Nihayet sırayı bana verdin. Sevgili havuç Eylül birazdan uyanacak, bana zaman kalmadı. Nasıl anlatayım faydalarımı, ben çok faydalı bir meyveyim. Kendimi iyi anlatmam lazım ve her kes tarafından, nasıl sevildiğimi de anlatmam gerek. Aaa uzatma artık elma arkadaşım, anlat başlamaya! “Eylül gülümseyerek elmayı pür dikkat dinler.” Aslında ben; kendimle övünmek gibi olmasın ama, hemen hemen…
Kategori: Genel
LİMON Bölüm 7
Evet şimdi sıra limonda. Bakalım limon Eylül’e neler söyleyecek. Limon önce şöyle bir etrafında döndü. Altın sarısı rengi ile Eylül’ü etkilemeye çalışıyordu. Tam konuşmaya başlayacakken; sırada bekleyen elma tepki gösterdi. Anlatacaksan anlat artık, yoksa sıranı alırım. Limon, elma arkadaşını fazla kızdırmadan tamam arkadaşım anlatmaya başlıyorum. Sevgili Eylül öncelikle her kes beni sebze olarak bilir. Ama…
MEYVELERİN DÜNYASI
HAVUÇ Eylül bir gün çok hasta oldu. Annesi onun iyi beslenmesi için elinden geleni yapıyordu. Eylül meyve yemeyi çok seviyordu. Ancak marketlerde satılan abur cuburları ve tatlı şeyleri de çok seviyordu. Annesi Eylül’e ! Meyvelerin sihirli gücünü bilseydin, böyle şeyler pek yemezdin, dedi. Eylül çok hasta olduğu için pek konuşamıyordu. Eylül meyvelerin sihirli dünyasını merak…
Bir Dalgınlık Anı
Can çok sevimliydi; Melis Hanım Can’ı balkona çıkarınca mahalleli çocuklar Can’ı görmek istiyordu. Yanaklarında beliren gamzeleriyle gülücükler saçıyordu. Bebek, sevildiğini anlıyordu. Bir iki hafta sonra Can emeklemeye başladı. Tutabilene aşk olsun… Can’ın emeklemeye başladığı günlerin birinde Melis Hanım, Can’ı uyutmak için karanlık odasına götürdü. Bir süre sonra Can, gözlerini kapattı, uykuya daldı. Melis…
Hastane Yolları
Ertesi gün Melis Hanım ve Ahmet Bey, Can’ı birlikte araştırma hastanesine götürdü. Doktorlar Can için hemen yatış işlemlerini başlattı. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra, Can’ın tedavisi için Ankara’ya gitmesinin daha uygun olacağına karar verildi. Bebeğin sevki, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastanesi’ne yapıldı. Yaşadıkları ilden ertesi gün ayrılıp Ankara’ya doğru yola çıktılar. Ahmet Bey…
Güzel Bir Bebek
Can, minik elleriyle kanepeye tutunuyor ayaklarıyla “Ben de yürüyeceğim” der gibi titreyen bacaklarını dengede tutmaya çalışıyordu. Annesi Melis Hanım, Can’a çok düşkündü. Can, kapkara boncuk gözleriyle çok sevimliydi. Daima etrafına gülücükler saçıyordu. Melis Hanım, beş katlı bir binanın birinci katında oturuyordu. Odalardan biri çok karanlıktı. Bu odayı Can’a vermişlerdi. Gündüzleri Can’ı uyuturken zorlandığı için…
SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR
Can altı – yedi yaşlarındaydı. Bembeyaz bir teni tombul yanakları hafif gamzeli tatlı mı tatlı bir çocuktu. Herkes tarafından çok sevilirdi. Her okul çıkışı önce üstünü değiştirir, sonra da elini yüzünü yıkardı. Arkadaşlarıyla oynamak için Öğretmenin verdiği ödevleri yapardı .Böylece kendisine daha çok vakit kalırdı. Can arkadaşlarıyla belirlediği saat’te dışarı çıkıp oynardı. Ancak Melis Hanım…
MAHSUM MELEKLER
Can henüz anasınıfına yeni başlamıştı. Sabahım erken saatlerinde kalkmak zor olsada, okul telaşından, şikayet etmek aklına bile gelmezdi. Annesi Melis Hanım’da ev, iş ve okul arasında mekik dokuyordu. Can anasınıfını çok sevmişti, yeni arkadaşlar tanımak Can’ın hoşuna gitmişti. Arkadaşlarıyla bol bol oynuyor, çeşitli etkinlikler yapıyorlardı. Öğretmeni Şahika Hanım, küçük afacanlarla bazen resim çizdirir; bazen şarkılar…
AĞAÇ DİKMEK Bölüm 10
Hasan öğretmen bir gün küçük afacanları toplayarak önemli bir duyuru yapacağını söyledi. Minik afacanlar merakla öğretmenlerini dinlediler. Hasan öğretmen büyük bir heyecanla anlatmaya başladı. “Evet Çocuklar bugün sizlere çok önemli bir görev vereceğim”, dedi. Buse hemen atılarak ne görevi vereceksiniz öğretmenim? diye sordu. “Bugün okulda hep beraber ağaç dikeceğiz çocuklar”. Çocuklar, bu göreve bayıldılar. Erdem,…
KIRILAN AĞAÇ DALI
Bölüm 9 Eylül arkadaşları Arda, Ceylin, Cemre ve Miray’la okul bahçesinde oyun oynuyorlardı. Ancak hava çok rüzgarlıydı. Nöbetçi öğretmenleri şiddetli esen rüzgara karşı onları uyardı. Öğretmen cümlelerini bitirir bitirmez, ardından bir ses duydu. Bu ses rüzgarın etkisiyle ağacın kuruyan dalından düşen bir ağaç dalıydı. Şans eseri kimse yaralanmamıştı. Ancak biraz korkmuşlardı. Arda, birden söze karıştı….
OKULDA TEMİZLIK Bölüm 8
Miraç henüz ikinci sınıfa gidiyordu. Bir gün öğretmeni okul bahçesinde bulunan kağıt, içecek kutuları ve ortaya savrulan çeşitli çöpleri toplamaları için dinlenme dersinde sınıfça bahçeye çıkardı. Çöpleri toplamaları için görevlendirdi. Miraç itiraz etti. Biz neden topluyoruz öğretmenim? diye sordu. Öğretmen eğilerek Miraç’ın gözlerine bakarak şöyle konuştu. Güzel oğlum eskiden okul ve sınıf temizliğini bizler yapıyorduk….
MİSAFİRPERVER Bölüm 7
Göktürk büyük şehirde doğmuştu. Daha önce oturduğu şehirden hiç ayrılmamıştı. Bir yaz tatilinde, dedesinin köyüne gittiler. Annesi ona köyde nasıl bir yaşam olduğunu anlatıyordu. Göktürk anlatılanları anlamaya çalışıyordu. Köye vardıklarında dedesi onlar için birbirinden lezzetli yiyecekler hazırlatmıştı. Anneannesi daha çok yöresel yemekler yapmıştı. Anneannesi ve dedesi onları kapıda karşıladılar. Sonra ellerini yıkadıktan sonra sofraya oturdular….
TIRNAK KESMEK Bölüm 6
Sema birinci sınıfa yeni başlamıştı. Çalışkan ve öğrenmeye çok meraklıydı. Öğretmeni o gün Hayat Bilgisi dersinde mikrobun nasıl bulaşacağını anlatıyordu. Öğretmeni çocuklara bunu anlatırken bir yandan da çocukların tırnaklarını kontrol ediyordu. Tam o sırada Sema ellerini hızlıca çekip sıranın altına koydu. Bu davranışı öğretmenin dikkatinden kaçmadı. Öğretmen semaya yaklaştı. Ellerini sıranın üzerine koymasını istedi. Sema …
DEĞERLİ TAŞLAR Bölüm 5
Eylül çok akıllı ve başarılı bir çocuktu. Ancak Eylül’ün küçük taşlara olan merakı herkes tarafından biliniyordu. Bir gün Eylül ve arkadaşları Cemre, Çeylin, Eda, Miray, Sema, Göktürk, Arda ve Yiğit okul bahçesinde küçük şekilli taşları toplamaya başladılar. Topladıkları taşları kalemliklerine ya da çantaların cep kısmına doldurdular. Güzel görünümü taşların çok değerli olduğuna inanmışlardı. Eylül’ün annesi…
ŞAŞKİN KEDİ Bölüm 4
Kedi yiyecek aramaya giderken, kendini bir anda okulun bahçesinde buldu. Sakin sakin öğrencilerin ellerinden düşen yiyeceleri yemeğe koyuldu. Ortalık sessiz ve sakin görünüyordu. Kedi birden paniklemeye başladı. Zil sesi ile ne yapacağını şaşırdı. Bu tarafa mı kaçsam?. Bu tarafa mı kaçsam? Diye düşünürken kendini bir anda öğrencilerin arasında buldu. Bütün öğrenciler kediyi görünce! başına üşüştü….
