Her tabakta bir anı, her dilimde bir tebessüm saklıdır.
En sevdiğiniz aile geleneklerinden birkaçını yazın.
Başlık: Bir Sofrada Buluşmak: Zırfet ve Mumlu Günlerimiz
Bizim evde bazı gelenekler sadece alışkanlık değil, bir araya gelişin bahanesi, kalpten kalbe kurulan köprülerdir. Ayda bir kez, kalabalık bir sofrada buluşuruz. O günün adı bellidir: Zırfet günü.
Hamurla yapılan bu sade ama doyurucu yemek, aslında yoksullar için düşünülmüş. Ama bizim için çok daha fazlası. Oruç tutanlar için uzun süre tok tutan bu yemek, çocukluğumuzun neşesini, birlikte yemenin sıcaklığını taşır. Her lokmasında geçmişin sesi yankılanır. Mira “bugün zırfet günü!” dediğinde, evde bir bayram havası başlar.
Tıpkı doğum günlerinde olduğu gibi…
Ailede kimin doğum günü varsa, hepimiz seferber oluruz. Kimseye yük olmadan, herkes birer ikramlık hazırlar. Biri börek yapar, biri kek, biri limonata. Ama en güzeli, birlikte hazırlanmanın neşesidir. Mutfakta kahkahalar yükselir, masa başında anılar tazelenir. Mumlar üflenirken sadece yaş değil, birlikte geçirilen zaman da kutlanır.
Zırfet günleriyle doğum günü sofraları birbirine benzer bizde. İkisi de birlikte olmanın, paylaşmanın ve görünmenin kutlamasıdır. Her tabakta bir anı, her dilimde bir tebessüm saklıdır.
“Birlikte yenen yemek, sadece karın değil, kalbi de doyurur.”
— Anonim Anadolu Sözü

Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.