📖🌌 KAYIP MASALLAR KÜTÜPHANESİ BÖLÜM 18

Reklamlar

📖🌌 KAYIP MASALLAR KÜTÜPHANESİ BÖLÜM 18

Kütüphane sessiz değildi.
Sadece sesini saklıyordu.
Elfida ilk adımını attığında raflar yer değiştirmedi.
Ama kitaplar ona baktı.
Gerçekten baktı.
Aysuda nefesini tuttu.
“Bu… normal değil.”
İkinci Aysuda başını salladı.
“Burada hiçbir şey normal değil.”
Haritacı Çocuk öne geçti.
“Normal olan şeyler burada uzun süre kalmaz.”
O anda bir kitap hafifçe titredi.
Sonra kendi kendine havaya yükseldi.
Ve yavaşça açıldı.
Sayfalar çevrildi.
Ama kimse dokunmadı.
Sayfa durdu.
Ve yazı belirdi:
“Okuyucular geldi.”
Elfida irkildi.
“Bu kitap… bizi mi biliyor?”
Kurt sessizce yaklaştı.
Gözleri ilk kez temkinliydi.
“Bu kayıt değil.”
“Bu… yanıt veriyor.”
Kitap tekrar sayfa çevirdi.
Ve yeni bir cümle yazdı:
“İlk hikâye açılıyor.”
O anda kütüphanenin ortasında bir ışık doğdu.
Ama ışık yukarıdan gelmedi.
Kitabın içinden geldi.
Ve büyüdü.
Büyüdü.
Ve bir sahneye dönüştü.
Elfida kendini bir anda başka bir yerde buldu.
Ama beden değişmedi.
Sadece anlam değişti.
Bir köy vardı.
Ama köy tanıdık değildi.
Çünkü bu köy…
henüz yazılmamıştı.
Aysuda yanındaydı.
İkinci Aysuda da.
Haritacı Çocuk biraz geride duruyordu.
Kurt ise gölgede kalmıştı.
Elfida fısıldadı:
“Biz… içindeyiz.”
Aysuda gözlerini açtı.
“Bu bir hikâye.”
İkinci Aysuda ekledi:
“Ve biz yazılmıyoruz.”
Bir duraklama.
“Yaşanıyoruz.”
O anda gökyüzünde bir şey hareket etti.
Bir kalem.
Ama el yoktu.
Sadece yazı vardı.
Ve kalem aşağıya doğru inmeye başladı.
Köye doğru.
Haritacı Çocuk ilk kez ciddi konuştu:
“İlk hikâye başlatılıyor.”
Kurt başını kaldırdı.
“Bu… gözlem değil.”
“Bu üretim.”
Elfida kalemi gördü.
Ve içi ürperdi.
“Kim yazıyor?”
Cevap gelmedi.
Ama kütüphane cevap verdi.
Kitaplar aynı anda açıldı.
Ve tek bir cümle yazıldı:
“Siz.”

🛍️ Discover Our Recommended Products

Explore our carefully selected Amazon recommendations, including skincare, home & lifestyle, technology, books, and more — all in one place.

Explore Our Recommended Products on Amazon →


Sessizlik.
Aysuda fısıldadı:
“Biz mi?”
Kitaplar tekrar yazdı:
“Okuyan, yazandır.”
Kalem yere yaklaştı.
Ve ilk satırı yazmaya başladı.
Ama ne yazdığı henüz görünmüyordu.
Sadece hissediliyordu.
Ve Elfida ilk kez şunu anladı:
Burada hikâyeler anlatılmıyordu.
Hikâyeler oluşuyordu.
Kalem havada durdu.
Kimse konuşmadı.
Çünkü herkes aynı şeyi bekliyordu.
İlk satırı.
Yazılacak ilk cümleyi.
Elfida’nın kalbi hızlandı.
Nedense bu satırın önemli olduğunu hissediyordu.
Belki de bütün hikâyeler ilk cümleyle başlıyordu.
Kalem yavaşça hareket etti.
Ve havanın içine yazmaya başladı.
Ama yazılar siyah değildi.
Işıktan oluşuyordu.
Parlayan harfler tek tek ortaya çıktı.
“Bir zamanlar…”
Elfida nefesini tuttu.
Aysuda hafifçe gülümsedi.
“Masalların başlangıcı.”
Ama cümle devam etti.
“Bir zamanlar…”

🛍️ Discover Our Recommended Products

Explore our carefully selected Amazon recommendations, including skincare, home & lifestyle, technology, books, and more — all in one place.

Explore Our Recommended Products on Amazon →


“…henüz yazılmamış bir çocuk vardı.”
Sessizlik.
Elfida kaşlarını çattı.
“Yazılmamış çocuk mu?”
Kalem tekrar hareket etti.
“Adı yoktu.”
“Geçmişi yoktu.”
“Ama bir hikâyesi vardı.”
Gökyüzü hafifçe titredi.
Ve köyün uzak ucunda küçük bir siluet belirdi.
Bir çocuk.
Tek başına.
Kim olduğu seçilemiyordu.
Yüzü net değildi.
Sanki eksik çizilmişti.
Aysuda yavaşça:
“Bu çocuk…”
İkinci Aysuda cümleyi tamamladı:
“…henüz tamamlanmamış.”
Haritacı Çocuk ilk kez huzursuz görünüyordu.
“Bu nadir olur.”
Elfida döndü.
“Neden?”
Haritacı Çocuk cevap verdi:
“Çünkü hikâyeler genellikle tamamlanmış kahramanlarla başlar.”
Bir duraklama.
“Bu hikâye bir boşlukla başlamış.”
Kurt sessizce çocuğu izliyordu.
Sonra beklenmedik bir şey söyledi:
“Belki de bu bir hata değildir.”
Aysuda şaşırdı.
“Kurt, sen mi söyledin bunu?”
Kurt hafifçe gülümsedi.
“Sanırım.”
O anda çocuk başını kaldırdı.
Ve ilk kez onlara baktı.
Yüzü hâlâ net değildi.
Ama gözleri görünüyordu.
Merak dolu gözler.
Korkmuş gözler.
Yalnız gözler.
Elfida’nın içi sızladı.
Çünkü çocuk ona tanıdık gelmişti.
Ama nedenini bilmiyordu.
Kalem yeniden yazmaya başladı.
“Çocuk adını arıyordu.”
“Çünkü bir isim…”
“…bir yön verir.”
Gökyüzündeki harfler parladı.
Ve o anda çocuk yürümeye başladı.
Nereye gittiğini bilmiyordu.
Ama durmuyordu.
Sanki bir şeyi bulması gerekiyordu.
Ya da birinin onu bulması.
Elfida bir adım öne çıktı.
“Onunla konuşabilir miyiz?”
Kitaplardan biri kendi kendine açıldı.
Ve tek bir cümle yazdı:
“İsterseniz.”
Aysuda gözlerini büyüttü.
“İsterseniz mi?”
Kitap cevap verdi:
“Bu hikâye zorunlu değildir.”
“Sizinle değişecektir.”
Sessizlik yayıldı.
Ve ilk kez Elfida şunu fark etti:
Burada kahramanlar sadece hikâyenin içinde değildi.
Hikâye de onların içindeydi.
Uzakta yürüyen çocuk durdu.
Başını çevirdi.
Ve sanki onları bekliyormuş gibi baktı.
İlk kez.
Bir hikâye onları çağırıyordu.
Çocuk bekliyordu.
Kaçmıyordu.
Saklanmıyordu.
Sadece bekliyordu.
Sanki onları tanıyormuş gibi.
Ama tanımıyordu.
Elfida ilk adımı attı.
Sonra bir tane daha.
Aysuda hemen yanına geldi.
İkinci Aysuda da.
Haritacı Çocuk biraz geride kaldı.
Kurt ise sessizce izliyordu.
Çocuğa yaklaştıkça tuhaf bir şey oldu.
Yüzü netleşmiyordu.
Tam tersine.
Daha da bulanıklaşıyordu.
Sanki bakıldıkça değişiyordu.
Elfida durdu.
“Yüzünü göremiyorum.”
Çocuk başını hafifçe eğdi.
“Ben de.”
Sessizlik.
Aysuda şaşkınlıkla:
“Sen de mi göremiyorsun?”
Çocuk başını salladı.
“Henüz değil.”
Bir duraklama.
“Çünkü henüz kim olduğumu bilmiyorum.”
Rüzgâr hafifçe esti.
Köyün üzerindeki ışıklı harfler yavaşça hareket etti.
Gökyüzündeki kalem yazmaya devam etti.
Ama artık daha yavaş.
Sanki dinliyordu.
Elfida yumuşak bir sesle sordu:
“Adın yok mu?”
Çocuk gülümsedi.
Üzgün bir gülümsemeydi.
“Birçok adım oldu.”
“Hiçbiri kalmadı.”
Aysuda’nın gözleri büyüdü.
“Nasıl yani?”
Çocuk yere baktı.
Sonra küçük bir taş aldı.
Avucunda çevirdi.
“Bir hikâye beni cesur yaptı.”
Taşın üzerinde bir isim belirdi.
Ama hemen silindi.
“Bir hikâye beni yalnız yaptı.”
Başka bir isim oluştu.
O da kayboldu.
“Bir hikâye beni kahraman yaptı.”
Yeni bir isim.
Yeni bir siliniş.
Elfida sessizleşti.
Çünkü ilk kez anlıyordu.
Bu çocuk ismini kaybetmemişti.
Çok fazla isim taşımıştı.
Ve artık hangisinin kendisine ait olduğunu bilmiyordu.
Kurt yavaşça konuştu.
“Tanım aşırı yüklenmesi.”
Aysuda hemen itiraz etti.
“Hayır.”
“Bu yalnızlık.”
Çocuk ona baktı.
Ve ilk kez gözlerinde bir ışık belirdi.
“Seni tanıyorum.”
Aysuda şaşırdı.
“Beni mi?”
Çocuk başını salladı.
“Sen de değiştin.”
Bir duraklama.
“Ama kaybolmadın.”
Sessizlik.
Bu söz Aysuda’nın içine işledi.
Çünkü uzun zamandır korktuğu şey buydu.
Değişirken kendini kaybetmek.
Elfida çocuğa yaklaştı.
“Peki sen ne istiyorsun?”
Çocuk cevap vermeden önce gökyüzüne baktı.
Kalem durmuştu.
Bekliyordu.
Sanki onun cevabını.
Çocuk derin bir nefes aldı.
Sonra fısıldadı:
“Bir isim istemiyorum.”
Herkes sustu.
“Bir hikâye istiyorum.”
Rüzgâr yeniden esti.
Ve gökyüzündeki kalem yeniden hareket etti.
Bu kez çok daha parlak.
Çünkü ilk kez…
Adsız Çocuk kendi cümlesini kurmuştu.
Ve bir hikâyenin en güçlü anı…
Kahramanın ilk kez kendi sesini bulduğu andı.
Sessizlik uzun sürdü.
Ama rahatsız edici değildi.
Sanki herkes aynı soruyu düşünüyordu.
Adsız Çocuk bir hikâye istiyordu.
Ama hikâyeler gökten düşmezdi.
Bir yerden başlamaları gerekirdi.
Elfida çocuğa baktı.
Sonra gökyüzündeki kaleme.
Sonra yeniden çocuğa.
Ve yavaşça konuştu:
“Ya birlikte yazarsak?”
Rüzgâr durdu.
Kalem durdu.
Hatta ışıklı harfler bile hareket etmeyi bıraktı.
Sanki bütün kütüphane onu dinliyordu.
Adsız Çocuk şaşkınlıkla baktı.
“Birlikte mi?”
Elfida başını salladı.
“Ben senin yerine yazamam.”
“Sen de tek başına yazmak zorunda değilsin.”
Aysuda gülümsedi.
“Bu bana tanıdık geldi.”
İkinci Aysuda da gülümsedi.
Çünkü onlar da yollarını birlikte bulmuşlardı.
Adsız Çocuk ilk kez umutlu görünüyordu.
Ama tam o sırada…
Kütüphane değişti.
Bir kitap düştü.
Sonra bir tane daha.
Sonra yüzlercesi.
Ama yere çarpmadılar.
Havada açıldılar.
Sayfalar ışık gibi etrafa yayıldı.
Haritacı Çocuk derin bir nefes aldı.
“Başlıyor.”
Elfida döndü.
“Ne başlıyor?”
Haritacı Çocuk cevap verdi:
“Kabul.”
Kurt dikkatle etrafına baktı.
“Bu bir onaylama süreci.”
Kitaplar aynı anda yazmaya başladı.
Sayısız cümle.
Sayısız hikâye.
Sayısız başlangıç.
Ve bütün bu cümleler tek bir yerde birleşti.
Adsız Çocuk’un önünde.
Çocuk gözlerini kapattı.
Işık etrafını sardı.
Ama onu değiştirmedi.
Onu göstermeye başladı.
Bir anlık görüntüler belirdi.
Yalnız yürüdüğü yollar.
Tamamlanmamış hikâyeler.
Yarım kalmış dostluklar.
Söylenmemiş sözler.
Ve beklenmedik bir şey.
Elfida.
Aysuda.
İkinci Aysuda.
Hepsi görüntülerin içindeydi.
Adsız Çocuk gözlerini açtı.
“Ben…”
Bir duraklama.
“…yalnız değilmişim.”
Elfida’nın gözleri doldu.
Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı olan şey cevap değildi.
Bir eşlikçiydi.
Gökyüzündeki kalem yeniden hareket etti.
Bu kez cümleyi tek başına yazmadı.
Yavaşça birkaç parçaya ayrıldı.
Bir parça Elfida’nın önüne geldi.
Bir parça Aysuda’nın.
Bir parça İkinci Aysuda’nın.
Ve son parça…
Adsız Çocuk’un önünde durdu.
Haritacı Çocuk fısıldadı:
“Kütüphane kararını verdi.”
Elfida şaşkınlıkla:
“Ne kararını?”
Kitaplar aynı anda cevap verdi.
“Bu hikâye tek bir yazar istemiyor.”
Sessizlik yayıldı.
Ve ardından son cümle belirdi:
“Bu hikâye paylaşılacak.”
Adsız Çocuk ilk kez gerçekten gülümsedi.
Ve yüzü…
Bir anlığına netleşti.
Çok kısa bir an.
Ama yeterince.
Çünkü ilk kez kim olduğunu değil…
Kim olabileceğini görmüştü.
24.08.2026
Mesime Elif Ünalmış


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p YazınCevabı iptal et