YÜZÜNÜ KAYBEDEN KADINLAR

Bir zamanlar uzak diyarların birinde, bir ülke varmış. Bu ülkede birbirinden farklı insanlar yaşarmış. Her kes farklılıklarıyla güzelmiş. Günün birinde Güldane adında bir kadın kocasıyla birlikte talihsiz bir kaza yaşamışlar. Kocası kazayı ufak tefek sıyrıklarla atlatmış ancak bu Güldane için öyle olmamış. Güldane’nin yüzüne bakan, sesini çıkarmadan arkasını dönüp giderken Güldane bu duruma çok üzülürmüş….

DOĞANIN KAHRAMAN BEKÇİLERİ

Bir zamanlar, çok güzel bir vadi varmış. Bu güzel vadede bin bir renkte güzel canlılar yaşarmış. Bu güzel vadide küçük, sevimli bir tavşan, vadinin kenarına oturup, etrafını büyük bir keyifle izlermiş. Gene bir gün sevimli tavşan vadinin kenarında etrafını izlerken, günden güne etrafında bulunan bin bir renkte çiçeklerin solduğunu, yemyeşil çimenlerin kuruduğunu fark etmiş. Vadide…

PULSUZ MEKTUP

 Satırlarıma başlamadan evvel,  gökyüzüne yükselen  en parlak yıldızı saygıyla selamlıyorum. Bir yıldız kaydı yüreğimin en derinlerinden. Gökyüzüne doğru yürürken o, yüreğimde derin bir sızı bırakmıştı. Tarifsiz bir acıydı hissettiğim. Dinmeyen gözlerimden akan sevgi tomurcuklarının, her damlasında ayrı bir anlam vardı.  Kolay mıydı? Hayel kurmayı,  her koşulda ayakta durmayı, yaşamın en olumlu yanlarını görmeyi öğreten  birinden…

PULSUZ MEKTUP

 Satırlarıma başlamadan evvel,  gökyüzüne yükselen  en parlak yıldızı saygıyla selamlıyorum. Bir yıldız kaydı yüreğimin en derinlerinden. Gökyüzüne doğru yürürken o, yüreğimde derin bir sızı bırakmıştı. Tarifsiz bir acıydı hissettiğim. Dinmeyen gözlerimden akan sevgi tomurcuklarının, her damlasında ayrı bir anlam vardı.  Kolay mıydı? Hayel kurmayı,  her koşulda ayakta durmayı, yaşamın en olumlu yanlarını görmeyi öğreten  birinden…

KARANLIĞA GÜLEN IŞIK

Bugün hava yorgun. Bugün hava dolu. Gökyüzü ağlıyor, hiç durmaksızın. Başaklar boyun eğmiş, Heyelan içini boşaltıyor                   engin derelere.  Ya ben!  Ne yapayım?             sıkıldım işte! Sessiz!   Dört duvar yaratmışım kendime  İçeriye ansızın dalan bir sivrisineğin;  Ritmik musikisine kaptırıyorum kendimi.          Sessizliğin sesine, ortak olurken, Terk ediyor bu sahneyi.  Ciğerlerimde derin bir nefes!                               flüt…

KIRILAN AĞAÇ DALI

Bölüm 9 Eylül arkadaşları Arda, Ceylin, Cemre ve Miray’la okul bahçesinde oyun oynuyorlardı. Ancak hava çok rüzgarlıydı. Nöbetçi öğretmenleri şiddetli esen rüzgara karşı onları uyardı. Öğretmen cümlelerini bitirir bitirmez, ardından bir ses duydu. Bu ses rüzgarın etkisiyle ağacın kuruyan dalından düşen bir ağaç dalıydı. Şans eseri kimse yaralanmamıştı. Ancak biraz korkmuşlardı. Arda, birden söze karıştı….

MİSAFİRPERVER Bölüm 7

Göktürk büyük şehirde doğmuştu.  Daha önce oturduğu şehirden hiç ayrılmamıştı. Bir yaz tatilinde, dedesinin köyüne gittiler. Annesi ona köyde nasıl bir yaşam olduğunu anlatıyordu. Göktürk  anlatılanları anlamaya çalışıyordu. Köye  vardıklarında dedesi onlar için birbirinden lezzetli yiyecekler hazırlatmıştı. Anneannesi daha çok yöresel yemekler yapmıştı. Anneannesi ve dedesi onları kapıda karşıladılar. Sonra ellerini yıkadıktan sonra sofraya oturdular….

TIRNAK KESMEK Bölüm 6

Sema birinci  sınıfa yeni başlamıştı. Çalışkan ve öğrenmeye çok meraklıydı. Öğretmeni o gün Hayat Bilgisi dersinde mikrobun nasıl bulaşacağını anlatıyordu. Öğretmeni çocuklara bunu anlatırken bir yandan da çocukların tırnaklarını kontrol ediyordu. Tam o sırada Sema ellerini hızlıca çekip sıranın altına koydu. Bu davranışı öğretmenin dikkatinden kaçmadı. Öğretmen semaya yaklaştı.  Ellerini sıranın üzerine koymasını istedi. Sema …

 DEĞERLİ TAŞLAR Bölüm 5

Eylül çok akıllı ve başarılı bir çocuktu. Ancak Eylül’ün küçük taşlara  olan merakı herkes tarafından biliniyordu. Bir gün Eylül ve arkadaşları Cemre, Çeylin, Eda,  Miray, Sema, Göktürk, Arda ve Yiğit okul bahçesinde küçük şekilli taşları toplamaya başladılar. Topladıkları taşları kalemliklerine ya da çantaların cep kısmına doldurdular. Güzel görünümü taşların çok değerli olduğuna inanmışlardı.  Eylül’ün annesi…

ŞAŞKİN KEDİ Bölüm 4

Kedi yiyecek aramaya giderken, kendini bir anda okulun bahçesinde buldu. Sakin sakin öğrencilerin ellerinden düşen yiyeceleri yemeğe koyuldu. Ortalık sessiz ve sakin görünüyordu. Kedi birden paniklemeye başladı. Zil sesi ile ne yapacağını şaşırdı. Bu tarafa mı kaçsam?. Bu tarafa mı kaçsam?  Diye düşünürken kendini bir anda öğrencilerin arasında buldu. Bütün öğrenciler kediyi görünce! başına üşüştü….

      ENPATİ Bölüm 3

Ayaz çok çalışkan ve saygılı bir çocuktu. İkinci  sınıfa gidiyordu. Kendisinden küçük olan çocuklara dikkat ediyor, onlara çarpmamak için çaba harcıyordu. Çünkü Ayaz geçen sene birinci sınıfa gittiğide merdivenlerden inerken, kendisinden büyük olan dördüncü sınıfın öğrencilerinin; koşturarak inmeleri sonucunda Ayaz’a çarparak düşmelerine sebep olmuştu. Ayaz ayak bileğini  kırmıştı. Bileği alçıya alınmıştı. Yaşadığı zorluğu hatırlayınca, kendinden…

SEVGİ Bölüm 2

Ekin henüz birinci sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları mavi gözleriyle çok sevimliydi. Ekin okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulunu  ve  arkadaşlarını çok  seviyordu. Ancak en çok arkadaşı Miray’ı seviyordu. Miray’ın babası öğretmendi. Babası’nın tahini Ankara’ya çıkmıştı. Bu yüzden Miray’dan ayrılmak zorunda kaldı. Ekin bu duruma çok…

KAVRAMSAL ÖYKÜLERİ Bölüm 1

YARDIMLAŞMA   Tayfun diğer arkadaşlarıyla tenefüse çıkmış; okul bahçesinde oynuyordu. Etrafında durmaksızın koşturan çocuklara bakıyordu. Tayfun sakin bir çocuk olduğundan genelde bir köşede oturup, arkadaşlarını izliyordu. Topun peşinde koşturan sınıf arkadaşının düştüğünü görünce! yerinden fırlayarak yardımına koştu. Gökhan fena düşmüştü. Ardından nöbetçi öğretmen yetişti.  Hemen ambulansı çağırdı. Tayfun’ da Gökhan’ın ailesine ulaşmaya çalıştı. Gökhan’ın ailesinden…

YAZ YANGINLARI

 Yine temmuz ayna girdi ülkem. Yandı da, yandı yine yüreğim. Kimi boğuldum, kimi kül oldum. Yine yangın yerine döndüm. Yetişmiyor! Sanatçı, bilim adamı. Onlar ki; ülkemin aydın yüzleri. İnsan inasanı, diri diri yakar mı? Yine yangın yerine döndü yüreğim. Kızıl ırmak kıyılarında yandılar. Kimi al kanlara boyandılar. Ne toruna, ne gençliğe doymadılar. Yine yangın yerine…

SAFLIĞIN ÖTESİNDE

İnsani değerlere önem veren bir toplumda yaşamak, Kenan için belki güzel bir şans. Çünkü Kenan akli dengesi  yerinde olmayan, saf temiz yürekli bir insan. Rahatsızlığı her kes tarafından bilinen  ve davranışları artık rahatsızlık yaratmaması, Kenan’ın özgürce dolaşmasına olanak tanıyordu. Kenan yoksul bir ailenin çocuklarından biriydi. Tüm saflığıyla toplumda varlığını sürdürüyordu. Onun yaşam tarzında ve toplumda…

DOKUNMAYIN ÇOCUKLARA

Mesela hiroşimada bomma atmayın. Dokunmayın çocuklara! Ege de umuda yolculuk ettirmeyin. Dokunmayın çocuklara! Kem gözlerle istismarlarla büyütmeyin. Dokunmayın çocuklara Aslanım, kaplanım, paşam, ağam da demeyin. Dokunmayın çocuk kalsınlar! Dokunuyorsunuz! Pis, kirli zihniyetinizle. Sonra büyüyor; hep aslan sanıyor kendini. Dokunmayın! çocuk büyüsün. Mesela, koç tosun diyorsunuz ya, Oda kendine öyle dünya kuruyor. Dokunmayın çocuklara! Biz dokunmayın…

GÖRDÜĞÜM BİR RÜYA

Bir gece yarısıydı, uyandım aniden. Kaybolmuşum ıssız çöllerde Öyle kurak ki!  her yer,  su su diye haykırıyorum. Koşuyorum! Umutsuzca, yorgun ve tükenmiş bir halde, Sonrasında yığılıyorum yere, Serin bir rüzgar esiyor yüzüme Usul, usul, çekiyorum içime. Güçlükle açıyorum gözlerimi Düşünmeden yürüyorum yine. Gözlerim çabaklanmış, ayaklarım nasır bağlamış Sonsuz bir yerde arıyorum umudumu, Bir ses! Bir…

YAŞLILIK NEDİR?

Tenin düzgün, kalbin buruşuk olmasıdır. Gözleri açık, ancak gözbebeğini yitirmesidir. Yüzün güler, kalbin ağlamasıdır. Çicek gibi toprakta bile solgun olmasıdır. Tertemiz havada bile nefes alamamasıdır. Bacaklarının sağlam, ancak yürüyememesidir. Gönlünün zengin, fakat işe yarayamamasıdır. Belki de sevecen ve konuşkan, Fakat geveze diye nitelendirilmesidir. Belki de az yürüyen, ancak çabuk yorulan insandır. Belki de kanadı kırık…

 SERZENİŞ

 Gene durmadı, ciğer soyhası Tattırma yarab! Gardaş acısı. Et tırnak olur mu? hiç ayrısı, Gene durmadı, vicdan soyhası. Varsın herkes ettiği ile kalsın. Bütün dünya onların olsun. Herkes adamlagi ile anılsın. Gene durmadı, kalp soyhası. Bir ağacın altı dalı, gardaş, bacı, Talan etmeseydiniz! Yurdu, yuvayı. Herkese yeter di, kocaman avlu. Gene durmadı, yürek sızısı. Biz…

SEVGİNİN GÜCÜ

Canım amcam…  Onun bakış açısıyla büyümek ne büyük bir şans, köyümüzün masalcı amcasıydı. Herkes tarafından tanınan ve sevilen biriydi. Elektriğin olmadığı dönemlerde, karanlığı aydınlatan masallarıyla büyüdük. Yaşama değer her şeyi masallar aracılığıyla anlatırdı. Köyümüzün ve çevre köylerin Işık elçisi gibiydi. Kalabalık bir ailede bile varlığını en iyi hissettirenlerdendi. Alişan Amca yetmiş altı yaşına kadar bekar…