ENPATİ Bölüm 3
Ayaz çok çalışkan ve saygılı bir çocuktu. İkinci sınıfa gidiyordu. Kendisinden küçük olan çocuklara dikkat ediyor, onlara çarpmamak için çaba harcıyordu. Çünkü Ayaz geçen sene birinci sınıfa gittiğide merdivenlerden inerken, kendisinden büyük olan dördüncü sınıfın öğrencilerinin; koşturarak inmeleri sonucunda Ayaz’a çarparak düşmelerine sebep olmuştu. Ayaz ayak bileğini kırmıştı. Bileği alçıya alınmıştı. Yaşadığı zorluğu hatırlayınca, kendinden…
SEVGİ Bölüm 2
Ekin henüz birinci sınıfa gidiyordu. Sapsarı saçları mavi gözleriyle çok sevimliydi. Ekin okulun açılmasıyla yeni arkadaşlar edinmiş ve okuluna iyice alışmaya başlamıştı. Yeni şeyler öğrenmek onu heyecanlandırıyordu. Okulunu ve arkadaşlarını çok seviyordu. Ancak en çok arkadaşı Miray’ı seviyordu. Miray’ın babası öğretmendi. Babası’nın tahini Ankara’ya çıkmıştı. Bu yüzden Miray’dan ayrılmak zorunda kaldı. Ekin bu duruma çok…
KAVRAMSAL ÖYKÜLERİ Bölüm 1
YARDIMLAŞMA Tayfun diğer arkadaşlarıyla tenefüse çıkmış; okul bahçesinde oynuyordu. Etrafında durmaksızın koşturan çocuklara bakıyordu. Tayfun sakin bir çocuk olduğundan genelde bir köşede oturup, arkadaşlarını izliyordu. Topun peşinde koşturan sınıf arkadaşının düştüğünü görünce! yerinden fırlayarak yardımına koştu. Gökhan fena düşmüştü. Ardından nöbetçi öğretmen yetişti. Hemen ambulansı çağırdı. Tayfun’ da Gökhan’ın ailesine ulaşmaya çalıştı. Gökhan’ın ailesinden…
ZEHİRLİ AĞACIN DÖNÜŞÜMÜ (SON BÖLÜM).
Güven yaşadığı bütün sorunlardan kurtulmanın rahatlığıyla köy meydanına giderek köylülere seslenmiş. Bundan böyle zehirli ağacın bütün zehirinden arındığını, iyi yürekli insanların sorunlarını çözeceğini söylemiş. Ardından eklemiş. Ancak kötü niyetli insanların yaklaşması ve kötü dileklerde bulunan kimselerin cezalandırılmaya devam edeceğini söylemiş. Köylüler bu haber karşısında sevinmişler ve Güveni alkışlamışlar. Zaten kötü insan sayısı yok denecek kadar…
İKNA ETMEK (8. BÖLÜM).
