
SUSUZ ORMAN GÜNLÜKLERİ – BÖLÜM 5
Kökü Kuruyan Ağaç – Çınar’ın Sessizliği
Ormanın tam ortasında, göğe uzanan yaşlı bir çınar vardı. Dalları gökyüzünü okşar, yaprakları rüzgârla fısıldaşır, kökleri toprağın derinliklerine hikâyeler fısıldardı. Bu çınarın adı yoktu. Çünkü herkes onu “Ağaç” diye bilirdi. Tek ve biricik. Ormanın kalbi.
Ama artık o kalp yavaş atıyordu.
Çınar, sonbaharın ortasında yapraklarını dökmeye başlamıştı. Oysa daha vakti vardı. Rüzgâr estiğinde, dalları eskisi gibi dans etmiyor, sadece sarkıyordu. Gövdesindeki kabuklar çatlamış, içinden kuru tozlar dökülmeye başlamıştı.
“Toprak susuz,” dedi Çınar. “Köklerim artık suya ulaşamıyor.”
Kökleri, yıllardır yeraltındaki su damarlarıyla beslenmişti. Ama şimdi o damarlar kurumuştu. Sera’nın göleti gibi. Kivi’nin kuyusu gibi. Her şey birbirine bağlıydı. Ve şimdi, her şey birlikte susuyordu.
Çınar, dallarındaki kuşlara seslendi. “Neler oluyor? Neden su çekildi? Neden toprak nefes almıyor?”
Keklik Kora, bir daldan diğerine kondu. “Sana haber getirdim,” dedi. “Çocuklar uyanıyor. Umut, Kivi, Sera… hepsi duyuldu. Şimdi sıra sende.”
Çınar, iç geçirdi. “Ben yaşlıyım. Gövdem ağır. Sesim kalmadı.”
Kora, başını salladı. “Ama köklerin hâlâ derin. Senin sessizliğin bile bir çığlık.”
O sırada, ormanın kenarından bir ses geldi. Ayak sesleri. Hafif, dikkatli… Bir çocuktu bu. Elinde bir defter, sırtında bir çanta. Gözleri gökyüzünü tarıyor, adımları dikkatle ilerliyordu.
Çınar, onu izledi. “Kim bu?” diye fısıldadı.
Kora gülümsedi. “Bu, Sera’nın hikâyesini okuyan çocuk. Kivi’nin kuyusuna su döken. Kora’nın kanatlarını çizen. Adı Elif.”
Elif, çınarın gövdesine yaklaştı. Ellerini kabuğa koydu. “Sen misin?” dedi. “Hikâyelerdeki ağaç?”
Çınar, ilk kez bir insanın dokunuşunu hissetti. Sert değildi. Kesici değildi. Şefkatliydi. Dinleyen bir dokunuştu bu. Anlayan bir temas.
Elif, defterini açtı. Sayfaları çevirdi. “Senin için bir şiir yazdım,” dedi. “Okuyabilir miyim?”
Çınar, rüzgârla hafifçe eğildi. Elif, okumaya başladı:
“Bir ağaç var ormanda,
Kökleri suskun, dalları yorgun.
Ama hâlâ ayakta,
Çünkü umut, toprağın en derin katmanında saklı.”
Çınar’ın yaprakları titredi. Bu, rüzgârdan değildi. Bu, duygudan gelen bir titreşimdi.
“Ben hâlâ buradayım,” dedi içinden. “Ve biri beni duydu.”
Elif, çantasından küçük bir şişe çıkardı. İçinde yağmur suyu vardı. “Bunu senin için sakladım,” dedi. “Yağmurdan sonra biriktirdim. Belki köklerin hisseder.”
Şişeyi dikkatle çınarın dibine döktü. Toprak, suyu yavaşça emdi. Çınar, derinlerden bir serinlik hissetti. Çok azdı. Ama gerçekti. Ve yeterliydi.
“Teşekkür ederim,” dedi Çınar. “Bu, sadece su değil. Bu, hatırlanmak.”
Ertesi gün Elif, okulda öğretmenine Çınar’ı anlattı. “O çok yaşlı,” dedi. “Ama hâlâ ayakta. Sesi çıkmıyor ama hissediliyor. Onun için bir şey yapmalıyız.”