YAŞAM NEDİR Kİ

Güneş’in doğuşu ve batışı gibi gercek Anlamlı ve ölümlü Bazen her şey, bazen hiçbir şey, Bazen uğrunda ölmeyi göze aldığımız Bazen sahibi olmak için çalışıp çırpınmamız. Bazen karabulutlar çöker üzerimize, Bazen Güneş ışığı gibi, içimiz aydınlanır. Bazen de şiddetli bir rüzgarda, yönümüzü kaybederiz. Yaşam hem iyiliklerle,hem kötülüklerle dolu Ancak, her şeye rağmen, Yüreğimiz umutla dolu….

GAZ LAMBASINDA YAZILAN MEKTUPLAR

Köyde herkesi bir telaş sarmış, akşam yemeği için ne yapacakları konusunda fikir alışverişinde bulunuyorlardı. Ben de merakla bu telaşın nedenini anlamaya çalışıyordum. Meğer asker eğlencesi varmış. Köyümüzün üç delikanlısı asker yolcusuymuş, onların şerefine gençler eğlence düzenliyormuş. Eğlenceyi duyunca, ben de bir coşku uyandırmıştı. Hemen arkadaşlarıma haber verdim. “Akşam Hasan Amca’nın evinde eğlence var” deyince onlar…

KADIN

Kadın güzelliğiyle zerafetiyle duruşuyla göz dolduran bir varlıktır. Kadın Doğa gibidir. Ona baktıkça büyür, çoğalır, güzelleşir. Mutluluktur, huzurdur, candır, emektir kadın.  Ancak kadınlar dünyanın birçok yerinde gereken değeri ve önemi görmemiştir.. Batı henüz medinleşmediği dönemlerde, kadın her türlü şiddete maruz kalmıştır. Selçuklular döneminde ve öncesinde Türkler kadına önemsemiş, dolayısıyla toplum yönetimde çoğu zaman söz sahibi…

DOĞANIN FISILDADIĞI ŞARKILAR

Yılbaşı sabahıydı. Gözlerimi yeni bir yıla umutla açmak için, önce içimden güzel şeyler dileyerek başlamıştım güne. Henüz  hayallerime gölge düşmemişti. Sınırsız hayal kurma özgürlüğüm vardı. Umut bir sonraki güne sabırsızlıkla uyanmaktı benim için. Uyanırken apar topar kalkmazdım. Önce esnetirdim bedenimi,  güne öyle hazırlanırdım. Uyanan bedenimi! sonra kendimi dinlerdim.  Gözlerimi açtığımda karanlık beyazla öpüşmüştü.  Her yer…

 ÖFKELİ GENÇLER

En büyük sıkıntıyı onlar çekiyor belki de. Ebeveyİnleri ile diyalogları her geçen gün azalıyor. Biz de onları anlamakta zorluk yaşıyoruz. Suçlayıcı tavırlar sergileyerek onları kendimizden uzaklaştırıyoruz. Şu zamanı baz aldığımızda bizler çocuklarımızın olgunlaşmasına fırsat vermiyoruz. Onlara gereken sorumluluğu vermiyoruz. Çocuk doğduktan itibaren fazla hassas davranarak, bireği kendimize bağlı kılıyoruz. Biz olmazsak, onlar hiçbir şey yapamaz…

KURSAKTA KALAN DUYGULAR

Fadime çok talihsiz biriydi. Genç yaşta babası Durmuş Efendi evli bir adama kuma olarak verilmişti. Fadime’nin aklı biraz kıt olunca, karşı çıkmak aklına bile gelmemişti. Kim ne derse onu yapardı. Güneş Hatun Fadime’nin kendisine kuma gelmesini hazmedemiyordu. Bütün öfkesini  Fdime’ye kusuyordu. Kocası Hasan Efendi ise, sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi hiç sesini çıkarmıyor,  Güneş Hatun’un…

    HUZUR SOKAĞI

İş çıkışı çarşıda bazı işleri hallettikten sonra anneme gittim. Günlerden Cumartesiydi. Kızıma annem bakıyordu. Eylül henüz 7 yaşındaydı birinci sınıfa gidiyordu. Hafta sonu ise anneme bırakmıştım. Kızımı almaya giderken, annem oturmam için ısrar etse de; o gün oturmak istemedim.  Kendime biraz vakit ayırmak istiyordum. Oradan ayrıldıktan sonra eve gelmek için yol aldık. Ben olabildiğince yavaş…

      UÇMAYI ÖĞRENEMEYEN KUŞ

 Bir ilkbahar sabahıydı. Birbirinden güzel kuşlar baharın tadını çıkarıyorlardı. Ormana neşe katar daldan dala konarlardı. ilkbaharın şarkısını ilk onlar fısıldardı. Cıvıl cıvıl sesleri ile baharı ilk gören yavru kuşlar,  henüz uçmayı bilmiyorlardı. Yuvalarında annelerinin onları beslemesini bekliyorlardı. Anne kuş yine işe koyulmuştu. Yavrularını beslemek için, kanatlarını süzerek gökyüzünde ormanın derinliklerinde en güzel, en taze yiyeceklerin…

YASEMIN KOKULU SOKAKLAR

Buse ve Tolga iki kardeşlerdi. Aynı zamanda iyi arkadaşlardı. Evleri kasabadan biraz uzaktaydı. Ancak görkemli bir evde oturuyorlardı. Binanın pembe rengi yeşilliklerin arasında, belli belirsiz parlıyordu. Evin etrafı mis kokulu Yaseminlerle  çepeçevreydi. Eve gitmek için asmalı yol ve özenle sıralanan yasemin çiçekleri vardı. Mis kokulur eşliğinde, eve gitmek inanılmaz bir  haz veriyordu. Buse ve kardeşi…

VEDA

Hava henüz ışımadan iş yerindeydim. Ders zili 07.30’da çalıyordu. Ben odamda sınav sonuçlarını çıkardıktan sonra listeleri astım. Sonra odama tekrar geçip kahvaltımı yaptım.  Ancak içimde garip bir sıkıntı vardı. O sırada ikinci ders zili çaldı. Çocuklar derse girince  bende fotokopileri çekiyordum. Telefonum çaldı. Kayıt bölümünde çalışan arkadaşım, santralde birinin benimle görüşmek  istediğini  söyledi. Bağlamasını istedim….

İNSANLIK SINIFTA KALDI

İnsanoğlu ben merkezci davrandığı sürece, birlikte var olmanın gerekliliğini algılamamakta ve gerekli zemini oluşturamamaktadır. Ya da bu zeminin bilincinde olmayarak, tüm kazanımları hor kullanmaya devam ettiği sürece, sınıfta kalmaya devam edecektir. Tarih boyunca insanlık, hayvansal gereksinimlerinin peşine düştü. Nedir bu hayvansal gereksinimler? “beslenmek, barınmak ve hayatta kalabilmek”. İnsanoğlunun hiç küçümsenemeyecek büyük bir çoğunluğu bu ihtiyaçlarını…

MEYVE YİYEMEYEN ÇOCUKLAR

MEYVE YİYEMEYEN ÇOCUKLAR Akşam yemeği yemek için masaya oturduk. Ana haber bülteni spikeri,  arka arkaya yapılan zamları   sıraladı. Hemen ardından,  sokak röportajında, vatandaşa uzatılan  mikrofon,  insanların sabrını zorlayan ekonomik kriz,  vatandaşı çileden çıkarmıştı. Çalışan  da, çalışmayan da, isyan etme noktasına gelmişti.  Birbirini izleyen iç karartıcı haberler,  canımı sıkmıştı.  Her gün daha da kötüye gideceğimizin bilincinde…

HASTALARI PÜSKÜRTÜN

Kim suçlu! şule Hanım diş sorunu yaşıyordu. Pandemiden önce kendisine takılan diş protezi onu oldukça rahatsız etmişti. Ertesi gün hastaneye gitti. Ancak pandemi yasaklarıyla  karşılaşınca,  tedavisi  yarım kaldı. İki  yıl kötü olan protezi çeşitli  zorluklara rağmen kullanmaya mecbur kaldı. Hastaneye her gittiğinde işlem yapılmıyordu. Doktor’u sürekli filyason ekibiyle dışarıda çalışıyor, başka doktorlar da bakmıyorlardı. Sistem  hastayı …