
Bayram Amca her zaman ki yerini almış, itinayla çetin cevizleri iğneyle çıkararak yiyordu. Köyde herkes sabahın erken saatlerinde kalkıp iş yapıyordu. Köy işleri sonbaharda durgunlaşır, artık soğuyan havalarda cılız parlayan güneşte ısınabilmek için köyün erkekleri öğretmen lojmanlarının arka tarafında, duvara yaslanarak ısınmaya çalışıyordu. Kadınların uğrak yeri ise hemen çaprazında bulunan dut ağacının olduğu yerdi. Güneş gören yere doğru durmadan yer değiştiriyorlardı. Çocuklar çoğu zaman Dokuztaş, Yakan top gibi oyunlar oynar, hava çok soğumadan eğlenmeye çalışırdı. Ben ve kardeşim Nazlı ise evimizin hemen arka tarafında bulunan harmanlıkta oyun oynuyorduk. Dere kenarında bulduğumuz kireçli bir taşla yerde oynayacağımız sek sek oyununun yerlerini belirliyor, bir yandan da yazı tura yaparak oyuna kimin başlayacağını belirliyorduk. Ben elimdeki parayı olabildiğince yükseğe atarak kurayı belirliyordum. Kura Nazlı’ya çıkmış, oyuna onunla başlamıştık. Ben ise kenarda oturup Nazlı’nın kaybetmesini bekliyordum ki tam o sırada Bayram Amca elindeki cevizi bırakıp, Hüsniye! Hüsniye!” diyerek bağırıyordu. Bayram Amca, tam evimizin üst tarafında oturuyordu. Bağırmaya devam ediyor, biz ise oralı olmuyorduk. Bir süre bağırdıktan sonra oturduğu yerden kalkarak bize doğru gelmeye başladı, avazı çıktığı kadar bize bakarak küfür ediyor, yere eğilip eğilip taşları alarak bize atıyordu. Biz ise çok korkmuş, bunu neden yaptığını anlamaya çalışıyorduk. Nazlı birden Bayram Amca’nın çok iyi görmediğini, bizi kızı Hüsnye’ye benzettiğini söyledi. Bana da mantıklı gelmişti söyledikleri. Bayram Amca’ya Hüsniye’nin yanımızda olmağını anlatmaya çalışıyorduk. Kürtçe bilmediğimiz için söylediklerimizi anlamıyor, küfür etmeye devam ediyordu. Ben de baktım anlamıyor Sezen Aksu’dan bir şarkı söyledim… “Ada vapuru yandan çarklı, bayraklar donanmış cafcaflı…” derken, onun küfürleri karşısında şarkılarla karşılık vererek sinirlendiriyordum. Çünkü söyldiklerimizi anlamaması ve oyunumuzu bozması canımızı sıkmıştı. Bayram Amca daha çok sinirlenip bize yine küfür etmişti. Artık Bayram Amca’nın küfürlerine gülüyor, eğleniyorduk. Annem bu sesleri duyunca dışarı çıktı, kime bağırdığını anlamaya çalışıyordu. Biz anlatınca annem onunla Kürtçe konuşarak durumu anlatıyordu, bir yandan da “çocuklarıma bilip bilmeden küfür etme!” diyerek azarlıyordu. Nihayet Hüsniyenin biz olmağını anlamış, kenara koyduğu cevizlerin içini oyarak, yemeye devam etmişti.
08.06.2023 Mesime ElifÜNALMIŞ.
https://www.youtube.com/channel/UCVGJs06K3blT9Y2usr9uepA
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.