*PULSUZ MEKTUP*

Bir yıldız kaydı yüreğimin en derinlerinden. Gökyüzüne doğru yürürken o, yüreğimde derin bir sızı bırakmıştı. Tarifsiz bir acıydı hissettiğim. Dinmeyen gözlerimden akan sevgi tomurcuklarının, her damlasında ayrı bir anlam vardı. Kolay mıydı? Hayal kurmayı, her koşulda ayakta durmayı, yaşamın en olumlu yanlarını görmeyi öğreten birinden ayrılmak. Hele de hayalini kurduğun her şeyi küçük bir köyde…

SERİ: Görünür Çocuklar | BÖLÜM 13: Sessiz Sandalye

SERİ: Görünür Çocuklar | BÖLÜM 13: Sessiz Sandalye Bir sabah Elif Öğretmen sınıfa fazladan bir sandalye getirdi. Ne bir masa eşlik ediyordu ona, ne bir isim etiketi. Sınıfın ortasına, biraz da boşluğa yerleştirdi. “Bu, Sessiz Sandalye,” dedi. “Bugün kimse oturmayacak. Ama herkes onun neden orada olduğunu düşünecek.” Çocuklar sandalyeye baktı. Boştu. Ama boşluğu sessiz değildi….

SERİ: Görünür Çocuklar | BÖLÜM 12: Ters Günlük

SERİ: Görünür Çocuklar | BÖLÜM 12: Ters GünlükO sabah Elif Öğretmen sınıfa boş bir defter getirdi. Üzerine sadece şu yazıyordu: “Ters Günlük.” Çocuklar merakla baktı. “Bugün her şeyi tersten yazacağız,” dedi. “Ama sadece kelimeleri değil, duyguları da.” Rüzgar sordu: “Nasıl yani?” Elif Öğretmen gülümsedi: “Bugün mutluysan üzgün gibi yaz. Üzgünsen mutlu gibi. Amaç, içimizdeki tersini…

Merhaba Dünya

Ben uzun zamandır sistemle ilgilenemedim. Bunun için üzgünüm. 2013_2014 yılları arasında çok büyük sorunlar yaşadım. Yaşadığım bu korkun olaylar, çalışmalarımı ara vermek zorunda bıraktı. Bir yandan teknik sorunları da göz önünde bulundurarak bazı iyilesmeler için teknik desteğe ihtiyaç duydum. Malum bu desteği alabilmenin malı bir külfeti var. Yaşadığım olay da içinde bulunduğum durumu gösteriyor. Dolandırıldım….

YÜZÜNÜ KAYBEDEN KADINLAR

Bir zamanlar uzak diyarların birinde, bir ülke varmış. Bu ülkede birbirinden farklı insanlar yaşarmış. Her kes farklılıklarıyla güzelmiş. Günün birinde Güldane adında bir kadın kocasıyla birlikte talihsiz bir kaza yaşamışlar. Kocası kazayı ufak tefek sıyrıklarla atlatmış ancak bu Güldane için öyle olmamış. Güldane’nin yüzüne bakan, sesini çıkarmadan arkasını dönüp giderken Güldane bu duruma çok üzülürmüş….

DOĞANIN KAHRAMAN BEKÇİLERİ

Bir zamanlar, çok güzel bir vadi varmış. Bu güzel vadede bin bir renkte güzel canlılar yaşarmış. Bu güzel vadide küçük, sevimli bir tavşan, vadinin kenarına oturup, etrafını büyük bir keyifle izlermiş. Gene bir gün sevimli tavşan vadinin kenarında etrafını izlerken, günden güne etrafında bulunan bin bir renkte çiçeklerin solduğunu, yemyeşil çimenlerin kuruduğunu fark etmiş. Vadide…

PULSUZ MEKTUP

 Satırlarıma başlamadan evvel,  gökyüzüne yükselen  en parlak yıldızı saygıyla selamlıyorum. Bir yıldız kaydı yüreğimin en derinlerinden. Gökyüzüne doğru yürürken o, yüreğimde derin bir sızı bırakmıştı. Tarifsiz bir acıydı hissettiğim. Dinmeyen gözlerimden akan sevgi tomurcuklarının, her damlasında ayrı bir anlam vardı.  Kolay mıydı? Hayel kurmayı,  her koşulda ayakta durmayı, yaşamın en olumlu yanlarını görmeyi öğreten  birinden…

PULSUZ MEKTUP

 Satırlarıma başlamadan evvel,  gökyüzüne yükselen  en parlak yıldızı saygıyla selamlıyorum. Bir yıldız kaydı yüreğimin en derinlerinden. Gökyüzüne doğru yürürken o, yüreğimde derin bir sızı bırakmıştı. Tarifsiz bir acıydı hissettiğim. Dinmeyen gözlerimden akan sevgi tomurcuklarının, her damlasında ayrı bir anlam vardı.  Kolay mıydı? Hayel kurmayı,  her koşulda ayakta durmayı, yaşamın en olumlu yanlarını görmeyi öğreten  birinden…

MEYVELERİN DÜNYASI

HAVUÇ Eylül bir gün çok hasta oldu. Annesi onun iyi beslenmesi için elinden geleni yapıyordu. Eylül meyve yemeyi çok seviyordu. Ancak  marketlerde satılan abur cuburları ve  tatlı şeyleri de çok seviyordu. Annesi Eylül’e ! Meyvelerin sihirli gücünü bilseydin, böyle şeyler pek yemezdin, dedi. Eylül çok hasta olduğu için pek konuşamıyordu. Eylül  meyvelerin sihirli dünyasını merak…

BAYKUŞ İLE PRENSES NAYLA

Bir gün güzeller güzeli Prenses Nayla ormanda yürürken korkunç bir gürültü duymuş. Gürültüden irkilen Nayla, kendini bir anda yerde bulmuş ve çaresizce etrafına bakınmaya başlamış. Etrafta kimsecikler yokmuş. Prenses Nayla, zorlukla yerden kalkıp yürümeye devam etmiş. Kendi kendine, “Bunlar hep arkadaşım Fayla yüzünden geldi başıma,” diyormuş. Nayla, oflaya puflaya yürürken, ormanların ürkütücü kuşu Baykuş Şami,…

SİNCAP VE DOSTLARI

Arda, hafta sonları sokakta top oynamayı çok severmiş. Yalnız oynamak istemeyen Arda, arkadaşı Mert’i çağırmaya gitmiş. Mert ise biraz mızmız bir çocukmuş. Televizyon izlemekten, bilgisayar oyunları oynamaktan çok hoşlanırmış. Ama Arda’yı çok sevdiği için onunla oynamayı kabul etmiş. Arda, “Biraz ileride çok güzel bir yer biliyorum, birlikte oraya gidip oynayalım mı?” diye sormuş. Mert, Arda’nın…

KARABAŞ İLE ALİŞAN AMCA

 Alişan amca küçük bir kasabada yaşarmış. Bir bacağı ötekinden kısa olduğu için topallayarak gezermiş. Bacağı aksamasına karşın çok çalışkan bir adammış Alişan amca. İnsanları, doğayı, çocukları, yaşamayı çok severmiş. Bu sevgisi karşılıksız değilmiş. Herkes tarafından çok sevilen biriymiş. Alişan amcanın çok sevimli bir köpeği varmış, bu köpeğinin adı Karabaş’mış. Karabaş, Alişan amcanın peşinden hiç ayrılmazmış….

YAŞLI OLMAK

Bir zamanlar Sarıkız adında yaşlı mı yaşlı bir inek varmış. Bu ineğin sahibi Ayşe teyze de onun gibi yaşlıymış. Ayşe teyzenin bu koca ineğe bakacak takati kalmamış. Her gün yaylaya gidip ot toplaması gerekiyormuş. Ayşe teyze o kadar yoruluyormuş ki kolunu kaldıracak güç bulamıyormuş. Ayşe teyze, bir gün yine yaylada ot toplarken birden fenalaşmış ve…

BOSTAN BEKÇİLİĞİ

Sabahın erken saatlerinde uyandığımız için, güne istediğimiz her şeyi sığdırabiliyorduk. Zamanla yarışmıyorduk. Bilakis her işimizi zamana bırakıyorduk. Ben uyandıktan sonra dışarı çıktım. Buram buran kokan goncagüllerin kokusunu içime çektim. Ne de güzel kokardı… Yüz metre ötede bile duyabiliyorduk kokusunu. Annem rutininden şaşmadan gün içersinde herkesin yapacağı işi belirlerdi. Biz de her defasında sırayla aynı işleri…

ARILARLA UĞRAŞMA

Ağabeyimin çok samimi bir arkadaşı vardı, her gün onunla gezer gününü gün ederdi. Onların bu kadar iyi vakit geçirmeleri ilgimi çekiyordu. Ağabeyime, “Bundan sonra ben de sizle takılacağım, ben de sizinle eğlenmek istiyorum” dedim. Ama ağabeyim onlarla takılmamı istemiyordu. Ben ısrar edince, ağabeyim bana sinirlenmişti. Ben onlarla takılmayı kafaya koymuştum. O sırada ağabeyimin arkadaşı İbrahim…

KARANLIĞA GÜLEN IŞIK

Bugün hava yorgun. Bugün hava dolu. Gökyüzü ağlıyor, hiç durmaksızın. Başaklar boyun eğmiş, Heyelan içini boşaltıyor                   engin derelere.  Ya ben!  Ne yapayım?             sıkıldım işte! Sessiz!   Dört duvar yaratmışım kendime  İçeriye ansızın dalan bir sivrisineğin;  Ritmik musikisine kaptırıyorum kendimi.          Sessizliğin sesine, ortak olurken, Terk ediyor bu sahneyi.  Ciğerlerimde derin bir nefes!                               flüt…

ŞARKILI KÜFÜR

Bayram Amca her zaman ki yerini almış, itinayla çetin cevizleri iğneyle çıkararak yiyordu. Köyde herkes sabahın erken saatlerinde kalkıp iş yapıyordu. Köy işleri sonbaharda durgunlaşır, artık soğuyan havalarda cılız parlayan güneşte ısınabilmek için köyün erkekleri öğretmen lojmanlarının arka tarafında, duvara yaslanarak ısınmaya çalışıyordu. Kadınların uğrak yeri ise hemen çaprazında bulunan dut ağacının olduğu yerdi. Güneş…

DEMOKRASİ BİR ÇİÇEKTİR

Ben okulda, bayramlarda şiir okumayı çok severdim. Öğretmenlerim de benim şiirleri çok iyi okuduğumu söylerlerdi. Herkese okumak için birer şiir verirken, bana iki ya da üç şiir verirdi. Her şiiri çok iyi ezberler, kâğıda bile bakmazdım. 23 Nisan Bayramı yaklaşmış, okulda boş vakitlerde hazırlık yapıyordum. Ben de Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin?” adlı şiirini…

KÖYÜ SEL BASTI

 Etrafı kayalardan oluşan, çukur bir daireyi andıran, yeşil ve yer yer suların aktığı şirin bir köyde yaşıyordum. Kayaların hemen eteğinde ceviz ağaçları vardı. Sonbahara doğru olgunlaşan cevizler, yavaş yavaş toplanmaya başlanmıştı. Ancak ceviz ağaçlarının uç kısımlarına yetişmek çok mümkün olmuyordu. Rüzgârın çok şiddetli estiği zamanlarda köylüler gün ışımadan bu ceviz ağaçlarının altında rüzgârın etkisiyle dökülen…

GÖZÜN AYDIN KOCAN ÖLMÜŞ

 Ben, Sedef, Pelin ve Buse birlikte oynar, bütün günü birlikte geçirirdik. Bizim köyümüzde üç mahalle vardı. Aşağı Mahalle, Yukarı Mahalle ve Orta Mahalle. Bu tanımlama genelde bütün köylerde vardı. Köyün büyük ya da küçük olması pek bir şey değiştirmezdi. Ya ikiye, ya da üçe ayrılırdı. İsimlerde değişmezdi. Herkes kendi mahallsindeki insanlarla daha çok görüşüyordu. Biz…

SAPANLA BÜYÜYEN KAYALAR

Soğuk kış gecelerinin masalcı amcası, olağnüstü bir insandı. En büyük yardımcısı bastonyuydu. Bastonsuz gezemezdi. Çünkü bir bacağı topaldı. Alişan Amca çok becerikli biriydi. Kendi bastonu dahil her işini kendisi yapardı. El sanatlarında da başarılıydı. Köyde boş vakitlerde sepet örerdi. Bunu da çoğu zaman karşılık beklemeden yapardı. Her şeyi kendisi ekip biçtiği için, dışarıdan pek bir…

NE OLUR BISMİLLAH DEYİN…

 Benden bir yaş küçük olan kardeşim sarışın, ben ise esmerdim. Onun sarışın olması herkesin dikkatini çekerdi. Saçları kıvır kıvır, uzun boylu, biraz balık etli, yüzü de kitap kadar güzeldi. Onun yerinde olmayı çok isterdim. Canım kardeşimi çok seviyordum. Kız kardeşim olmadan pek bir yere gitmezdim. O da beni çok severdi. Babam Nazlı’yı çok severdi. Beni…

MEĞER KARINCALAR DA SUSARMIŞ

Karıncalar hep dikkatimi çekmiştir. Genelde her çalışkan insanı karıncalara benzetirler. Karıncaların pek çok çeşidi var; Atlıkarıncalar, Atom karıncalar, irili ufaklı adını bilmediğimiz birçok çeşidi var. Hızları farklı olsa da en önemli özellikleri değişmez, hepsi de çok çalışkandır. Ben sıkıldıkça onları seyreder, bazen de yardım ederdim. Almayı düşündükleri yiyecekleri onlara yaklaştırır, yorulmalarını engellerdim. Ama onlar yiyecekleri…

SELE KURBAN GİDEN ÜZÜMLER

 Bahar Teyze, çok kavgacı biriydi. Herkes ondan çekinirdi. Malına mülküne o kadar düşkündü ki kimseyle komşu olmayı becerememişti. Tabi biraz da yaşlıydı. Her işe yetişemiyordu. Yalnız yaşadığı için, sıkıntıdan olacak ki her fırsatta birilerine bulaşır, kavga çıkarırdı. Çirkin sesiyle bağırır dururdu. Bahçesindeki meyveler de çoğu zaman dalında kurur ya da çürüyüp giderdi. Ama yine de…

POSTALLA SU VER

 Köyümüz 80 hanelik bir köydü. Ve bu köyün çevresinde bulunan 12 köy, bizim köyümüze bağlıydı. Bizim köyün adı nahiye olarak geçiyordu. 12 köyün bizim köye bağlı olmasının nedeni bazı kurumların olmasıydı. Köyümüzde karakol, sağlık ocağı, postahane, ilkokul, ortaokul ve küçük bir çarşımız vardı. Bu çarşıda çeşitli ürünler toptancılar tarafından satın alınırdı. 1970’li yıllarda, bu kurumların…

TIŞÖRTÜN ETEĞİNDEKİ LEZZETLI PILAV

Oldukça kalabalık bir ailenin çocuğuydum. Annem gün ağarmadan kalkardı. Bir yandan iş yaparken bir yandan da, “haydi kalkın dünyanın işi var sizi mi bekleyeceğim?” diyerek söylenirdi. Kahvaltı esnasında ise, herkese görev verirdi. Yoksa bunca işi yapmak imkânsızdı. Kimi kuzu güder kimi de en küçük kardeşime bakardı. O gün benim ve benden 1 yaş küçük olan…

BAŞARI ALBÜMÜ

 Evde en önemli konumuz okumaktı, annem ve babam okumamızı çok istiyordu. Babam, “ne olursa olsun okuyun!” derdi. “Yerde bir kâğıt parçası dahi görseniz alın okuyun, mutlaka öğrenecek bir şey bulursunuz.” derdi. Bu istek beynimizde yer etmişti. Biz de elimizden geleni yapıyorduk. Kardeşim Nazlı bana göre daha başarılıydı. Saçları sarı, gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Dayımın kızının…

SAYGIN DİLENCİ

 Etrafı kayalardan oluşan, ceviz ağaçlarıyla çepeçevre sarılmış, ceviz ağaçlarının bitiminde ise kayalardan akan suyun yanıbaşında kendine has insanların yaşadığı, küçük ve şirin bir köyde yaşardık. Köyümüz küçük olsa da oldukça renkliydi. Gün içinde herkes tarlada, yaylada hasatla ve benzeri işlerle uğraşırdı. Akşamları ise gençler bir araya, yaşlılar bir araya, çocuklar da annelerin yanında oturup eğlenirlerdi….

EYLÜL UYANIYOR

Canım prensesim,  çok güzel uyuyordun, seni kaldırmaya kıyamadım. Sana güzel bir meyve tabağı hazırladım. Birbirinden güzel bu meyveleri yersen kısa zamanda iyileşeceksin. Ama önce kahvaltını yapmalısın . Eylül: Anne meyvelerin beni iyileştireceğini ben çoktan öğrendim. Nasıl öğrendin? Eylül: Anne ben çok güzel bir rüya gördüm. Rüyamda meyvelerin dünyasına gittim. Önce çok güzel bir kapı açıldı….

ÇİLEK Bölüm 6

Merhaba Eylül nasılsın? Merhaba Çilek Eylül: Sevgili çilek seni gördüm daha iyi oldum. Burada en çok merak ettiğim meyvelerden birisin. Doğrusunu söylemek gerekirse nasıl faydaların olduğunu  çok merak ediyorum.  Bu arada şimdiden söyliyeyim ben seni çok seviyorum.  Armut bu konuda bana biraz darıldı ama, ne yapayım. Seni görünce biraz heyecanlandım. Eylül: İtiraf edeyim, ben de…

 ÖZLEM

Anası olmayana zordur bugün, Sızlar durur burnumda kokun Ahh! o yavrum deyip sarılısın, Anası olmayana, zordur bugün. Ne anlatabilrsin derdini, kederini, Ne de anlayan bulunur halini. Kabul eden olur mu her halini? Anası olmayana zordur bugün. Başından ayrılmaz hasta olanın. Derdi olana derman olmanın. Geç kalanın, gelmesini beklemenin. Anası olmayana, zordur bugün. Ünalmış’ım anasız mı…

ARMUT Bölüm 5

Merhaba! Sevgili Eylül  konuşmanızı böldüğüm için kusura bakma.  Eylül gülümseyerek, Sorun değil. Ben hepinizi büyük bir sabırla dinlerim. Biraz telaşlı görünüyorsun. Hep böyle sabırsız mısın? Evet şey beni dinlemiyeceğini düşündüm. Sana yetişemeyeceğim diye çok korktum. Uyanırsan nasıl anlatcam faydalarımı.  Eylül: Merak etme sevgili armut burada gördüğüm herkesle, tanışmadan bir yere gitmeyeceğim. Anlat bakalım ne gibi…

Otobüste Panik

   Otobüsün hareket etmesine iki saat kala yola koyuldular. Yolda bir pastaneye uğradılar.  Melis Hanım, Can için bir şeyler aldı. Terminal çok kalabalıktı. Bu kalabalık Melis Hanım’ı tedirgin etmişti. Vezneye uğrayarak otobüs biletini aldı. Otobüsün hareket etmesine on beş dakika vardı. Veznedeki görevliye kalabalığın nedenini sordu. Görevli “Asker sevkiyatı var” deyince Melis Hanım zaman kaybetmeden…

🍐 BÖLÜM 4 — Ayva

Merhaba sevgili Eylül.    Eylül: Merhaba sevgili ayva, şeftali senin  biraz utangaç olduğunu söyledi.  Doğru mu? Şey! evet biraz utangaç olduğumu söyleyebilirim. Seni görünce heyecanlandım. Eylül:  Benden utanman gerekmiyor. Benimle rahat rahat konuşabilirsin.  Şey o halde sana faydalarından bahsedeyim. Eylül: Tamam sevgili ayva seni dinliyorum.  Öncelikle zayıflamaya yardımcı olurum.  Kadınlar beni çok sever. Söz konusu…