Öğretmen gülümsedi. “Peki ne öneriyorsun?”
Elif, defterini açtı. “Bir kampanya başlatalım. Adı ‘Ağaçların Sesi’ olsun. Her çocuk bir ağaç seçsin. Onun adına konuşsun. Onun adına yazsın. Onun adına su taşısın.”
Sınıf alkışladı. Herkes heyecanlandı. O gün, okulun bahçesinde bir pano hazırlandı. Üzerine büyük harflerle yazıldı:
“Ağaçların Sesi – Sessizliği Duyanlar Kulübü”
Çocuklar, köydeki yaşlı ağaçları ziyaret etmeye başladılar. Her biri bir ağaca mektup yazdı. Bazıları şiir okudu, bazıları dallara kurdele bağladı, bazıları köklerine su döktü. Her çocuk, bir ağacın sesi oldu.
Elif, her gün Çınar’a uğradı. Ona kitaplar okudu, toprağı havalandırdı, köklerine su taşıdı. Bir gün, yanında büyükannesini getirdi. “Büyükanne,” dedi, “bu ağacı tanıyor musun?”
Büyükanne, çınarın gövdesine dokundu. Gözleri doldu. “Ben senin yaşındayken bu ağacın altında oynardım,” dedi. “Babam buraya salıncak kurmuştu. Annem burada bana masallar anlatırdı.”
Elif, büyülenmişti. “Demek senin de anıların var burada.”
Büyükanne başını salladı. “Bu ağaç, bizim hafızamız. Biz unutsak da o unutmaz. Ama şimdi o da unutuluyor.”
O günden sonra, köydeki yaşlılar da kampanyaya katıldı. Her biri bir ağacın hikâyesini anlattı. Çocuklar bu hikâyeleri yazdı, resimledi, panoya astı. Çınar’ın adı kondu: “Hatıra Ağacı.”
Bir sabah, Elif çınarın yanına geldiğinde, toprağın kokusu farklıydı. Nemliydi. Serindi. Gövdesine dokunduğunda, kabukların altında yeni bir filiz hissetti. Minicik. Taze. Yaşayan.
“Büyüyorsun,” dedi Elif. “Yeniden başlıyorsun.”
Çınar, içinden bir fısıltı duydu. Bu, kendi sesiydi.
“Ben köklerimle hatırlıyorum.
Dallarımda anılar var.
Ve şimdi… yeniden yazılıyorlar.”
O gün Elif, okulda büyük bir duyuru yaptı. “Çınar artık yalnız değil,” dedi. “Onun kökleri bizim hikâyelerimizle besleniyor. Şimdi bu hikâyeleri bir araya getirelim. Her çocuk, seçtiği ağacın sesi olsun. Ve birlikte bir kitap yazalım.”
Öğretmenler destek verdi. Veliler heyecanlandı. Yaşlılar anılarını anlattı. Çocuklar yazdı, çizdi, düşündü. Her ağaç için bir sayfa ayrıldı. Her sayfa bir kök gibi birbirine bağlandı. Ve sonunda ortaya bir kitap çıktı:
“Kökler Konuşursa – Ağaçların Günlüğü”
Kitap, köy kütüphanesinde sergilendi. Her gelen okuyabiliyor, bir sayfa ekleyebiliyordu. Böylece kitap büyüdü. Tıpkı bir ağacın gövdesi gibi. Her yeni hikâye, bir dal oldu. Her çizim, bir yaprak. Her imza, bir tohum.
Çınar, bu değişimi hissetti. Köklerinden yukarı doğru bir serinlik yükseliyordu. Dallarında kuşlar yeniden yuva yapmaya başlamıştı. Yaprakları daha geç dökülüyor, gövdesi daha dik duruyordu.
Bir sabah, Elif çınarın yanına geldi. Elinde kitabın ilk baskısı vardı. Gövdeye yaslandı, gözlerini kapattı. “Seninle başladık,” dedi. “Senin sessizliğinle. Ama şimdi her yerden ses geliyor. Her çocuk bir kök oldu.
Her hikâye bir can suyu.
