkı döndürüyordu.

Bir gün, Efe dedesinin verdiği cep saatini kuleye götürdü.
Saat hâlâ çalışmıyordu. Ama Efe onu kulenin kalbine yerleştirdi. Ve yanına
küçük bir not bıraktı:

“Bu saat, zamanı değil, sevgiyi ölçer.

Ve sevgi unutulmazsa, zaman asla durmaz.”

O anda kule çaldı. Ama bu kez sadece öğle vakti değil. Gece
yarısı da, gün doğarken de… Her çan sesi, bir anıyı uyandırdı. Orman, geçmişle
geleceği aynı anda duydu.

Sincap gözlüğünü çıkardı. “Artık zaman uyanık,” dedi. “Çünkü
biri onu hatırladı.”

Efe gülümsedi. “Ben Efe’yim.

Bir çiçeği sulamayı unuttum.

Ama şimdi her sabah suluyorum.

Bir anıyı kaybettim.

Ama şimdi her satırda buluyorum.

Ve artık biliyorum:

Zaman, sadece ilerlemez.

Zaman, bazen geri döner.

Bir çan sesiyle.

Bir kelimeyle.

Bir hatırlamayla.”

O gece, ormanda saatler tıkırdadı.

Ama bu ses, acele değil.
Bu, bir kalbin atışı gibiydi.

Ve rüzgâr fısıldadı:

“Zaman uyandı.

Çünkü biri,

unutmamayı seçti.”

BÖLÜM SONU ETKİNLİKLERİ
– Sınıf Çalışması

Amaç:

  • Öğrencilerin zaman kavramını duygusal ve metaforik düzeyde
    sorgulamalarını sağlamak.
  • Unutulmuş anıların hatırlanması yoluyla empati, sorumluluk
    ve onarma bilinci geliştirmek.
  • Yazılı, görsel ve sözlü anlatım yoluyla zamanla bağ
    kurmak.
  1. Duygusal Yansıma –
    “Benim Duran Saatim”
  • Öğrencilere şu soru sorulur: “Hayatında zamanın
    durduğunu hissettiğin bir an oldu mu?”
  • Her öğrenci bu anı bir cümleyle yazar.
  • Cümleler “Zamanın Uyandığı Anlar” başlıklı bir panoda
    sergilenir.
  1. Yaratıcı Yazma – “Zaman Günlüğü”
  • Öğrenciler, geçmişte unuttukları bir anıyı hatırlayıp yazıya döker.
  • Yazma yönergesi: “Bir zaman vardı…
    unuttum. Ama şimdi hatırlıyorum çünkü…”
  • Yazılar sınıfça okunur, isteyenler çizimle destekler.
  1. Görsel Anlatım –
    “Hatıra Saatleri”
  • Her öğrenci, kâğıttan bir saat çizer.
  • Saatin içine bir anı, bir kelime ya da bir duygu yerleştirir.
  • Tüm saatler sınıf panosunda “Kırık Saatler Galerisi”
    olarak sergilenir.
  1. Tartışma – “Zaman
    İlerler mi, Bekler mi?”
  • Sınıf iki gruba ayrılır: – Grup A:
    “Zaman durmaz, hep ilerler.”
  • Grup B: “Zaman bazen durur, çünkü biz dururuz.”
  • Her grup görüşünü savunur.
  • Tartışma sonunda şu soru sorulur: “Zamanı durduran şey
    nedir? Onu ne uyandırır?”
  1. Anket – “Zamanla Bağım”
  • Öğrencilere küçük bir anket dağıtılır:
  • Zaman senin için ne demek?
  • En çok hangi anı hatırlamak istersin?
  • Unutmak mı zor, hatırlamak mı?
  • Yanıtlar sınıfça paylaşılır, ortak bir “Zaman Haritası” oluşturulur.
  1. Eylem Çağrısı – “Bir Anı, Bir Dişli”
  • Her öğrenci, evinden küçük bir düğme, taş ya da çark benzeri bir nesne getirir.
  • Üzerine bir anı yazar ya da çizer.
  • Tüm nesneler bir pano ya da kutuda toplanır.
  • Üzerine şu yazı asılır: “Bu çarklar, zamanı
    değil… hatıraları döndürür.”

06.03 2026
Mesime Elif Ünalmış

Duyuru: Yayın Takvimi Değişti!
“Susuz Orman Günlükleri” artık haftada iki kez yayınlanacak.
Yeni bölümler aşağıdaki gün ve saatlerde yayında olacak:
Yazıyla iyileşen çocukların yolculuğu bu ritimde devam ediyor…
Salı – Saat 11:00
Cuma – Saat 17:00

📖 Sonraki bölüm:
👉 Susuz Orman Günlükleri – Bölüm 14


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Anonim dedi ki:

    Yes, Time is memory! Thank you very much for sharing an interesting way to describe time!

    1. mesime unalmıs dedi ki:

      Teşekkür ederim. Güzel yorumunuz için.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın