Sevgi Evleri — Bölüm 9

Reklamlar
Çocuklar bir masanın etrafında toplanmış, birlikte karar verme sürecini tartışıyorlar. Duvarlarda proje fikirleri ve eylem planları yer alıyor. Güneşli bir gün içinde öğrenme ve iş birliği atmosferi.

Birlikte Karar Vermek

Kerem’in Sevgi Evi’ne geldiği ilk gün, diğer çocuklar onu fazla soru sormadan aralarına aldılar.

Defne ona oyunları gösterdi.

Deniz bahçeyi gezdirdi.

Ali enerji ölçüm tablosunu anlattı.

Melis ise bilgisayarların bulunduğu köşeyi gösterdi.

Kerem hepsini dikkatle dinledi.

Ama gün boyunca neredeyse hiç konuşmadı.

Akşamüstü herkes gitmeye hazırlanırken Defne onun hâlâ kapının yanında durduğunu fark etti.

“Bir şey mi oldu?”

Kerem başını salladı.

“Yok.”

“Emin misin?”

“Evet.”

Defne ısrar etmedi.

“Yarın görüşürüz.”

Kerem kapıdan çıktı.

Birkaç adım sonra dönüp baktı.

Defne hâlâ kapının önündeydi.

El salladı.

Kerem de elini kaldırdı.

Ertesi gün Sevgi Evi’ne gelen çocuk sayısı her zamankinden fazlaydı.

Başka bir okuldan gelen öğrenciler de vardı.

Bahçede oyun oynanıyor, bilgisayar sırası bekleniyor, bazı çocuklar Deniz’in hazırladığı sulama sistemini inceliyordu.

İlk başta her şey yolunda gidiyordu.

Sonra küçük bir tartışma çıktı.

İki çocuk aynı anda bilgisayarın başına geçti.

“Benim sıram.”

“Hayır, daha bitirmedin.”

“Bitirdim.”

“Bitirmedin.”

Melis yanlarına geldi.

“Bir dakika, sıraya bakalım.”

Çocuklardan biri:

“Ben önce geldim.”

Diğeri:

“Ben sadece iki dakika kullanacağım.”

Sesler yükselmeye başladı.

Ayşe Öğretmen uzaktan onları izliyordu.

Hemen müdahale etmedi.

Melis çocuklara baktı.

“Tamam. Önce kim kullanıyordu?”

“Ben.”

“Peki ne kadar süredir?”

“Bilmiyorum.”

Melis bilgisayardaki saate baktı.

“On beş dakika olmuş.”

Çocuk itiraz etti.

“Ama daha bitirmedim.”

Melis düşündü.

“Ne yapıyorsun?”

“Bir sunum.”

“Kaydedebilir misin?”

“Evet.”

“Öyleyse kaydet. Sonra diğer arkadaşın on dakika kullansın. Sen de sonra devam edersin.”

Çocuk biraz düşündü.

“On dakika yeter mi?”

“Yetmezse tekrar konuşuruz.”

Diğer çocuk:

“Tamam.”

Tartışma sona erdi.

Ama o sırada Kerem bir köşede onları izliyordu.

Melis yanına geldi.

“Sen niye katılmadın?”

Kerem omuz silkti.

“Bilmiyorum.”

Melis gülümsedi.

“Bu kelime bugün de bizimle.”

Kerem ilk kez güldü.

Öğleden sonra Sevgi Evi’nin bahçesinde daha büyük bir sorun çıktı.

Yağmur suyu deposundaki su azalmıştı.

Deniz ölçüm çizelgesine baktı.

“Bu kadar çabuk bitmemeliydi.”

Ali depoya baktı.

“Son iki gündür çok az yağmur yağdı.”

“Biliyorum.”

“Bahçeyi fazla sulamış olabilir miyiz?”

Deniz başını salladı.

“Belki.”

Melis yanlarına geldi.

“Verilere bakalım.”

Deniz tabletini açtı.

Sulama sürelerini kontrol ettiler.

Gerçekten de önceki haftaya göre daha fazla su kullanılmıştı.

Defne şaşırdı.

“Niye?”

Deniz cevap vermedi.

Çizelgeye yeniden baktı.

Sonra bahçenin bir bölümünü gösterdi.

“Burada sorun var.”

Ali eğildi.

Toprak diğer bölgelere göre daha ıslaktı.

Deniz bir süre toprağı inceledi.

“Bu bölümün sensörü yanlış ölçüyor olabilir.”

Melis hemen:

“Geçen sefer de bağlantı gevşemişti.”

Deniz sensörü kontrol etti.

Gerçekten bağlantı yerlerinden biri gevşemişti.

Bir süre sonra sistem yeniden çalıştı.

Ama bu kez çocuklar daha dikkatliydi.

Melis ekrandaki değere baktı.

“Şimdi doğru görünüyor.”

Deniz başını salladı.

“Demek ki sadece bilgisayara güvenemeyiz.”

Ali gülümsedi.

“Bunu daha önce de öğrenmiştik.”

Deniz ona baktı.

“Bazen aynı şeyi yeniden öğrenmek gerekiyor.”

O akşam Ayşe Öğretmen çocukları bir araya topladı.

Masaya tek bir kâğıt koydu.

“Bugün iki sorun yaşadık.”

Defne hemen söyledi:

“Bilgisayar sırası.”

Deniz:

“Sulama sistemi.”

Ayşe Öğretmen başını salladı.

“Peki ikisinin ortak tarafı ne?”

Çocuklar düşündü.

Melis:

“İkisi de kuralla çözüldü.”

“Tam olarak değil.”

Ali:

“Birinde sırayı yeniden düzenledik.”

“Evet.”

Deniz:

“Diğerinde sistemi kontrol ettik.”

Ayşe Öğretmen:

“Doğru. Ama ikisinde de karar vermek gerekti.”

Kerem ilk kez konuştu.

“Biri karar vermek zorunda.”

Herkes ona baktı.

Kerem devam etti:

“Bazen herkes farklı şey istiyor.”

Ayşe Öğretmen gülümsedi.

“İşte şimdi önemli bir yere geldik.”

Kâğıdın üstüne yazdı:

BİRLİKTE KARAR VERMEK

“Peki birlikte karar vermek ne demek?”

Defne:

“Herkesin istediğinin olması mı?”

“Her zaman mümkün mü?”

Defne başını salladı.

“Hayır.”

Melis:

“Çoğunluğun istediği olsun?”

Ali itiraz etti.

“Çoğunluk her zaman haklı olmayabilir.”

Deniz:

“Peki ne yapacağız?”

Ayşe Öğretmen kalemi masaya bıraktı.

“Önce birbirimizi dinleyeceğiz.”

Melis:

“Sonra?”

“Bilgiyi toplayacağız.”

Deniz:

“Sonra karar?”

“Evet. Ama kararın sonuçlarını da takip edeceğiz.”

Kerem dikkatle dinliyordu.

“Yanlış karar verirsek?”

Ayşe Öğretmen ona baktı.

“O zaman kabul edip düzeltmeye çalışacağız.”

Kerem başını salladı.

“Ben bunu sevdim.”

Defne gülümsedi.

“Neyi?”

“Yanlış yapınca her şey bitmiyor.”

Odanın içinde kısa bir sessizlik oldu.

Ayşe Öğretmen Kerem’in neden bunu söylediğini sormadı.

Henüz değil.

Bazı çocukların hikâyeleri, anlatmaya hazır oldukları zaman açılırdı.

Birkaç gün sonra belediyeden yeni bir haber geldi.

Sevgi Evi’nin çalışmalarıyla ilgili olumlu geri dönüşler alınmıştı.

Fakat aynı zamanda yeni bir soru ortaya çıkmıştı:

Bu model başka okullarda uygulanabilir miydi?

Bu kez toplantıya çocuklar da çağrıldı.

Toplantı salonunda öğretmenler, veliler, belediye çalışanları ve farklı okullardan temsilciler vardı.

Çocuklar yan yana oturdular.

İlk sözü Defne aldı.

“Bence başka okullarda da olabilir.”

Bir öğretmen sordu:

“Peki her okulun şartları aynı mı?”

Defne durdu.

“Hayır.”

“Öyleyse aynı şeyi nasıl yapacaksınız?”

Defne Melis’e baktı.

Melis:

“Aynısını yapmak zorunda değiliz.”

Deniz devam etti:

“Her okul önce kendi sorununu bulabilir.”

Ali:

“Sonra elindeki imkânlara göre bir şey deneyebilir.”

Toplantıdaki yetişkinlerden biri:

“Peki ya çocuklar anlaşamazsa?”

Bu kez Kerem konuştu.

“Biz de anlaşamıyoruz.”

Salonda birkaç kişi gülümsedi.

Kerem devam etti:

“Ama konuşuyoruz.”

Ayşe Öğretmen ona baktı.

Kerem’in sesi bu kez daha kararlıydı.

“Bence önemli olan herkesin hiç kavga etmemesi değil. Kavga edince ne yaptığımız.”

Salondaki sessizlik bu kez farklıydı.

Bir yetişkin başını salladı.

“Bu önemli.”

Toplantı ilerledikçe başka sorular geldi.

Masraflar nasıl karşılanacaktı?

Çocukların güvenliği nasıl sağlanacaktı?

Kimler görev alacaktı?

Ailelerin izni nasıl alınacaktı?

Her okulda aynı büyüklükte bir alan bulunmazsa ne olacaktı?

Çocukların önerileri nasıl değerlendirilecekti?

Bu kez hiçbir soru çocukları korkutmuyordu.

Çünkü cevapların hepsini bilmiyorlardı.

Ama soru sormayı öğrenmişlerdi.

Toplantının sonunda belediye yetkilisi kararın hemen verilmeyeceğini söyledi.

Önce farklı okullarda küçük denemeler yapılacak, sonuçları değerlendirilecek ve hangi yöntemlerin işe yaradığı görülecekti.

Defne dışarı çıktıklarında:

“Yine hemen olmadı.”

Ali gülümsedi.

“Artık buna alıştık.”

Melis:

“Bence iyi oldu.”

Deniz:

“Neden?”

“Çünkü başka okullarda ne olacağını bilmiyoruz.”

Defne başını salladı.

“Önce denemek.”

“Sonra görmek.”

“Sonra değiştirmek,” dedi Ali.

Kerem onları dinledi.

“Peki ya başka çocuklar bizim yaptığımızdan daha iyi bir fikir bulursa?”

Hepsi bir an sustu.

Sonra Defne gülümsedi.

“O zaman onlardan öğreniriz.”

O gece Sevgi Evi’nin duvarındaki büyük kâğıt değiştirildi.

Eskiden yalnızca:

NE İSTİYORUZ?

yazıyordu.

Şimdi altına yeni bir soru eklenmişti:

NE ÖĞRENDİK?

Çocuklar sırayla cevaplarını yazdılar.

Defne:

“Bazen birini oyuna almak yetmez. Onu gerçekten dinlemek gerekir.”

Melis:

“Teknoloji yardımcı olabilir ama karar vermek bize ait.”

Deniz:

“Bir sistem çalışıyor gibi görünse bile kontrol etmek gerekir.”

Ali:

“Enerji üretmeden önce ne kadar kullandığımızı bilmeliyiz.”

Kerem uzun süre boş kâğıda baktı.

Sonunda küçük harflerle yazdı:

“Bir yere ait olmak için önce birinin sana yer açması gerekir.”

Defne onun yazdıklarını okudu.

Hiçbir şey söylemedi.

Sadece yanına oturdu.

Bir süre sonra Kerem de gülümsedi.

Ertesi sabah Sevgi Evi’nin önünde kalabalık vardı.

Başka bir okuldan çocuklar gelmişti.

Bazıları bahçeye bakıyor, bazıları bilgisayarları merak ediyor, bazıları duvardaki yazıları okuyordu.

Kapının üzerinde hâlâ aynı eski tabela duruyordu.

SEVGİ EVİ

Ama artık çocuklar bu ismin yalnızca bir binayı anlatmadığını biliyordu.

Birlikte karar vermek.

Yanlış yapınca geri dönmek.

Bir çocuğu dinlemek.

Bir sistemi sorgulamak.

Kaynakları paylaşmak.

Bilmediğini kabul etmek.

Ve bazen hiç tanımadığın birine kapıyı açmak…

Bunların hiçbirisi tek başına dünyayı değiştirmeye yetmezdi.

Ama hepsi bir araya geldiğinde, küçük bir yerde başlayan değişim başka yerlere ulaşabilirdi.

Ayşe Öğretmen kapının önünde durdu.

Çocuklara baktı.

Sonra şehir tarafına.

Artık soru, Sevgi Evi’nin büyüyüp büyümeyeceği değildi.

Asıl soru şuydu:

Büyürken kendisi olarak kalabilecek miydi?

Çünkü daha fazla çocuk, daha fazla fikir ve daha fazla ilgi geliyordu.

Ve herkes aynı şeyi istemeyecekti.

İlk kez Sevgi Evi’nin karşısında çözülmesi gereken bir sorun değil, birbirinden farklı birçok yol vardı.

Çocuklar o yolların başında duruyordu.

Henüz hangisini seçeceklerini bilmiyorlardı.

Ama bu kez kararın tek bir kişinin elinde olmayacağını biliyorlardı.

Ve belki de gerçek sınav tam burada başlayacaktı.

Mesime Elif Ünalmış

26.10.2026


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın

Turn on JavaScript to leave a comment.