İnsanların gerçekten okumak isteyeceği şeyleri nasıl yazarsınız?
“İnsan mantıkla karar verdiğini sanır; oysa her mantık, duyuların sessiz bir izinden yürür.”
Duyular hikâyeyi yaşatır çünkü hayatı da onlar yaşatır. Bir hikâyeyi okurken bizi içine çeken şey olaylar değildir; bir sahnenin kokusu, bir bakışın ağırlığı, bir odanın sessizliğidir. Duyular, kelimeleri birer kapı gibi açar; okuyan kişi o kapıdan içeri girer ve artık sadece okumaz… yaşar.
Metalin soğukluğu parmakta bir ürperti bırakır. Çayın buharı yüzü okşar. Bir sessizlik kulakta basınç yaratır. Bir bakış içte bir sızı bırakır. Bunlar sadece detay değildir; bunlar insanın dünyayı algılama biçimidir. Hikâye duyularla başlar çünkü insan duyularla başlar.
İnsan bir karar alırken önce hisseder; mantık bile duyuların izinden yürür.
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Ben de bunu çok düşündüm ve şu yazıyı yazdım: https://dosthaber.blog/2026/09/24/neden-yaziyorum/
“Yazdıklarınızı büyük bir ilgiyle okudum. Aslında hepimizin içinde bir yerlerde duran o yazma dürtüsünü hatırlatıyor. Satır aralarına gizlenen gerçekleri fark etmek, duyularla düşünmek ve yaşadıklarımızı kelimelere dökmek… Bunlar hem yazının hem hayatın özü.
Duyuların izinde yürüyen herkes gibi siz de gördüklerinizi, hissettiklerinizi ve ülkenin gidişatına dair kaygılarınızı samimiyetle aktarmışsınız. Yazmak bazen bir görev, bazen bir nefes, bazen de bir duruş oluyor.
Paylaşımınız için teşekkür ederim; kaleminize sağlık.