Güven olanları gargamel burunlu kadına kim olduğunu ve yaşadıklarını anlatmaya başlarken , çok dikkatli ve temkinli davranmış. Onun güvenini kazanmaya başlamış. Güven kim olduğunu söylediği sırada, gargamel burunlu çirkin kadın, çok yaşlı olmasına rağmen çevik bir haraketle ayağa kalkmış. Güven korkmuş ama korkusunu belli etmemeye çalışmış. Güven’de ayağa kalkarak, kadının omuzuna dokunmuş. Sonra anlatacağı her…
UMUTSUZ GELECEKLERE UMUT OLUNMALI
Bugün kızımı okul çıkışında aldıktan sonra yürüyerek eve doğru ilerliyorduk. Sokaklar öğrencilerle dolup taşmıştı. Hepsinin yüzündeki ifade aynıydı. Mutsuzluk, umutsuzluk, umursamazlık ve çaresizlik vardı. Bu tablo derinden etkiledi beni. Birinci sınıfa giden kızımın potansiyelinin farkındaydım. Zeki bir çocuk, ancak her sabah erkenden uyandırdığım, sonra okula göndermek için hazırladığım, ardından okul çıkışı aldıktan sonra, dinlenmesine fırsat…
YAZ YANGINLARI
Yine temmuz ayna girdi ülkem. Yandı da, yandı yine yüreğim. Kimi boğuldum, kimi kül oldum. Yine yangın yerine döndüm. Yetişmiyor! Sanatçı, bilim adamı. Onlar ki; ülkemin aydın yüzleri. İnsan inasanı, diri diri yakar mı? Yine yangın yerine döndü yüreğim. Kızıl ırmak kıyılarında yandılar. Kimi al kanlara boyandılar. Ne toruna, ne gençliğe doymadılar. Yine yangın yerine…
GARGAMEL BURUNLU ÇİRKİN KADIN (7. BÖLÜM).
Güven bütün kardeşleriyle diyaloğu iyi gidiyormuş. Sonunda ailesinde huzuru bulan Güven, başkalarına yardım etmeye devam etmiş. Bu arada gargamal burunlu çirkin kadını aramaya devam ediyormuş. Güven bu kadını bulmayı kafasına koymuş bir kere, onu bulamadan rahat etmeyeceğini düşünüyormuş. Güven gittiği bir çok yerden eli boş dönmüş. Bahar Güven’e ikinci kez müjdeyi vermiş. Bunun üzerine Güven’in…
SAFLIĞIN ÖTESİNDE
İnsani değerlere önem veren bir toplumda yaşamak, Kenan için belki güzel bir şans. Çünkü Kenan akli dengesi yerinde olmayan, saf temiz yürekli bir insan. Rahatsızlığı her kes tarafından bilinen ve davranışları artık rahatsızlık yaratmaması, Kenan’ın özgürce dolaşmasına olanak tanıyordu. Kenan yoksul bir ailenin çocuklarından biriydi. Tüm saflığıyla toplumda varlığını sürdürüyordu. Onun yaşam tarzında ve toplumda…
TILSIMLI MEYVELER (6. BÖLÜM).
Güven bulunduğu bölgede nam salmış. Her kes onu bir kahraman gibi görmekteymiş. Sık sık abileriyle görüşerek hal hatırlarını sorarmış. Abileriyle bağını koparmamaya ve onların gönlünü hoş tutmaya özen gösterirmiş. Güven’nin iyi niyeti sayesinde kardeşleri de o iyilik zincirinin birer halkası haline gelmişler. Onlar da zor durumda olan insanlara yardım ederlermiş. Huyları güzelleştikçe gün gün yüzleri…
DOKUNMAYIN ÇOCUKLARA
Mesela hiroşimada bomma atmayın. Dokunmayın çocuklara! Ege de umuda yolculuk ettirmeyin. Dokunmayın çocuklara! Kem gözlerle istismarlarla büyütmeyin. Dokunmayın çocuklara Aslanım, kaplanım, paşam, ağam da demeyin. Dokunmayın çocuk kalsınlar! Dokunuyorsunuz! Pis, kirli zihniyetinizle. Sonra büyüyor; hep aslan sanıyor kendini. Dokunmayın! çocuk büyüsün. Mesela, koç tosun diyorsunuz ya, Oda kendine öyle dünya kuruyor. Dokunmayın çocuklara! Biz dokunmayın…
GÜVEN’İN AİLESİ (5. BÖLÜM).
GÜVEN’İN AİLESİ (5. BÖLÜM). Aradan epey zaman geçmiş. Beş kardeşin beşi de evlenmiş. Geriye Güven’in küçük ablası kalmış. Abilerinin her biri farklı evlerde fakat aynı köyde yaşamaya devam etmişler. Ancak Güven önce ablasının yuva kurmasını istiyormuş. Çok geçmeden, Emine’ye de talip çıkmış. Emine iyi yürekli birine verilmiş. Üç gün üç gece düğün yapmışlar. Emine sevdiği…
FÜRÜZE’NİN KADERİ (4. BÖLÜM).
