
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
KÜÇÜK BİLİM KAŞİFİ
Newton’un Sessiz Düşüşü
Ulaş o sabah pencere kenarında oturuyordu. Elinde bir elma vardı. Ama bu sıradan bir elma değildi onun için.
“Bu elma neden düşüyor?” diye düşündü.
“Yerçekimi mi? Ama neden hep aşağıya?”
Kahvaltı masasında annesi Yasemin Hanım ona yeni bir kitap uzattı.
“Bugün sıra Newton’da,” dedi.
“Yerçekimini bulan adam mı?”
“Evet. Ama sadece o değil. Hareketin kurallarını da yazdı.”
Babası Serdar Bey ekledi:
“Ve bunu yaparken çok yalnızdı. Ama çok derin düşündü.”
Ulaş kitabı aldı. Kapakta bir elma ağacı vardı. Altında bir adam oturuyordu.
“Ben de onun gibi düşünmek istiyorum,” dedi.
“Düşünmek, düşmekle başlar,” dedi annesi.
Okulda öğretmeni tahtaya üç yasa yazdı:
- Bir cisim, üzerine bir kuvvet uygulanmadıkça hareketini korur.
- Kuvvet = kütle x ivme
- Her etki, zıt bir tepki doğurur.
Ulaş parmak kaldırdı.
“Bu yasaları nasıl bulmuş?”
“Gözlemle. Düşünerek. Ve çok sabrederek.”
Öğle arasında okul bahçesinde bir elma ağacının altına oturdu.
“Elma neden düşer?”
“Düşmek, bir hareket midir?”
“Newton bunu nasıl fark etti?”
Arkadaşı Mert geldi.
“Yine mi düşünüyorsun?”
“Bu kez yerçekimi hakkında.”
“Senin kafan bir gezegen gibi.”
Ulaş güldü.
“Ve her düşünce bir çekim.”
Akşam kitap saatinde Yasemin Hanım yüksek sesle okudu:
“Isaac Newton, İngiltere’de doğdu. Salgın hastalıklar nedeniyle üniversiteden uzak kaldı. Ama bu dönemde en büyük keşiflerini yaptı.”
Ulaş gözlerini kapattı.
“Ben de bazen yalnız kalınca daha çok düşünüyorum.”
Serdar Bey gülümsedi.
“Yalnızlık, düşüncenin derinliğidir.”
Gece yatağına uzandığında defterine bir cümle daha yazdı:
“Düşünmek, düşmekle başlar.”
Saat 00.00 olduğunda gözlerini kapattı.
Zaman kıvrıldı.
Ağaç yine oradaydı.
Bu kez ağacın altında yaşlı bir adam oturuyordu. Elinde bir elma vardı.
“Hoş geldin Ulaş,” dedi.
“Ben Isaac Newton.”
Ulaş heyecanla yaklaştı.
“Sizi çok merak ediyorum.”
“Merak, yerçekiminin zihinsel karşılığıdır,” dedi Newton.
“Ben düşmeyi anlamak istiyorum.”
“O zaman gözlemlemeyi öğrenmelisin.”
Newton yere bir elma bıraktı.
“Bak, düştü. Ama neden?”
“Çünkü dünya onu çekiyor.”
“Evet. Ama bu çekim, görünmez bir kuvvet.”
Ulaş bir an sustu.
“Ben de bazen bir şeyleri hissediyorum ama göremiyorum.”
“İşte bu, bilimin başlangıcıdır.”
Newton ayağa kalktı.
“Ben bu yasaları yazarken çok yalnızdım. Ama her düşen elma, bana bir fikir verdi.”
“Hiç mi sıkılmadınız?”
“Çok. Ama sıkılmak, düşüncenin kapısını açar.”
Ulaş defterini çıkardı.
“Ben de bir yasa yazmak istiyorum.”
“Yaz.”
“Hayal yasası: Bir düşünce, düşerse yeniden yükselir.”
Newton gülümsedi.
