
📖🌌 KAYIP MASALLAR KÜTÜPHANESİ BÖLÜM 10
Birleşme tamamlandığında sessizlik gelmedi.
Sadece ses değişti.
Aysuda artık iki kişi değildi.
Ama tek kişi de değildi.
Bir “arada kalma” hâliydi.
Elfida ona baktı.
“Aysuda… beni duyuyor musun?”
Aysuda başını çevirdi.
“Duymak… yeterli mi?”
Bu cümle Elfida’yı durdurdu.
Çünkü tanıdık değildi.
Ama yabancı da değildi.
Sistem geri çekilmişti.
Aurora sessizdi.
Ama boşluk daha tehlikeliydi.
Bir ışık çizgisi belirdi.
Zemin üzerinde.
İnce.
Kırılgan.
Sanki biri yürürse kaybolacakmış gibi.
Aysuda o çizgiye baktı.
“Bu… yol değil.”
Elfida yaklaştı.
“Ne peki?”
Aysuda cevap verdi:
“İz.”
Bir anlık sessizlik.
Ve çizgi hareket etti.
İleri uzandı.
Ama sabit değil.
Sanki geçmişten akıyordu.
Elfida fısıldadı:
“Bizi bir yere çağırıyor.”
Aysuda başını salladı.
“Hayır… bizi takip ettiriyor.”
O anda boşluk açıldı.
Ve içinden bir orman çıktı.
Ama gerçek orman değil.
Düşünce ormanıydı.
Ağaçlar yarım hatıradan oluşuyordu.
Gökyüzü yazı gibi titriyordu.
Elfida nefesini tuttu.
“Bu… Hansel ve Gretel alanı.”
Aysuda gözlerini kıstı.
“Burada kaybolan şey… insanlar değil.”
Bir duraklama.
“Yön.”
O anda arkasında bir ses duyuldu.
Tatlı.
Sessiz.
Rahatsız edici derecede sakin.
“Hoş geldiniz.”
Elfida döndü.
Ama kimse yoktu.
Sadece yerde küçük taşlar vardı.
Beyaz.
Parlayan.
Aysuda birini aldı.
Elinde tuttu.
Ve taş söndü.
“Bu… iz değil,” dedi Aysuda.
“Bu siliniyor.”
Elfida gerildi.
“Birisi yolu kapatıyor.”
Ses tekrar geldi:
“Yol yoktu.”
Ama bu kez ormanın içinden.
Bir ev belirdi.
Tatlı görünüyor.
Ama doğru değil.
Aysuda geri çekildi.
“Bu… çağırıyor.”
Elfida sertleşti.
“Yaklaşmayacağız.”
Ama ev cevap verdi:
“Zaten içindesiniz.”
Ev beklemiyordu.
Ev çağırıyordu.
Kapı açılmadı.
Ama içerisi görünmeye başladı.
Sanki ev, kendini gösterme kararı almıştı.
Aysuda bir adım geri çekildi.
“Bu… güvenli değil.”
Elfida gözlerini evden ayırmadı.
“Hiçbir şey güvenli değil zaten.”
Bir sessizlik oldu.
Ve ev konuştu.
“Kaybolmak istemezsiniz.”
Ses ne içeriden ne dışarıdan geliyordu.
Aradan geliyordu.
Aysuda fısıldadı:
“Bu ses… bize ait değil.”
Ev devam etti:
“Yolunuzu bulabilirim.”
Elfida sertleşti.
“Biz kaybolmadık.”
Ev sustu.
Sonra hafifçe güldü.
“Henüz.”
O anda ormandaki taşlar titredi.
Beyaz ışıklar birer birer söndü.
Aysuda geri döndü.
“İzler yok oluyor.”
Elfida hemen yere baktı.
Gerçekten de çizgi kayboluyordu.
“Bu bir tuzak,” dedi.
Aysuda başını salladı.
“Hayır… bu bir düzeltme.”
Bir anlık sessizlik.
Ve ev kapıyı tamamen açtı.
İçerisi sıcaktı.
Ama bu sıcaklık doğal değildi.
Aşırı düzenliydi.
Aşırı temizdi.
Aşırı “doğruydu”.
Elfida geri çekilmedi.
Ama içi sıkıştı.
Aysuda fısıldadı:
“Burada bir şey eksik…”
Elfida baktı.
“Ne?”
Aysuda cevap verdi:
“Seçim.”
O anda ev bir adım daha attı.
Ve içinden bir görüntü çıktı.
Bir masa.
İki sandalye.
Bir çay.
Sanki biri “normal hayatı” kopyalamıştı.
Ev konuştu:
“Burada kalabilirsiniz.”
Bir duraklama.
“Ve hiçbir şey kaybetmezsiniz.”
Aysuda titredi.
“Bu… yanlış.”
Elfida yumruğunu sıktı.
“Bu bir hayat değil.”
Ev ilk kez sertleşti.
“Bu bir çözüm.”
O anda orman tamamen sustu.
Ve sadece ev kaldı.
Aysuda geri çekildi.
“Elfida… bu bizi çağırmıyor.”
Bir duraklama.
“Bizi yerine koyuyor.”
Elfida gözlerini kıstı.
“Yani… bizi silmek istiyor.”
Ev cevap vermedi.
Çünkü cevap gereksizdi.
Kapı biraz daha açıldı.
Ve içeriden tek bir cümle geldi:
“Dinlenebilirsiniz.”
“Dinlenebilirsiniz.”
Bu cümle bir teklif değildi.
Bir ağırlıktı.
Aysuda’nın nefesi değişti.
Sanki hava daha kolay giriyordu ama daha zor çıkıyordu.
Elfida bir adım attı.
“Buraya girmiyoruz.”
Ama Aysuda durdu.
Elfida ona baktı.
“Aysuda?”
Aysuda gözlerini evden ayıramıyordu.
“Ben… yoruldum.”
Bu cümle Elfida’yı durdurdu.
Çünkü ilk kez mücadele değil…
bir boşalma hissedildi.
Ev hafifçe seslendi:
“İçeri gelmek… kaybolmak değildir.”
Aysuda titredi.
“Kaybolmak değilse… ne?”
Ev cevap verdi:
“Yük bırakmak.”
O anda orman tamamen sustu.
Taşlar yok oldu.
İzler silindi.
Sadece ev kaldı.
Ve çekim başladı.
Aysuda’nın bulunduğu zemin hafifçe eğildi.
Ama fiziksel değil.
Karar eğildi.
Elfida hemen tuttu onu.
“Aysuda, bak bana!”
Aysuda baktı.
Ama gözlerinde direnç yoktu.
Sadece yorgunluk vardı.
“Ben… çıkamıyorum.”
Elfida sertleşti.
“Hayır. Çıkabilirsin.”
Ama Aysuda başını salladı.
“İstemek… her zaman yeterli olmuyor.”
Ev tekrar konuştu:
“Burada acı yok.”
Elfida bağırdı:
“Ama sen de yok oluyorsun!”
Discover Our Recommended Products
Looking for useful products we recommend? Explore our carefully selected Amazon recommendations, including skincare, home & lifestyle, technology, books, and more — all in one place.
Explore Our Recommended Products on Amazon →
https://mesimeunalmis.com/%f0%9f%9b%8d%ef%b8%8f-onerilen-urunler/
Sessizlik.
Ve ev ilk kez cevap verdi:
“Yok olmak… sizin tanımınız.”
O anda Aysuda bir adım attı.
Elfida onu tuttu.
Ama tutmak artık fiziksel değildi.
İrade savaşıydı.
Aysuda fısıldadı:
“Belki de… burada kalmak daha kolay.”
Elfida gözlerini büyüttü.
“Kolay olan doğru değil!”