Günlerden bir gün Güven’lerin oturduğu eve üç tane adam gelmiş. Biri oduncu, biri çiftçi, biri de çobanmış. Bu üç adam Güven’lerin en büyük ablaları olan Firuze’ye talip olmuşlar. Firuze çok güzel olmasa da iyi huylu, çalışkan ve çok canayakınmış. En büyük abileri olan Hasan söz sahibi olduğu için bütün kardeşlerinin yerine de o konuşmuş. Bu…
ZEHİRLİ AĞACİN İNTİKAMI (3.BÖLÜM).
Abileri onu her daim kıskanmaya devam etmişler. Çünkü kardeşleri yüzüne bakılamayacak kadar çirkinlermiş. Altın sarısı saçları deniz mavisi gözleri olan Güven, bunların farkında olsada hiç sesini çıkarmazmış. Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalamış. Güven koca bir delikanlı olmuş. Güven ismi gibi güvenilir ve dürüst biriymiş. Yaşı genç olmasına karşın, hem çok sevilen hem de…
GÜVEN’İN DOĞUMU (2. BÖLÜM).
Filiz Hatun, nur topu gibi bir oğlan çocuğu doğurmuş. Bu çocuğa Güven adını vermişler. Güven doğar doğmaz, hem yetim, hem de öksüz kalmış. Güveni büyütmek ablalarına kalmış. Güven ismini en büyük ablası olan, Fürüze takmış. Fürüze Güven’e annelik etmiş. Bütün ilgi Güven’in üzerine toplanınca, Güven’in abileri onu çok kıskanmışlar. Çünkü güven çok tatlı bir çocukmuş. …
MASAL SERİSİ (1. BÖLÜM).
ÇÖKELEKÇİ MEHMET EFENDİ Bir varmış, bir yokmuş, yoksul bir kasabada yaşayan Mehmet Efendi adında, çökelek satarak yaşamını idame eden bir adam varmış. Bu adam gördüğü güzeller güzeli bir kıza sevdalanmış. Kızın da ona karşı güzel hisler beslediğini anlamış. Bir süre bakıştıktan sonra görüşmeye başlamışlar. O köyde çakır gözlü gargamel burunlu çirkin suratlı bir kadın varmış….
GÖRDÜĞÜM BİR RÜYA
Bir gece yarısıydı, uyandım aniden. Kaybolmuşum ıssız çöllerde Öyle kurak ki! her yer, su su diye haykırıyorum. Koşuyorum! Umutsuzca, yorgun ve tükenmiş bir halde, Sonrasında yığılıyorum yere, Serin bir rüzgar esiyor yüzüme Usul, usul, çekiyorum içime. Güçlükle açıyorum gözlerimi Düşünmeden yürüyorum yine. Gözlerim çabaklanmış, ayaklarım nasır bağlamış Sonsuz bir yerde arıyorum umudumu, Bir ses! Bir…
YAŞLILIK NEDİR?
Tenin düzgün, kalbin buruşuk olmasıdır. Gözleri açık, ancak gözbebeğini yitirmesidir. Yüzün güler, kalbin ağlamasıdır. Çicek gibi toprakta bile solgun olmasıdır. Tertemiz havada bile nefes alamamasıdır. Bacaklarının sağlam, ancak yürüyememesidir. Gönlünün zengin, fakat işe yarayamamasıdır. Belki de sevecen ve konuşkan, Fakat geveze diye nitelendirilmesidir. Belki de az yürüyen, ancak çabuk yorulan insandır. Belki de kanadı kırık…
SERZENİŞ
Gene durmadı, ciğer soyhası Tattırma yarab! Gardaş acısı. Et tırnak olur mu? hiç ayrısı, Gene durmadı, vicdan soyhası. Varsın herkes ettiği ile kalsın. Bütün dünya onların olsun. Herkes adamlagi ile anılsın. Gene durmadı, kalp soyhası. Bir ağacın altı dalı, gardaş, bacı, Talan etmeseydiniz! Yurdu, yuvayı. Herkese yeter di, kocaman avlu. Gene durmadı, yürek sızısı. Biz…
SEVGİNİN GÜCÜ
Canım amcam… Onun bakış açısıyla büyümek ne büyük bir şans, köyümüzün masalcı amcasıydı. Herkes tarafından tanınan ve sevilen biriydi. Elektriğin olmadığı dönemlerde, karanlığı aydınlatan masallarıyla büyüdük. Yaşama değer her şeyi masallar aracılığıyla anlatırdı. Köyümüzün ve çevre köylerin Işık elçisi gibiydi. Kalabalık bir ailede bile varlığını en iyi hissettirenlerdendi. Alişan Amca yetmiş altı yaşına kadar bekar…
YAŞAM NEDİR Kİ
Güneş’in doğuşu ve batışı gibi gercek Anlamlı ve ölümlü Bazen her şey, bazen hiçbir şey, Bazen uğrunda ölmeyi göze aldığımız Bazen sahibi olmak için çalışıp çırpınmamız. Bazen karabulutlar çöker üzerimize, Bazen Güneş ışığı gibi, içimiz aydınlanır. Bazen de şiddetli bir rüzgarda, yönümüzü kaybederiz. Yaşam hem iyiliklerle,hem kötülüklerle dolu Ancak, her şeye rağmen, Yüreğimiz umutla dolu….
GAZ LAMBASINDA YAZILAN MEKTUPLAR
Köyde herkesi bir telaş sarmış, akşam yemeği için ne yapacakları konusunda fikir alışverişinde bulunuyorlardı. Ben de merakla bu telaşın nedenini anlamaya çalışıyordum. Meğer asker eğlencesi varmış. Köyümüzün üç delikanlısı asker yolcusuymuş, onların şerefine gençler eğlence düzenliyormuş. Eğlenceyi duyunca, ben de bir coşku uyandırmıştı. Hemen arkadaşlarıma haber verdim. “Akşam Hasan Amca’nın evinde eğlence var” deyince onlar…
KADIN
Kadın güzelliğiyle zerafetiyle duruşuyla göz dolduran bir varlıktır. Kadın Doğa gibidir. Ona baktıkça büyür, çoğalır, güzelleşir. Mutluluktur, huzurdur, candır, emektir kadın. Ancak kadınlar dünyanın birçok yerinde gereken değeri ve önemi görmemiştir.. Batı henüz medinleşmediği dönemlerde, kadın her türlü şiddete maruz kalmıştır. Selçuklular döneminde ve öncesinde Türkler kadına önemsemiş, dolayısıyla toplum yönetimde çoğu zaman söz sahibi…
DOĞANIN FISILDADIĞI ŞARKILAR
Yılbaşı sabahıydı. Gözlerimi yeni bir yıla umutla açmak için, önce içimden güzel şeyler dileyerek başlamıştım güne. Henüz hayallerime gölge düşmemişti. Sınırsız hayal kurma özgürlüğüm vardı. Umut bir sonraki güne sabırsızlıkla uyanmaktı benim için. Uyanırken apar topar kalkmazdım. Önce esnetirdim bedenimi, güne öyle hazırlanırdım. Uyanan bedenimi! sonra kendimi dinlerdim. Gözlerimi açtığımda karanlık beyazla öpüşmüştü. Her yer…
ÖFKELİ GENÇLER
En büyük sıkıntıyı onlar çekiyor belki de. Ebeveyİnleri ile diyalogları her geçen gün azalıyor. Biz de onları anlamakta zorluk yaşıyoruz. Suçlayıcı tavırlar sergileyerek onları kendimizden uzaklaştırıyoruz. Şu zamanı baz aldığımızda bizler çocuklarımızın olgunlaşmasına fırsat vermiyoruz. Onlara gereken sorumluluğu vermiyoruz. Çocuk doğduktan itibaren fazla hassas davranarak, bireği kendimize bağlı kılıyoruz. Biz olmazsak, onlar hiçbir şey yapamaz…
KURSAKTA KALAN DUYGULAR
Fadime çok talihsiz biriydi. Genç yaşta babası Durmuş Efendi evli bir adama kuma olarak verilmişti. Fadime’nin aklı biraz kıt olunca, karşı çıkmak aklına bile gelmemişti. Kim ne derse onu yapardı. Güneş Hatun Fadime’nin kendisine kuma gelmesini hazmedemiyordu. Bütün öfkesini Fdime’ye kusuyordu. Kocası Hasan Efendi ise, sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi hiç sesini çıkarmıyor, Güneş Hatun’un…
HUZUR SOKAĞI
İş çıkışı çarşıda bazı işleri hallettikten sonra anneme gittim. Günlerden Cumartesiydi. Kızıma annem bakıyordu. Eylül henüz 7 yaşındaydı birinci sınıfa gidiyordu. Hafta sonu ise anneme bırakmıştım. Kızımı almaya giderken, annem oturmam için ısrar etse de; o gün oturmak istemedim. Kendime biraz vakit ayırmak istiyordum. Oradan ayrıldıktan sonra eve gelmek için yol aldık. Ben olabildiğince yavaş…
UÇMAYI ÖĞRENEMEYEN KUŞ
