Acı Biber

   Hastalık telaşını dinlemeyen zaman ilerledi. Can sokağa çıkıp oynayabilecek yaşa geldi. Bir sonbahar daha geldi çattı. Apartmanı kışa hazırlık telaşı sardı. Konu komşu birbirine yardım edip kış hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyordu.

Fatma Hanım, Melis Hanım’a seslendi;

“Melis’ciğim işin yoksa bana yardım eder misin?” dedi. 

Melis Hanım, yorgundu ama komşusunu kırmak istemedi;

“Tamam, Fatma Abla. Birazdan gelirim.” dedi.

   Melis Hanım yarım saat sonra Fatma Hanım’a yardım etmek için evinden çıktı. Fatma Hanım apartmanın girişine yayılmış, sebzeleri doğuruyordu. Birlikte saatlerce çalıştılar. Sonra Fatma Hanım’ın evine geçip çay demlediler. Sohbet eşliğinde çaylarını yudumladılar. Fatma Hanım, Melis Hanım’a teşekkür ederek onu uğurladı.

   Can ise bu süre zarfında Fatma Hanım’ın oğlu Emre’yle sokakta oyun oynuyordu. Melis Hanım Can’a seslendi;

“Hadi oğlum, eve gel artık!” dedi.

Can oralı olmadı.

“Anne, biraz daha…  N’olur,  biraz daha…” diyerek oynamaya devam etmek istediğini belirtti.

Melis Hanım güzel yüzlü çocuğu kırmadı. Ona yarım saat daha izin verdi. Melis Hanım’ın elleri acı biberlerin etkisiyle yanmaya başladı. Ellerini iyice yıkadı. Ancak biberin acısı bir türlü geçmedi.

   Birkaç dakika sonra Melis Hanım, Can’ın ağladığını duydu. Tam o sırada Can kapıyı çaldı;

“Anne, anne çok acıyor!” diyordu.

Melis Hanım kapıyı açtı. Can’ın gözlerinden akan yaşları görünce korktu.

“Ne bu halin, neden ağlıyorsun?” diye telaşlı bir şekilde Can’a sordu.

“Emre abim sizin doğradığınız biber saplarını dudaklarıma sürdü.” dedi.

Melis Hanım bir yandan Can’ın elini yüzünü yıkıyor bir yandan da Emre’nin neden bunu yaptığını düşünüyordu. Can ağladıkça öfkesi büyüdü.

Can;

“Emre abim bana şaka yaptı” dedi.

Melis Hanım;

“Böyle şaka mı olur, gel bakalım!” diyerek Can’ı kolundan tuttuğu gibi Fatma Hanım’ın kapısını çaldı.

   Fatma Hanım, yorgun bir günün sonunda salondaki koltuğunda uzanıyordu. Emre’ye seslendi, kapıyı açmasını istedi. Emre cevap bile vermedi. Belki de kapıyı çalanın kim olduğunu tahmin ediyordu. Fatma Hanım, Emre’ye söylenerek kapıyı açtı. Melis Hanım’ı karşısında görünce şaşırdı. Can’ın ağladığını görünce şaşkınlığı arttı. Can’ın dudağındaki şişlik ve kızarıklık dikkatini çekti. Melis Hanım’ın yüzündeki ifadeden yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anlayabiliyordu.

“Ne oldu Melis’ciğim?” diye sordu.

Melis Hanım olanları anlattı.  Fatma Hanım, suçluluk duygusu içinde Emre’ye seslendi. Emre yine oralı olmayınca daha da sinirlendi. Daha yüksek bir ses tonuyla Emre’yi çağırdı. Emre kapıda beliriverdi. Fatma Hanım oğluna;

“Olanları açıkla bakalım”  dedi. 

Emre mahcup bir ifadeyle;

“Biberlerin bu denli acı olduğunu bilmiyordum. Sadece şaka yapmak istedim.” dedi.

Fatma Hanım;

“Can’dan derhal özür dile. Ancak bunun bir cezası olacak elbette.” dedi.

   Emre, Can’dan özür diledi.  Fatma Hanım da Melis Hanım’dan özür diledi. Melis Hanım, canı sıkkın bir şekilde oradan ayrıldı. Melis Hanım oğluna;

“Seni çağırdığımda hemen gelseydin bunlar başına gelmeyecekti.” dedi.

Can ise annesine;

“Tamam, anneciğim bir daha seni hiç üzmeyeceğim.” dedi.

   Can, annesine sımsıkı sarıldı. Annesi çocuğun dudağına yoğurt sürdü.  Uzun bir süre sonra acı biberin etkisi kayboldu. Nihayet Can gece yarısını geçince uyuyabildi.

Mesime (Elif) ÜNALMIŞ 29.04.2023


Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Hikâyeme dokunan düşüncelerini paylaş. Senin sesin burada değerli. Yorumun, bu yolculuğun bir parçası. Sessiz kalma, iz bırak.p Yazın