“Harika. Senin yasaların duygusal.”
Sabah olduğunda Ulaş yatağındaydı. Defterinde yeni bir cümle vardı:
“Hayal yasası: Bir düşünce, düşerse yeniden yükselir.”
Kahvaltı masasında annesi ona baktı.
“Bugün çok derinsin.”
“Newton bana düşmenin düşünmek olduğunu öğretti.”
Serdar Bey gülümsedi.
“O zaman senin laboratuvarına bir elma ağacı çizelim.”
Ulaş okulda öğretmenine rüyasını anlattı.
“Isaac Newton bana gözlemle düşünmeyi öğretti.”
Öğretmen gülümsedi.
“Bilim, düşen şeyleri anlamaktır.”
Ulaş sıraya oturdu. Defterine son bir cümle daha ekledi:
“Ben düşüşün izindeyim.”
Ağaç yine oradaydı. Newton bu kez bir kum saatiyle oynuyordu. Kumlar yavaşça akıyor, zamanın sessizliğini taşıyordu.
“Bugün sana zamanla düşünmeyi anlatacağım,” dedi.
Ulaş yaklaştı.
“Zaman mı?”
“Evet. Çünkü düşünce, zamanla şekillenir.”
Newton kum saatini çevirdi.
“Bu kumlar, senin fikirlerin gibi. Yavaş ama sürekli.”
“Ben bazen çok hızlı düşünüyorum.”
“Bu da güzel. Ama bazen yavaşlık, derinliği getirir.”
Ulaş yere oturdu.
“Sizce zaman gerçekten akar mı?”
“Zaman, bir ölçüdür. Ama aynı zamanda bir duygudur.”
Newton cebinden bir kitap çıkardı.
“Bu, Principia. Hareketin matematiksel ilkelerini yazdım.”
“Matematik mi?”
“Evet. Çünkü doğa, sayılarla konuşur.”
Ulaş defterini çıkardı.
“Ben matematikte bazen zorlanıyorum.”
“Zorlanmak, öğrenmenin işaretidir.”
Newton bir denklem yazdı:
F = m x a
“Bu, kuvvetin tanımı. Ama aynı zamanda bir düşünce biçimi.”
“Yani düşünceler de kuvvet gibi mi?”
“Evet. Eğer bir düşünceye ivme verirsen, o seni ileri taşır.”
Ulaş gözlerini kapattı.
“Benim düşüncem: Hayal gücü x cesaret = keşif.”
Newton gülümsedi.
“Harika. Senin formülün duygusal.”
Newton ayağa kalktı.
“Benim zamanımda insanlar gökyüzünü tanrısal sanıyordu. Ama ben hesapladım. Ay’ın hareketini, gezegenlerin yörüngesini…”
“Peki insanlar size ne dedi?”
“Bazıları hayran kaldı. Bazıları korktu.”
Ulaş bir an sustu.
“Ben de bazen bir şey söylediğimde insanlar garip bakıyor.”
“Çünkü senin düşüncelerin sıradan değil.”
Newton ona döndü.
“Şimdi bir görev vereceğim.”
“Hazırım.”
“Bir yasa yaz. Ama bu kez zamanla ilgili.”
Ulaş defterini açtı.
“Zaman yasası: Düşünce zamanla olgunlaşır. Acele eden fikirler çabuk solar.”
Newton başını salladı.
“Harika. Senin yasaların bilgece.”
Sabah olduğunda Ulaş yatağındaydı. Defterinde yeni bir cümle vardı:
“Zaman yasası: Düşünce zamanla olgunlaşır.”
Kahvaltı masasında annesi ona baktı.
“Bugün çok sakin görünüyorsun.”
“Newton bana zamanla düşünmeyi öğretti.”
Serdar Bey gülümsedi.
“O zaman senin laboratuvarına bir kum saati ekleyelim.”
Ulaş okulda öğretmenine rüyasını anlattı.
“Isaac Newton bana matematikle düşünmeyi öğretti.”