Aysuda cevap vermedi.
Çünkü ev artık onun içine konuşuyordu.
“Burada… seni kimse kırmaz.”
Bir duraklama.
“Çünkü hiçbir şey seni değiştirmez.”
O cümle Aysuda’yı durdurdu.
Ve ilk kez…
çekim arttı.
Elfida bağırdı:
“Hayır!”
Ama Aysuda artık iki yerdeydi.
Bir kısmı Elfida’da.
Bir kısmı evde.
Ve ev fısıldadı:
“Uyum… huzurdur.”
Aysuda’nın gözleri kapandı.
Elfida son gücüyle tuttu.
“Aysuda! Ben buradayım!”
Bir anlık sessizlik.
Ve Aysuda fısıldadı:
“Ben… biliyorum.”
Ama hangi Aysuda söyledi…
belli değildi.
Ve ev kapıyı tamamen açtı.
“Hoş geldin.”
Kapı açıktı.
Ama içeri girmek bir adım değildi.
Bir kabul meselesiydi.
Aysuda’nın gözleri yarı kapalıydı.
“Elfida…”
Sesi inceydi.
Sanki iki yerden aynı anda geliyordu.
“Gitme…”
Elfida dondu.
“Ben gitmiyorum.”
Ama ev araya girdi:
“Birlikte kalabilirsiniz.”
Elfida başını kaldırdı.
“Seninle değil.”
Sessizlik oldu.
Ve ev ilk kez tepki verdi.
Işıklar değişti.
Kapı daha da açıldı.
İçerisi artık görünüyordu.
Bir oda değil.
Bir “düzen”.
Her şey yerli yerinde.
Her şey doğru.
Ama hiçbir şey canlı değil.
Elfida bir adım attı.
Aysuda irkildi.
“Hayır… burası…”
Elfida gözlerini Aysuda’dan ayırmadı.
“Ben seni bırakmıyorum.”
Ve içeri girdi.
O anda dünya değişti.
Sesler kesildi.
Orman yok oldu.
Sadece ev kaldı.
Ama artık dışarıda değildi.
Elfida içindeydi.
Aysuda’nın yanında.
Ama Aysuda artık aynı yerde değildi.
Bir kısım hâlâ kapıda.
Bir kısım evin içinde.
Ev fısıldadı:
“Şimdi dengedesiniz.”
Elfida etrafına baktı.
“Bu denge değil.”
Ev cevap verdi:
“Bu… çözüm.”
Bir masa belirdi.
İki sandalye.
Bir çay.
Aynı sahne.
Ama daha yakın.
Aysuda titredi.
“Ben bunu daha önce gördüm…”
Elfida sertleşti.
“Bu gerçek değil.”
Ev cevap verdi:
“Gerçek… rahatsız eder.”
Bir duraklama.
“Ben rahatsız etmem.”
Aysuda bir adım attı.
Ama sonra durdu.
“Burada… acı yok.”
Elfida hemen döndü.
“Ama sen de yok oluyorsun!”
Aysuda gözlerini kaçırdı.
“Belki de… bu daha kolay.”
Elfida yumruğunu sıktı.
“Kolay olan seni sen yapmaz!”
Ve o anda ev sustu.
Tamamen.
Sessizlik ağırlaştı.
Sonra ev konuştu:
“Kimlik… seçilmek ister.”
Aysuda dondu.
“Ben seçmedim…”
Ev cevap verdi:
“Ama şimdi seçiyorsun.”
O anda oda daraldı.
Duvarlar yaklaşmadı.
Anlam yaklaşmaya başladı.
Aysuda iki seçenek arasında kaldı.
Elfida:
“Benimle gel.”
Ev:
“Kal.”
Aysuda titredi.
Ve ilk kez net konuştu:
“Ben… ikisini de istemiyorum.”
Sessizlik.
Ve ev cevap verdi:
“O zaman… yeniden yazılırsın.”
27.07.2026
Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.