ZEHİRLİ AĞACİN İNTİKAMI (3.BÖLÜM).

Abileri onu her daim kıskanmaya devam etmişler. Çünkü kardeşleri yüzüne bakılamayacak kadar çirkinlermiş. Altın sarısı saçları deniz mavisi gözleri olan Güven, bunların farkında olsada hiç sesini çıkarmazmış. Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalamış. Güven koca bir delikanlı olmuş. Güven ismi gibi güvenilir ve dürüst biriymiş. Yaşı genç  olmasına karşın, hem çok sevilen hem de çok saygı duyulan biriymiş. Ancak kardeşleri Güven’e karşı aynı şeyleri hissetmiyormuş. Kardeşleri bu durumu bir türlü hazmedememişler. Bir gün en büyük abisi bu durumu daha fazla kabullenemediğini söylemiş. Çirkin yüzlü kardeşlerinin de onunla aynı fikirde olmaları, onun işini daha da kolaylaştırmış. Bunun üzerine ondan kurtulmak için bir plan yapmaya karar vermişler. Güven ise bütün kardeşlerine sevgi ile bakar onlara en ufak bir saygısızlık dahi yapmazmış. Bu köyün uğursuz olduğuna inanılan lanetli bir ağacı varmış.

Bu ağaç anne ve babasının ilk tanıştıklarında, gölgesinde oturdukları  zehirli ağaçmış. Bu ağac yılda iki  kez meyve verirmiş. Ancak ilk baharda çıkan meyveleri zehirlerken, sonbaharda çıkan meyveleri farklı özeliklere bürünürmüş. Her kim sonbaharda bu ağacın meyvesinden yerse, zehirli ağacın lanetine uğrarmış.  Bu meyve elmaya benzeyen ancak içi masmavi bir jeli andırıyormuş. Çok güzel olan bu meyveden Güven’e yedirmek istemişler. Ortanca kardeş bu zehirli meyveyi kim getirmeye cesaret edebilir ki? diye sormuş. Küçük kardeş hemen atılmış. Bu fikir en büyük abimin  ve hepimizden daha deneyimli olduğu için, onun getirmesi daha uygun olur, diye fikrini söylemiş.  Abisi hiç itiraz etmeden kabul etmiş. Ancak bu meyveden koparıp almak o kadar kolay değilmiş. En büyükleri her şeyi göze alarak, oldukça uzak olan bu ağacın olduğu yere gitmiş. Ağaç kötü niyetli olan bu adama tuzak kurmuş. Ağaç dile gelmiş. Hoş geldin çirkin adam, demiş.

Adam ağacın konuşmasına hem çok şaşırmış, hem de  bu şekilde hitap etmesinden rahatsızlık duymuş. Ama yine de sesini çıkaramamış. Ağaç birden gülmeye başlamış. Buraya neden geldiğini biliyorum, demiş.  Ancak yine de bunu senin ağzından duymak istiyorum, demiş. En büyük abileri başlamış anlatmaya, zehirli ağaç bu kötü adama tuzak kurmuş. Bu meyveden  yersen, sen de Güven gibi yakışıklı olacaksın, demiş.  Ağacın bu sözlerine inanan adam, meyveden kocaman bir ısırık almış. Bu ısırığı alır almaz birden kurbağaya dönmüş ve oradan hızla uzaklaşmış. Ertesi gün ağabeylerinin geri dönmediğini gören kardeşleri, onun bir küçük olan kardeşini göndermiş. Ağaç ona da aynı şeyleri söyleyerek, onu da kurbağaya çevirmiş. Kardeşler onun da gelmediğini görünce diğer kardeşlerini sırayla göndermişler.  Sıra en son küçük kardeşine gelmiş, neler olduğunu anlamak için bir süre ağacın etrafında gezinmeye başlamış. Birden en küçük kardeşe seslenen biri, kardeşim! kardeşim!, diye bağırmaya başlamış.

 Bu sese duyarsız kalmayan kardeşi, panikle etrafına bakınmış. Sesin bir kurbağadan  geldiğini gören çocuk, küçük dilini yutacakmış. En büyük abileri olan kurbağa küçük kardeşine seslenmiş. Onu ağacın tuzağına karşı uyarmış. Küçük kardeş bütün cesaretini toplayıp ağacın karşısına çıkmış söyle bakalım, Lanetli Ağaç!, kardeşlerime neden bunu yaptın?, diye sormuş. Ağaç birden kahkaha atmış. Küçük kardeş şaşkın ve kızgın bir şekilde sorusunu yenilemiş. Ağaç bir süre kahkaha atmaya devam etmiş.  Küçük kardeş  çaresiz bir biçimde ne yapacağını bilememiş. Sonra küçük kardeş oturup, üzgün bir şekilde düşünmeye başlamış. Kendi kendine mırıldanarak kardeşimize tuzak kurup ondan kurtulmak istedik. Bu kötü düşünceye ortak olduğum için, çok pişmanım, demiş.  Ağaç birden susarak küçük kardeşin söylediklerine kulak vermiş. Yaptıklarından pişmanlık duyan kardeşleri, dikkatle ağacın küçük kardeşine neler yapacağını merakla izlemişler.  Ağaç  kısa bir sesizlikten sonra, madem pişmansınız,  Güven’e olanları anlatıp  ondan af dileyiniz. Eğer güven sizi affederse; hepiniz eski halinize döneceksiniz, demiş. Çirkinliğiniz ise kalbiniz kötülükten kurtulursa ve  her şeye iyi niyetle yaklaşmayı öğrenirseniz,  zamanla yüzünüzde artarak güzelleşecek, kısaca içinizdeki niyet dışınıza da  yansıyacak, demiş. Bütün kardeşleri eski hallerine dönmek için ağacın etrafına toplanmışlar. Ağaç dalını eğmiş. Dalından tam 3 tane meyve koparmasını söylemiş.

 Bu meyvelerden yerseniz eski halinize dönersiniz, ancak Güven sizi affetmezse yine kurbağa olarak yaşamaya devam edeceksiniz, demiş. En büyük abileri denemek için meyveden bir tane ısırık almış, meyvenin mavi jeli altın sarısına dönmüş. Tam ikinci ısırığı almaya çalışırken, tekrar eski haline dönmüş. Hemen diğer kardeşleri de yiyerek eski hallerine dönmüşler. En küçük kardeş ağaca teşekkür etmiş ve hızla oradan uzaklaşarak eve doğru yol almışlar. Güven de bu süre zarfında günlerce abilerini aramış. Abileri  için çok endişelenmiş. Güven  abilerini göremeyince kara kara oturup düşünmeye başlamış. Birden kapı çalmış. Füruze  hemen kapıyı açmış. Karşısında abilerini görünce boynuna  sarılmış, ardından diyerleriyle tek tek kucaklaşmış. Güven abilerini görünce sağ selim dönmelerine çok sevinmiş. Abileri Güven’e karşı mahcup bir şekilde bakmışlar. Sonra her şeyi en baştan anlatarak, Güven’den af dilemişler. Güven sevgi dolu bir genç olduğu için abilerini  affetmiş. O günden sonra bütün kardeşlerin kalbi iyilik için atmış. Kısa bir zaman sonra hepsinden değişimler meydana gelmiş. Her geçen gün çirkin yüzleri biraz daha güzelleşiyormuş. Bir daha kötülük yapmayacaklarına dair birbirlerine söz vermişler.   

 Mesime Elif ÜNALMIŞ


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın