
Can konuşmaya başlamıştı. Tatlı dilli bir çocuktu. Annesi onunla uzun sohbetler yapıyordu. Yine bir gün Melis Hanım oğlunu uyutmaya çalışıyor, Can’sa uyumamak için direniyordu. Uyumayı hiç sevmiyordu. Melis Hanım ninniler söyledi, onu ayaklarında salladı ama Can oralı olmadı. Sonunda Melis Hanım, Can’ı yanına yatırdı. “Sana bir masal anlatacağım,” dedi. İki yaşlarındaki Can kafasını onaylar gibi salladı. Melis Hanım masalı ninni gibi söyleyerek, başladı kuş masalını anlatmaya…
“Bir varmış, bir yokmuş, ormanın derinliklerinde minik bir kuş varmış. Bu kuşun babası çok uzaklara gitmiş. Minik kuş annesiyle kalakalmış. Anne kuş, her gün ormanda yiyecek aramaya gidermiş. Yine bir gün gökyüzünde süzüle süzüle uçup bir dala konmuş. Bir çiftçinin toprağı bellediğini fark edince ‘Burada güzel yiyecekler bulabilirim’ diye düşünmüş. Hemen toprağı eşelemiş ve kocaman bir solucana rastlamış. Gagasıyla solucanı kaptığı gibi, eve doğru yol almış. Minik kuş, annesinin yolunu gözlüyormuş. Anne kuş, solucanı minik kuşun önüne bırakmış. Minik kuş, bu güzel ve lezzetli yiyeceği getirdiği için annesine teşekkür etmiş.
Minik kuş, anne kuş gibi uçmayı çok istiyormuş. Yine bir gün anne kuş, yiyecek bulabilmeyi umarak uçmaya başlamış. Minik kuş, annesinin arkasından seslenmiş, uçmak istediğini söylemiş. Anne kuş “Biraz daha büyümen gerek, ben gelene kadar sakın bir yere ayrılma!” diyerek oradan uzaklaşmış. Minik kuş, annesine uçabildiğini kanıtlamak için denemelere başlamış. Bu denemeler, çok hoşuna gitmiş. Düşmüş, kalkmış ama pes etmemiş. Bir süre sonra yuvasından çok uzaklaştığını fark edince, ormanın derinliklerinde kaybolduğunu düşünerek, hıçkırıklara boğulmuş. Daldan dala atlayan maymun, minik kuşun ağladığını görünce yanına gelmiş. Maymun, kuşa neden ağladığını sormuş. Minik kuş, başına gelenleri anlatmış. Maymun kuşun bu haline duyarsız kalmamış, en güzel ağacın dalına güzel bir yuva yapmış. Minik kuşu o günden sonra beslemeye başlamış. Maymun minik kuşu sıkı sıkı tembihlemiş. “Buradan sakın ayrılma! Elbet annen seni bulur,” demiş. Minik kuş beklemekten başka çare bulamamış, annesini çok özlemiş.
Anne kuş yuvasında yavrusunu bulamayınca korkmuş. Ormanın derinliklerine doğru süzülmüş. O gün eli boş dönmüş. Ertesi gün bir daha denemiş. Her defasında hayal kırıklığına uğramış. Ama yine de umudunu kaybetmemiş. Dördüncü gün tekrar aramaya koyulmuş. Anne kuş çok yorulmuş. İçinden ‘Şu geniş yapraklı ağacın dalına konayım da biraz dinleneyim’ diye geçirmiş. O sırada cılız bir ötüş duymuş. Bu ses, cik cik, cik cik şeklinde geliyormuş. Anne kuş heyecanlanmış. Sese kulak vermiş. Bu kez emin olmuş. Bu ses minik kuşun sesiymiş. Bir o yana bir bu yana bakınmış cik cik diye öterek, sesini duyurmaya çalışıyormuş. Çünkü annesinin çok yakınında olduğunu hissetmiş. Anne kuş, sesi takip etmiş. Karşısında yavrusunu görünce heyecanlanmış; minik yavrusunu koklamış, ona sarılmış. “Nerelerdeydin? Öldüm meraktan.” demiş.
Minik kuş annesinden özür dilemiş. Anne kuş, onu affetmiş ve ona “Ben sana uçmayı öğretirim” demiş. Yavru kuş çok sevinmiş. Anne kuş, maymuna teşekkür etmiş ve oradan ayrılmışlar. Minik kuş yuvasına kavuştuğu için çok mutlu olmuş.”
Can, annesini merakla dinledi, sonra mışıl mışıl uyudu. O günden sonra her uyku saatinde bu masalı dinlemek istedi. Bu masal, Can’ın özel masalı oldu. Bir süre sonra Can masalın yarısına gelince hemen uykuya dalmaya başladı. Melis Hanım Can’ı rahat uyutabilmenin bir yolunu bulduğu için çok mutluydu.
Mesime (Elif) ÜNALMIŞ. 30.04.2023
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.