Otobüste Panik

   Otobüsün hareket etmesine iki saat kala yola koyuldular. Yolda bir pastaneye uğradılar.  Melis Hanım, Can için bir şeyler aldı. Terminal çok kalabalıktı. Bu kalabalık Melis Hanım’ı tedirgin etmişti. Vezneye uğrayarak otobüs biletini aldı. Otobüsün hareket etmesine on beş dakika vardı. Veznedeki görevliye kalabalığın nedenini sordu. Görevli “Asker sevkiyatı var” deyince Melis Hanım zaman kaybetmeden perona doğru yürümeye başladı. Arkadan birinin sırtındaki valize çarpmasıyla dengesini kaybedip düştü. Bu yetmiyormuş gibi başka biri Melis Hanım’ın ayağına basarak yürümeye devam edince, ezilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu fark edip hemen doğrulmaya çalıştı. İlerleyemeyeceğini anlayınca bilet aldığı yere dönmek zorunda kaldı. Görevliden yardım istedi. Zaman ilerliyordu, harekete dakikalar kalmıştı. Elbette otobüsü kaçırmak istemiyordu.

   Görevli duyarsız kalmadı. Otobüs şoförünü arayarak biraz beklemesini sağladı. Yolcuyu kendisinin terminal çıkışında bindireceğini söyledi. Melis Hanım koşar adımlarla terminal çıkışına kadar görevliyi takip ederek gitti. Nefes nefese otobüse binmeyi başardılar.  “En büyük asker bizim asker!” bağırışları arasında yola koyuldular. 

   Bir süre sonra herkes sakinleşmiş, koltuklarına oturabilmişti. Melis Hanım, Can’ın karnını doyurup uyuttu.  Boncuk gözlüsü, yorgunluktan hemen uykuya daldı. Melis Hanım, bir süre ışıklar altında öylece Can’ı izledi. Ardından o da uykuya daldı. Kolay değildi yaşadıkları, yorulmuştu…

   Bir süre sonra kollarında boşluk hissiyle uyandı. Can kollarında değildi. Telaşla;

“Bebeğim! Bebeğim yok!” diyerek bağırmaya başladı. 

Uyku sersemliğiyle etrafa bakınmayı bile akıl edemiyordu.

Muavin Melis Hanım’ı sakinleştirmeye çalıştı;

“Hiç mola vermedik hanımefendi! Bir yere gitmesi mümkün değil! Şimdi çocuğunuzu bulacağım.” dedi ona.

Muavin, bir sıra öndeki boş koltuğun altına eğilince Can’ı gördü.

“Oğlunuz uyuyor, buyurun gelin siz alın.” Dedi Melis Hanım’a.

Belli ki Can, Melis Hanım’ın kucağından düşmüştü. Hemen ayaklarının altındaki çantaya denk gelmiş olacak ki uykusu bölünmemişti. Oradan da yuvarlanarak ön koltuğun altına geçmişti. Yorgun bedeni mekân seçmemişti.

   Melis, boncuk gözlüsünü kucağına alarak mahcup gözlerle etrafına baktı. Yolculardan özür dileyerek yerine oturdu. Can’ı kollarında sıkı sıkı tutuyordu. Yolculuk boyunca bir daha gözünü hiç yummadı. Gecenin sonunda yolculuk tamamlandı. Ahmet Bey’de otogarda dört gözle ve özlemle onları bekliyordu. Haftalar sonra eve dönmüşlerdi.

   Her hastane dönüşünde Can’ın kirpikleri, kaşları ve saçları dökülüyordu. Çok da halsiz düşüyordu. Ama Melis Hanım’ın çabaları sonuç vermeye başladı. Can her geçen gün biraz daha iyiye gidiyordu. Yine de gözlerinde görme kaybı vardı. Ama Melis Hanım, asla pes etmeyecekti.

10.05.2023 Mesime (Elif) ÜNALMIŞ.


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın