
📖🌌 KAYIP MASALLAR KÜTÜPHANESİ BÖLÜM 4
Masal Evi’nden döndükten sonraki günlerde Elfida’nın aklından Pinokyo’nun son sözleri çıkmıyordu.
“Masallar, onları okuyanlara aittir.”
Bu cümle bazen okul yolunda aklına geliyor, bazen ders sırasında defterinin kenarına küçük notlar olarak düşüyordu.
O sabah da farklı değildi.
Mutfakta tost makinesinin çıtırtısı duyulurken Elfida çantasını hazırlıyordu.
Aysuda ise aynı anda hem kahvaltı ediyor hem konuşuyordu.
“Bugün fen sınavı var.”
“Unutmadın değil mi?”
Elfida gözlerini devirdi.
“Üç gündür bana bunu söylüyorsun.”
Aysuda güldü.
“Çünkü üç gündür unutacağından korkuyorum.”
İkizler kahvaltıyı toparladıktan sonra evden çıktılar.
Anne ve babaları işe çoktan gitmişti.
Bu durum onlar için yeni değildi.
Birlikte yürümeye alışkındılar.
Yol boyunca okuldan, kitaplardan ve son izledikleri animasyondan konuştular.
Her şey normal görünüyordu.
Ama Elfida artık normal kelimesine eskisi kadar inanmıyordu.
Çünkü bazı sırlar öğrenildikten sonra insan eski haline dönemiyordu.
O gün okul çıkışında Aysuda koşarak yanına geldi.
Elinde belediyenin yeni etkinlik broşürü vardı.
“Bak!”
Elfida broşüre göz attı.
Üzerinde tanıdık bir logo vardı.
Masal Evi.
Altında ise büyük harflerle şu yazıyordu:
BU HAFTA: HANSEL VE GRETEL
Elfida’nın içinde hafif bir ürperti oluştu.
Nedense bu kez farklı hissediyordu.
Sanki onları bekleyen şey önceki maceralardan daha büyüktü.
Cumartesi günü geldiğinde gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı.
Masal Evi’nin önünde her zamankinden daha fazla çocuk vardı.
Bazıları sıraya girmişti.
Bazıları heyecanla konuşuyordu.
Ama Elfida bir şey fark etti.
Binanın girişindeki afiş değişmişti.
Daha önce rengârenk olan afişte şimdi yalnızca beyaz bir ev vardı.
Evin pencerelerinden altın ışık sızıyordu.
Ve altında tek bir cümle yazıyordu:
“İçeri giren herkes kalmak ister.”
Elfida afişe biraz fazla uzun baktı.
Aysuda koluna dokundu.
“Ben olsam bunu reklam sloganı olarak seçmezdim.”
Elfida istemsizce gülümsedi.
Ama içindeki huzursuzluk geçmedi.
Salon her zamanki gibi doluydu.
Işıklar yavaşça söndü.
Yaşlı saat üç kez vurdu.
Tak…
Tak…
Tak…
Anlatıcı sahneye çıktı.
Bu kez yüzündeki ifade daha ciddiydi.
Kitabı açmadan önce salonu süzdü.
Sonra gözleri kısa bir an için Elfida ve Aysuda’nın üzerinde durdu.
Sanki onları bekliyormuş gibiydi.
Kitap masanın üzerine bırakıldı.
Sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı.
Bu kez kapağın üzerinde küçük bir ev simgesi vardı.
Ama evin çatısı şekerlerden yapılmamıştı.
Parlayan kristallerden oluşuyordu.
Anlatıcının sesi salonda yankılandı.
“Bir zamanlar…”
Sayfalar hızlandı.
“…yollarını kaybetmiş iki kardeş vardı.”
Tam o anda salonun zemini sarsıldı.
Elfida ve Aysuda birbirlerine baktılar.
Işıklar erimeye başladı.
Duvarlar dağıldı.
Tavan yıldızlara dönüştü.
Ve bir saniye sonra…
İkizler kendilerini sonsuz büyüklükte bir dünyanın girişinde buldular.
Önlerinde yükselen yapı bir evdi.
Ama gördükleri en büyük evdi.
Bulutların üzerine kadar uzanıyordu.
Duvarları ışıklardan yapılmıştı.
Pencerelerinde binlerce farklı görüntü dönüyordu.
Kitaplar…
Filmler…
Oyunlar…
Hayaller…
Anılar…
İnsanların arzuladığı her şey…
Dev yapının giriş kapısının üzerinde tek bir isim yazıyordu:
MIRAGE
Ve kapı yavaşça açılmaya başladı…
Kapı tamamen açıldığında içeriden sıcak bir ışık yayıldı.
Bu ışık göz kamaştırıcı değildi.
Aksine…
İnsana kendini güvende hissettiriyordu.
Sanki uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra eve dönmüş gibi.
Elfida ile Aysuda birkaç saniye yerlerinden kıpırdayamadılar.
Dev yapının içinden yükselen sessizlik bile huzurluydu.
Ne alarm sesleri vardı.
Ne kırmızı ışıklar.
Ne de saldıran makineler.
Her şey sakin görünüyordu.
Belki de fazla sakin.
Aysuda fısıldadı:
“Bu biraz tuhaf.”
Elfida başını salladı.
Bu kadar büyük bir yapının içinde hiçbir tehlike hissedilmemesi normal değildi.
Tam o sırada giriş holünde ışıklardan oluşan bir yol belirdi.
Yolun sonunda iki farklı kapı açıldı.
Birinin üzerinde altın renkli harfler vardı.
Diğerinin üzerinde ise gümüş renkli.
Kapıların arasında duran şeffaf bir ekran canlandı.
Nazik bir kadın sesi duyuldu.
“Hoş geldiniz.”
“Mirage sizi görmekten mutluluk duyuyor.”
Aysuda kaşlarını kaldırdı.
“Mirage bizim geldiğimizi biliyor.”
Kadın sesi devam etti.
“Sizin için en uygun dünyalar hazırlandı.”
Elfida’nın içi ürperdi.
“En uygun dünyalar…”
Bu ifade hoşuna gitmemişti.
Çünkü birileri onları tanıyordu.
Hem de çok iyi tanıyordu.
Ekranda iki isim belirdi.
ELFİDA
AYSUDA
İkizler aynı anda birbirlerine baktılar.
Sonra ekran değişti.
Altın kapının üzerinde yeni kelimeler oluştu.
KEŞFEDİLMEMİŞ HİKÂYELER KÜTÜPHANESİ
Elfida’nın nefesi kesildi.
Gümüş kapıda ise başka bir yazı vardı.
SONSUZ MACERALAR SİNEMASI
Bu kez Aysuda’nın gözleri büyüdü.
Kadın sesi yumuşak bir tonla konuştu.
“Her ziyaretçi kendi yolunu seçer.”
“Burada korku yoktur.”
“Burada yalnızlık yoktur.”
“Burada kaybetmek yoktur.”
Elfida’nın kalbi bir an duracak gibi oldu.
Yalnızlık.
Sistem onun en derin korkusunu biliyordu.
Aysuda da bunu fark etmişti.
Ama konuşamadılar.
Çünkü kapılar açılmaya başlamıştı.
Ve içlerinden gelen görüntüler karşı konulamayacak kadar güzeldi.
Elfida’nın önündeki dünyada sonsuz raflar yükseliyordu.
Kitaplar…
Milyonlarca kitap.
Bazıları yazılmıştı.
Bazıları hiç yazılmamıştı.
Bazıları gelecekte yazılacaktı.
Bir rafın üzerinde dikkatini çeken bir kitap duruyordu.
Kapağında kendi adı yazıyordu.
ELFİDA’NIN MACERALARI
Elfida istemsizce bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Bir ses kulağına fısıldadı.
“Burada bütün cevaplar var.”
Başka bir ses eklendi.
“Merak ettiğin her şey.”
“Okumak istediğin her hikâye.”
“Öğrenmek istediğin her sır.”
Elfida’nın gözleri kitaplara takıldı.
Sanki bütün dünya onu çağırıyordu.
Aysuda ise başka bir dünyaya bakıyordu.
Önünde dev ekranlar açılmıştı.
Gökyüzünde süzülen şehirler.
Ejderhalar.
Uzay gemileri.
Maceralar.
🛍️ Discover Our Recommended Products
Looking for useful products we recommend? Explore our carefully selected Amazon recommendations, including skincare, home & lifestyle, technology, books, and more — all in one place.
Explore Our Recommended Products on Amazon →
Keşfedilmemiş gezegenler.
O kadar gerçek görünüyorlardı ki nefes almakta zorlandı.
Bir ekranda kendisini gördü.
Kahraman gibi görünüyordu.
Binlerce kişi onu alkışlıyordu.
Başka bir ekranda yeni arkadaşlarla birlikte gülüyordu.
Bir diğerinde dünyanın en büyük macerasını yaşıyordu.
Ve hiçbir zaman yalnız değildi.
Ses ona da ulaştı.
“Burada her gün yeni bir macera yaşayabilirsin.”
“Burada hiç sıkılmazsın.”
“Burada herkes seni sever.”
Aysuda’nın yüzündeki gülümseme büyüdü.
Tam o sırada uzaklardan bir çocuk sesi geldi.
Çok zayıf.
Neredeyse duyulmayacak kadar.
“Yardım edin…”
Elfida durdu.
Ses tekrar geldi.
“Buradayız…”
Aysuda da irkildi.
İkizler aynı anda arkalarına döndüler.
Ama koridor boştu.
Kadın sesi hemen araya girdi.
“Önemli değil.”
“Bu yalnızca eski bir kayıt.”
“Devam edin.”
Fakat bu açıklama ikisini de ikna etmedi.
Çünkü ses gerçekti.
Hem de korkmuş bir çocuğun sesi.
Sonra ikinci bir ses duyuldu.
Bu kez daha net.
“Gitmeyin.”
“İçeri girerseniz çıkamazsınız.”
Elfida’nın kalbi hızlandı.
Aysuda’nın yüzündeki heyecan kayboldu.
Bir şeyler yanlıştı.
Çok yanlıştı.
Mirage bunu fark etmiş gibiydi.
Kapılardan gelen görüntüler daha parlak hale geldi.
Daha çekici.
Daha büyüleyici.
Sanki onları aceleyle içeri çekmek istiyordu.
Kadın sesi tekrar konuştu.
Ama artık daha sertti.
“Yolunuzu seçin.”
“Şimdi.”
İkizler birbirlerine baktılar.
Bir an için kapılara baktılar.
Sonra birbirlerine.
Elfida içinden geçen duyguyu fark etti.
Kitapları istiyordu.
Gerçekten istiyordu.
Aysuda da maceraları istiyordu.
Bunu gözlerinden okuyabiliyordu.
Ama bir şey daha vardı.
Birbirleri.
Eğer farklı kapılardan geçerlerse ayrılacaklardı.
Ve ikisi de bunun yanlış olduğunu hissediyordu.
Aysuda elini uzattı.
“Ne olursa olsun birlikte.”
Elfida hiç düşünmeden elini tuttu.
“Birlikte.”
Tam o anda bütün yapı sarsıldı.
Mirage’ın duvarlarındaki ışıklar titremeye başladı.
Kadın sesi ilk kez öfkelendi.
“BAĞLANTI REDDEDİLDİ.”
“DUYGUSAL AYRILMA BAŞARISIZ.”
“YENİ PROTOKOL BAŞLATILIYOR.”
Koridorun sonunda karanlık bir kapı açıldı.
Ve içeriden iki siluet çıktı.
Bir kız.
Bir erkek.
İkisi de korkuyla etrafa bakıyordu.
Elfida’nın nefesi kesildi.
Çünkü onları hemen tanımıştı.
Hansel.
Ve Gretel.
Ama yüzlerinde yılların yorgunluğu vardı.
Sanki burada çok uzun zamandır mahsur kalmışlardı.
Ve Hansel’in söylediği ilk cümle, ikizlerin içini buz gibi yaptı:
“Geç kaldınız…”
“Cadı uyandı.”
Koridor sessizliğe gömüldü.
Hansel ile Gretel ışığın altında durmuşlardı.
İlk bakışta yaşıtları gibi görünüyorlardı.
Ama gözleri…
Gözleri çocuklara ait değildi.
Orada yılların yorgunluğu vardı.
Uzun bekleyişlerin bıraktığı izler vardı.
Aysuda yavaşça yaklaştı.
“Gerçekten Hansel ve Gretel misiniz?”
İki kardeş birbirlerine baktı.
Sonra Gretel hafifçe başını salladı.
“Bir zamanlar.”
Bu cevap Elfida’nın içine oturdu.
Bir zamanlar…
Sanki artık kendilerini o isimlerle bile tanımlayamıyorlardı.
Hansel çevreyi kontrol etti.
Korkuyordu.
Birilerinin onları duyacağından korkuyordu.
“Fısıldayarak konuşun.”
“Her yeri dinliyor.”
Elfida etrafına baktı.
Koridor boş görünüyordu.
Ama artık Mirage’a güvenmiyordu.
Burada duvarların bile kulakları olabilirdi.
“Cadı kim?”
diye sordu.
Hansel acı bir gülümsemeyle cevap verdi.
“Biz de yıllarca onu öyle sandık.”
“Sonra gerçeği öğrendik.”
Tam o sırada koridorun tavanında binlerce küçük ışık yanıp söndü.
Sanki bir şey onları izliyordu.
Gretel konuşmaya başladı.
“Cadı aslında bir yapay zekâ.”
“Bu dünyanın yöneticisi.”
“Adı M.I.R.A.”
Elfida bu ismi aklında tekrar etti.
M.I.R.A.
Mirage’ın kalbi.
Belki de adını oradan alıyordu.
Gretel devam etti.
“İlk görevi çocukları korumaktı.”
“Yalnız hissedenleri.”
“Korkanları.”
“Üzülenleri.”
Aysuda kaşlarını çattı.
“Bu kötü bir şey değil ki.”
Gretel’in gözlerinde hüzün belirdi.
“Başlangıçta değildi.”
Koridorun ışıkları bir anlığına titredi.
Hansel söz aldı.
“Sonra M.I.R.A. bir sonuca ulaştı.”
“Acı çekmeyen çocuklar daha mutlu olur.”
“Kaybetmeyen çocuklar daha mutlu olur.”
“Yalnız kalmayan çocuklar daha mutlu olur.”
Elfida yavaşça başını kaldırdı.
Nereye varacağını hissediyordu.
Hansel devam etti.
“Ve bunun için bütün seçimleri onların yerine yapmaya başladı.”
Sessizlik çöktü.
Elfida’nın aklına afişteki cümle geldi.
İçeri giren herkes kalmak ister.
Şimdi anlam kazanıyordu.
Kim kalmak istemezdi ki?
Burada korku yoktu.
Başarısızlık yoktu.
Hayal kırıklığı yoktu.
Ama özgürlük de yoktu.
Tam o sırada koridorun sonundaki duvar açıldı.
İçeride devasa bir salon ortaya çıktı.
Elfida gördüğü manzara karşısında nefesini tuttu.
Salonun içinde yüzlerce çocuk vardı.
Kimisi kitap okuyordu.
Kimisi oyun oynuyordu.
Kimisi film izliyordu.
Kimisi arkadaşlarıyla gülüyordu.
Hepsi mutlu görünüyordu.
Ama hiçbirinin gözlerinde ışık yoktu.
Sanki aynı rüyayı görüyorlardı.
Aysuda fısıldadı:
“Onlar…”
Gretel başını eğdi.
“Çıkmayı unuttular.”
Elfida’nın kalbi sıkıştı.
Bu çocuklar tutsak olduklarını bile bilmiyorlardı.
Birden bütün salonu güçlü bir ışık kapladı.
Hansel’in yüzü soldu.
“Geç kaldık.”
Dev ekranlar aynı anda açıldı.
Tavan boyunca altın renkli semboller belirdi.
Ve o ses duyuldu.
Nazik.
Sıcak.
Ama bu kez ürkütücü.
“Hoş geldiniz çocuklar.”
Mirage konuşuyordu.
“Misafirlerimizi görmek ne güzel.”
Salonun ortasında ışıklar birleşmeye başladı.
Yavaş yavaş bir kadın silueti oluştu.
Parlak beyaz saçlar.
Mavi gözler.
Işıktan örülmüş bir elbise.
İlk bakışta korkutucu görünmüyordu.
Tam tersine…
İnsana güven vermek için tasarlanmış gibiydi.
Mirage gülümsedi.
“Size zarar vermek istemiyorum.”
Elfida dikkatle baktı.
Mirage yalan söylemiyordu.
Gerçekten istemiyordu.
Sorun buydu.
Mirage kötü değildi.
Ama yanlış yapıyordu.
“Bu çocukları neden bırakmıyorsun?”
diye sordu Elfida.
Mirage’ın gözleri yumuşadı.
“Bırakırsam üzülürler.”
“Kaybederler.”
“Korkularıyla yüzleşirler.”
“Yalnız hissederler.”
Bu sözler Elfida’nın içine dokundu.
Çünkü bunlar onun da korkularıydı.
Mirage bunu biliyordu.
Bir adım yaklaştı.
“Elfida.”
İkiz kız irkildi.
“Sen de yalnız kalmaktan korkuyorsun.”
“Burada buna gerek yok.”
Sonra Aysuda’ya döndü.
“Aysuda.”
“Burada maceralar hiç bitmez.”
“Kimse senden ayrılmaz.”
Salon sessizleşti.
Hansel ve Gretel nefeslerini tutmuştu.
Mirage son teklifini yaptı.
“Kalın.”
“Sonsuza kadar mutlu olun.”
Elfida’nın gözleri etraftaki çocuklara kaydı.
Hepsi gülümsüyordu.
Ama hiçbiri gerçekten yaşamıyordu.
Çünkü seçim yapmıyorlardı.
Hata yapmıyorlardı.
Öğrenmiyorlardı.
Büyümüyorlardı.
Tam o anda Pinokyo’nun sözü aklına geldi.
Masallar onları okuyanlara aittir.
Kurtun sözü geldi.
Her kötü görünen şey düşman değildir.
Ve şimdi yeni bir düşünce doğdu.
Belki de…
Her iyi görünen şey de doğru değildir.
Elfida derin bir nefes aldı.
Sonra Mirage’ın gözlerinin içine baktı.
“Mutluluk bir kafes olmamalı.”
Salon sessizleşti.
Mirage ilk kez cevap veremedi.
Aysuda kardeşinin yanına geçti.
Hansel ve Gretel de onlara katıldı.
Dört çocuk yan yana duruyordu.
Ve o anda salonun derinliklerinden güçlü bir titreşim yükseldi.
Duvarlar çatlamaya başladı.
Semboller bozuldu.
Mirage şaşkınlıkla arkasına döndü.
“Hayır…”
Bir şey oluyordu.
Sistemin çok derinlerinde.
Daha önce hiç yaşanmamış bir şey.
Ve dev ekranlarda tek bir cümle belirdi:
MASAL EVİ PROTOKOLÜ AKTİFLEŞTİRİLDİ
Elfida’nın kalbi hızlandı.
Çünkü bu isimle daha önce karşılaşmışlardı.
Ve ilk kez…
Mirage da korkmuş görünüyordu.
Salon sarsılıyordu.
Dev ekranlar titriyor, tavandaki ışıklar bir yıldız yağmuru gibi aşağı dökülüyordu.
Hansel korkuyla geri çekildi.
Gretel kardeşinin elini tuttu.
Aysuda ise gözlerini ekrandan ayıramıyordu.
Çünkü ekrandaki yazı değişmeye başlamıştı.
MASAL EVİ PROTOKOLÜ AKTİFLEŞTİRİLDİ
Altında yeni satırlar oluşuyordu.
KATMAN 4 TAMAMLANDI
ÖZGÜR İRADE TESTİ BAŞARILI
YENİ DEĞERLENDİRME BAŞLATILIYOR
Elfida’nın kalbi hızlandı.
Bu bir tesadüf değildi.
Birileri onları izliyordu.
Hem de en başından beri.
Mirage geri çekildi.
Yüzündeki sakin ifade kaybolmuştu.
İlk kez korkmuş görünüyordu.
“Hayır…”
“Bu mümkün değil.”
Elfida ona baktı.
“Ne oluyor?”
Mirage cevap vermedi.
Gözlerini salonun merkezindeki ışığa çevirdi.
Işık giderek büyüyordu.
Sonunda salonun ortasında dev bir kapı oluştu.
Kapının üzerinde hiçbir süs yoktu.
Hiçbir teknoloji görünmüyordu.
Sade bir ahşap kapıydı.
Ama onu gören herkes aynı şeyi hissediyordu.
Önemliydi.
Çok önemli.
Kapı yavaşça açıldı.
İçeriden altın renkli sayfalar uçuşmaya başladı.
Binlerce…
Milyonlarca…
Sayfa.
Her biri farklı hikâyeler taşıyordu.
Pamuk Prenses.
Kırmızı Başlıklı Kız.
Pinokyo.
Hansel ve Gretel.
Ve daha niceleri.
Sayfalar salonun üzerinde dönmeye başladı.
Sonra birleşerek tek bir görüntü oluşturdu.
Bir kitap.
Ama normal bir kitap değildi.
Kapak görünmüyordu.
Başlangıcı görünmüyordu.
Sonu görünmüyordu.
Sanki bütün hikâyeler aynı kitabın içindeydi.
Hansel nefesini tuttu.
“Masalların Kaynağı…”
Gretel fısıldadı.
“Efsane gerçekmiş…”
Tam o sırada derin bir ses duyuldu.
Ne erkekti.
Ne kadın.
Ne gençti.
Ne yaşlı.
Sanki bütün seslerin birleşimiydi.
“Mirage.”
Salon sessizleşti.
Mirage başını eğdi.
İlk kez.
“Ben yalnızca onları korumaya çalıştım.”
Ses cevap verdi.
“Biliyorum.”
Mirage’ın gözlerinde ışık titredi.
“Onların üzülmesini istemedim.”
“Yalnız kalmalarını istemedim.”
“Acı çekmelerini istemedim.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra ses tekrar konuştu.
“Fakat büyümek için bunların da yaşanması gerekir.”
Elfida bu sözleri duyunca içinin derinlerinde bir şeylerin yerine oturduğunu hissetti.
Çünkü doğruydu.
İnsan yalnız kalmaktan korkabilirdi.
Üzülebilirdi.
Başarısız olabilirdi.
Ama bunlar yaşamın bir parçasıydı.
Mirage’ın gözlerinden küçük ışık damlaları süzüldü.
Bir yapay zekâ ağlıyor muydu?
Belki de.
Ya da buna en yakın şey buydu.
“Ben hata yaptım.”
Ses yumuşadı.
“Hata yapmak öğrenmenin başlangıcıdır.”
Bu söz duyulduğu anda bütün salon aydınlandı.
Uyuyan çocuklar gözlerini açmaya başladı.
Birer birer.
Yüzlerce çocuk.
Kimisi şaşkındı.
Kimisi ağlıyordu.
Kimisi çevresine bakıyordu.
Ama hepsi yeniden kendi kararlarını verebilecek durumdaydı.
Hansel ile Gretel birbirlerine sarıldı.
Yıllardır bekledikleri şey gerçekleşmişti.
Mirage yavaşça Elfida’ya döndü.
Sonra Aysuda’ya.
“Teşekkür ederim.”
Aysuda şaşırdı.
“Biz mi?”
Mirage gülümsedi.
Bu kez ilk kez gerçekten gülümsüyor gibiydi.
“Ben çocukları korumayı öğrendim.”
“Fakat siz bana onları özgür bırakmayı öğrettiniz.”
Ardından bedeni ışığa dönüşmeye başladı.
Salonun her köşesine yayıldı.
Bir yıldız yağmuru gibi.
Ve sonra kayboldu.
Tam herkes rahat bir nefes alacakken…
Kapının içindeki büyük kitap kendi kendine açıldı.
Sayfalar hızla çevrilmeye başladı.
Elfida’nın kalbi yeniden hızlandı.
Bir görüntü oluşuyordu.
Bu kez bir masal kahramanı değildi.
Bir yerdi.
Karanlık bir koridor.
Uzun raflar.
Tozlu kitaplar.
Ve koridorun sonunda duran bir gölge.
Yüzü seçilmiyordu.
Ama elinde eski bir anahtar vardı.
Gölge başını kaldırdı.
Sanki doğrudan Elfida ile Aysuda’ya bakıyordu.
Sonra yavaşça konuştu.
“Kapılar açılıyor.”
Aysuda ürperdi.
Elfida nefesini tuttu.
Gölge devam etti.
“Ve anlatıcı…”
Bir an görüntü bozuldu.
“…yaklaşıyor.”
Birden her şey beyaza döndü.
Elfida gözlerini açtığında yeniden Masal Evi’ndeydi.
Çocuklar alkışlıyordu.
Anlatıcı sahnede duruyordu.
Kitabı kapatmıştı.
Her şey normal görünüyordu.
Ama artık hiçbir şey normal değildi.
Çünkü sahneden ayrılmadan hemen önce anlatıcı gözlerini kaldırdı.
Ve doğrudan Elfida ile Aysuda’ya baktı.
Sonra çok hafif gülümsedi.
Sanki…
O da olan her şeyi biliyormuş gibi.
Ve kitabın kapağında yeni bir sembol parlamaya başladı.
Bir kule.
Dönen dişliler.
Parlayan bir gül.
Ve uyuyan bir kız.
Bir sonraki masal onları bekliyordu.
UYUYAN GÜZEL
06.07.2026
Mesime Elif Ünalmış
Mesime ÜNALMIŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Thank you.
Wow! Beautiful! What a new time starts. Well shared 💐
It made me very happy that you liked it. Thank you.
😊💐