Öğretmen gülümsedi.
“Bilim, sayılarla konuşur.”
Ulaş sıraya oturdu. Defterine son bir cümle daha ekledi:
“Ben zamanın izindeyim.”
Ağaç yine oradaydı. Newton bu kez bir teleskopla gökyüzüne bakıyordu.
“Bugün sana mirasımı anlatacağım,” dedi.
Ulaş yaklaştı.
“Miras mı?”
“Evet. Ama sadece yasalar değil. Gözlem biçimi.”
Newton teleskobu Ulaş’a uzattı.
“Bak, yıldızlar hareket ediyor. Ama bu hareketin bir düzeni var.”
Ulaş baktı.
“Gerçekten çok düzenli.”
“İşte bu düzen, doğanın dili.”
Newton yere oturdu.
“Benim mirasım, doğayı anlamaya çalışmaktır. Her şeyin bir nedeni olduğunu kabul etmektir.”
“Ben bazen nedenleri bulamıyorum.”
“Çünkü bazı nedenler zamanla ortaya çıkar.”
Ulaş defterini çıkardı.
“Ben de bir yasa yazmak istiyorum.”
“Yaz.”
“Düzen yasası: Her karmaşa, içinde bir düzen taşır. Gözlemle ortaya çıkar.”
Newton gülümsedi.
“Harika. Senin yasaların doğayı dinliyor.”
Ulaş bir an sustu.
“Sizce ben de bir gün bir şey keşfedebilir miyim?”
“Sen zaten keşfediyorsun. Her gece bu ağaca geliyorsun.”
Newton cebinden bir taş çıkardı.
“Bu sıradan bir taş. Ama yere düşerken bir yasa anlatır.”
“Yerçekimi.”
“Evet. Ama aynı zamanda sabır.”
Ulaş taşı eline aldı.
“Ben de sabretmeyi öğreniyorum.”
“Sabır, bilimin sessiz gücüdür.”
Newton ona döndü.
“Şimdi uyanma zamanı. Ama unutma, her düşen şey bir düşünceye dönüşebilir. Senin düşüncelerin yükseliyor.”
Ulaş gözlerini açtığında yatağındaydı. Sabah olmuştu. Defterinde yeni bir cümle vardı:
“Düzen yasası: Her karmaşa, içinde bir düzen taşır.”
Kahvaltı masasında annesi ona baktı.
“Bugün çok dinginsin.”
“Newton bana gözlemle düzeni bulmayı öğretti.”
Serdar Bey gülümsedi.
“O zaman senin laboratuvarına bir teleskop ekleyelim.”
Ulaş okulda öğretmenine rüyasını anlattı.
“Isaac Newton bana doğayı dinlemeyi öğretti.”
Öğretmen gülümsedi.
“Bilim, sessizliği anlamaktır.”
Ulaş sıraya oturdu. Defterine son bir cümle daha ekledi:
“Ben düzenin izindeyim.”
BÖLÜM 4 – SORULAR VE CEVAPLAR
- Isaac Newton’un en önemli bilimsel katkısı nedir?
→ Yerçekimi yasası ve hareketin üç temel yasasını tanımlamıştır. - Newton bilimsel çalışmalarında hangi yöntemleri kullanmıştır?
→ Gözlem, matematiksel analiz ve sabırlı düşünme yöntemlerini kullanmıştır. - Ulaş bu bölümde bilimle ilgili ne öğrenmiştir?
→ Düşmenin düşünceyle bağlantısını, zamanla olgunlaşan fikirleri ve doğadaki düzeni fark etmiştir. - Newton’un bilimsel mirası nedir?
→ Doğayı anlamaya yönelik gözlem biçimi, matematiksel düşünce ve sabırla keşfetme yaklaşımıdır. - Ulaş’ın bu bölümdeki en önemli içsel keşfi nedir?
→ Karmaşanın içinde düzen olduğunu ve gözlemle her şeyin anlam kazanabileceğini öğrenmiştir.
11.10.202 - Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.