Bir ilkbahar sabahıydı. Birbirinden güzel kuşlar baharın tadını çıkarıyorlardı. Ormana neşe katar daldan dala konarlardı. ilkbaharın şarkısını ilk onlar fısıldardı. Cıvıl cıvıl sesleri ile baharı ilk gören yavru kuşlar, henüz uçmayı bilmiyorlardı. Yuvalarında annelerinin onları beslemesini bekliyorlardı. Anne kuş yine işe koyulmuştu. Yavrularını beslemek için, kanatlarını süzerek gökyüzünde ormanın derinliklerinde en güzel, en taze yiyeceklerin…
YASEMIN KOKULU SOKAKLAR
Buse ve Tolga iki kardeşlerdi. Aynı zamanda iyi arkadaşlardı. Evleri kasabadan biraz uzaktaydı. Ancak görkemli bir evde oturuyorlardı. Binanın pembe rengi yeşilliklerin arasında, belli belirsiz parlıyordu. Evin etrafı mis kokulu Yaseminlerle çepeçevreydi. Eve gitmek için asmalı yol ve özenle sıralanan yasemin çiçekleri vardı. Mis kokulur eşliğinde, eve gitmek inanılmaz bir haz veriyordu. Buse ve kardeşi…
VEDA
Hava henüz ışımadan iş yerindeydim. Ders zili 07.30’da çalıyordu. Ben odamda sınav sonuçlarını çıkardıktan sonra listeleri astım. Sonra odama tekrar geçip kahvaltımı yaptım. Ancak içimde garip bir sıkıntı vardı. O sırada ikinci ders zili çaldı. Çocuklar derse girince bende fotokopileri çekiyordum. Telefonum çaldı. Kayıt bölümünde çalışan arkadaşım, santralde birinin benimle görüşmek istediğini söyledi. Bağlamasını istedim….
İNSANLIK SINIFTA KALDI
İnsanoğlu ben merkezci davrandığı sürece, birlikte var olmanın gerekliliğini algılamamakta ve gerekli zemini oluşturamamaktadır. Ya da bu zeminin bilincinde olmayarak, tüm kazanımları hor kullanmaya devam ettiği sürece, sınıfta kalmaya devam edecektir. Tarih boyunca insanlık, hayvansal gereksinimlerinin peşine düştü. Nedir bu hayvansal gereksinimler? “beslenmek, barınmak ve hayatta kalabilmek”. İnsanoğlunun hiç küçümsenemeyecek büyük bir çoğunluğu bu ihtiyaçlarını…
MEYVE YİYEMEYEN ÇOCUKLAR
MEYVE YİYEMEYEN ÇOCUKLAR Akşam yemeği yemek için masaya oturduk. Ana haber bülteni spikeri, arka arkaya yapılan zamları sıraladı. Hemen ardından, sokak röportajında, vatandaşa uzatılan mikrofon, insanların sabrını zorlayan ekonomik kriz, vatandaşı çileden çıkarmıştı. Çalışan da, çalışmayan da, isyan etme noktasına gelmişti. Birbirini izleyen iç karartıcı haberler, canımı sıkmıştı. Her gün daha da kötüye gideceğimizin bilincinde…
HASTALARI PÜSKÜRTÜN
Kim suçlu! şule Hanım diş sorunu yaşıyordu. Pandemiden önce kendisine takılan diş protezi onu oldukça rahatsız etmişti. Ertesi gün hastaneye gitti. Ancak pandemi yasaklarıyla karşılaşınca, tedavisi yarım kaldı. İki yıl kötü olan protezi çeşitli zorluklara rağmen kullanmaya mecbur kaldı. Hastaneye her gittiğinde işlem yapılmıyordu. Doktor’u sürekli filyason ekibiyle dışarıda çalışıyor, başka doktorlar da bakmıyorlardı. Sistem hastayı …