Çınar, rüzgârla eğildi. Dallarını Elif’in üzerine uzattı. Gölgesi, onu sarıp sarmaladı. Ve içinden bir fısıltı yükseldi:
“Ben Çınar’ım.
Kökleri kuruyan, ama sesi unutulmayan.
Toprakla konuşan, çocuklarla yeniden doğan.
Ve şimdi biliyorum:
Sessizlik, bazen en güçlü çığlıktır.
Ve bir çocuk, o sessizliği duyarsa…
Orman yeniden konuşur.”
Gökyüzü o gün daha yeşildi.
Toprak daha yumuşak.
Ve köydeki her çocuk, bir ağacın adıyla anılmaya başladı.
Çünkü artık herkes biliyordu:
Bir ağacı duymak, bir geleceği kurtarmaktı.
(. Not: “Gökyüzü o gün daha yeşildi” ifadesi, doğanın yeniden canlanışını simgeler.
Yeşil burada umut, iyileşme ve çocukların doğayla kurduğu bağın metaforudur.
Gökyüzü mavi kalır, ama o gün umut göğe kadar yükselmiştir. )
BÖLÜM SONU ETKİNLİKLERİ – Sınıf Çalışması
🎯 Amaç:
- Öğrencilerde yaşlı ağaçlara ve doğal hafızaya karşı empati geliştirmek.
- Sessizliğin de bir iletişim biçimi olduğunu fark ettirmek.
- Yazılı ve sözlü anlatım becerilerini, doğa temelli duygusal farkındalıkla birleştirmek.
🧠 1. Duygusal Yansıma – “Çınar’ın Sessizliği Ne Anlatıyor?”
- Öğrencilere şu soru sorulur:
“Çınar konuşamasa da Elif onun ne hissettiğini nasıl anladı?” - Her öğrenci, sessiz bir varlığın (ağaç, taş, su) ne anlatmak isteyebileceğini yazar.
- Yazılar “Sessizliğin Sözlüğü” başlıklı bir panoda sergilenir.
✍️ 2. Yaratıcı Yazma – “Ben Bir Ağaç Olsaydım…”
- Öğrenciler kendilerini bir ağaç olarak hayal eder.
- Yazma yönergesi:
“Ben bir ağaç olsaydım, köklerim neleri hatırlardı? Dallarım neleri anlatırdı?” - Yazılar sınıfça okunur, isteyenler çizimle destekler.
🎨 3. Görsel Anlatım – “Kökler ve Anılar”
- Öğrenciler, bir ağacın köklerini çizer.
- Her kökün ucuna bir anı, duygu ya da doğayla ilgili bir kelime yazar: “yağmur”, “anneler”, “oyun”, “gölge”, “nefes” gibi.
- Çalışmalar “Hatıra Kökleri” başlığıyla sergilenir.
🗣️ 4. Tartışma – “Yaşlı Ağaçlar Kesilmeli mi?”
- Sınıf iki gruba ayrılır:
- Grup A: “Yaşlı ağaçlar kesilmeli, yerine yenileri dikilmeli.”
- Grup B: “Yaşlı ağaçlar korunmalı, çünkü onlar doğanın hafızası.”
- Her grup görüşünü savunur.
- Tartışma sonunda şu soru sorulur:
“Bir ağacın yaşını bilmek, ona nasıl davranmamızı değiştirir mi?”
📊 5. Anket – “Benim Doğa Hatıram”
- Öğrencilere küçük bir anket dağıtılır:
- Doğada en çok hatırladığın anı neydi?
- Bir ağacın altında hiç düşündün mü?
- Doğada sessizliği dinledin mi?
- Yanıtlar sınıfça paylaşılır, ortak bir “Doğa Hatıra Haritası” oluşturulur.
🌱 6. Eylem Çağrısı – “Benim Hatıra Ağacım”
- Her öğrenci, evinin yakınında bir ağaç seçer.
- Ona bir isim verir, bir mektup yazar, köklerine bir su döker.
- Bir hafta sonra sınıfta paylaşım yapılır:
“Benim ağacımın adı… Ona şunu söyledim… Şöyle hissettim…”
06.02.2026
Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
VERY NICE. Thank you.
Thank you.