Can Tıraş Oluyor

   Can, yedinci sınıfa gitmeye başladığında tedavisi de sürüyordu. Annesinin isteğiyle onu üniversite sınavına hazırlayacak bir kursa kaydoldu. Can, kursa yeteri kadar önem vermiyordu.  Her şeyi sona bırakmayı seven bir çocuktu.    Can okuldaki arkadaşlarını çok seviyordu.  Buse’yi ise diğer arkadaşlarından farklı bir yere koyuyordu. Bir çarşamba günüydü, Can, her zamanki gibi neşeyle okuluna gitti….

Tofi’nin Başına Gelenler

   Can, altıncı sınıfa geçtiğinde Melis Hanım oğlunu evde yalnız bırakabildiği için çalışmaya başladı. Zaten Melis Hanım’ın annesinin evi de uzakta değildi. O da torununu yalnız bırakmamaya çalışıyordu.    Günlerden bir gün Can, annesine köpek istediğini söyledi. Annesi Can’a dönerek; “Keşke bu istediğini yapabilseydim canım oğlum fakat biz bu evde kiracıyız. Ev sahiplerimiz bundan pek…

ŞEFTALİ

Merhaba Eylül dünyamıza hoş geldin. Eylül: Hoş buldum sevgili  şeftali.  Burda bir çok meyveyi daha yakından tanıma şansım oldu. Tanıştığım  meyveler daha önce hiç bilmediğim şeyler hakkında bilgiler verdiler. Annem bana meyvelerin sihirli güçlerini bilseydin,  abur-cubur yemezdin dediğinde, bende bir merak uyandırdı. Sonra kendimi bir anda, meyvelerin dünyasında buldum. Buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Şeftali gülümseyerek;…

SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR

Can, altı-yedi yaşlarındaydı. Bembeyaz bir teni, tombul yanakları, hafif gamzeli, tatlı mı tatlı bir çocuktu. Herkes tarafından çok sevilirdi. Her okul çıkışı önce üstünü değiştirir, sonra da elini yüzünü yıkardı. Arkadaşlarıyla oynamak için öğretmenin verdiği ödevleri erkenden yapardı. Böylece kendisine daha çok vakit kalırdı. Can arkadaşlarıyla belirlediği saatte dışarı çıkıp oynardı. Ancak Melis Hanım Can…

Anne Kuş Masalını Anlatır mısın?

   Can konuşmaya başlamıştı. Tatlı dilli bir çocuktu. Annesi onunla uzun sohbetler yapıyordu. Yine bir gün Melis Hanım oğlunu uyutmaya çalışıyor, Can’sa uyumamak için direniyordu. Uyumayı hiç sevmiyordu. Melis Hanım ninniler söyledi, onu ayaklarında salladı ama Can oralı olmadı. Sonunda Melis Hanım, Can’ı yanına yatırdı. “Sana bir masal anlatacağım,”  dedi. İki yaşlarındaki Can kafasını onaylar…

Acı Biber

   Hastalık telaşını dinlemeyen zaman ilerledi. Can sokağa çıkıp oynayabilecek yaşa geldi. Bir sonbahar daha geldi çattı. Apartmanı kışa hazırlık telaşı sardı. Konu komşu birbirine yardım edip kış hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyordu. Fatma Hanım, Melis Hanım’a seslendi; “Melis’ciğim işin yoksa bana yardım eder misin?” dedi.  Melis Hanım, yorgundu ama komşusunu kırmak istemedi; “Tamam, Fatma Abla. Birazdan…

Can Yine Hastanede

Can büyüyordu. Bir yandan da zorlu tedavisi sürüyordu. Sık sık Ankara’ya gidip geldiler.  Bebek farkında değildi elbette ama bir ömür boyu tedavi olmak zorundaydı. Annesi Can’ı rahat ettirebilmek, onun mutlu olmasını sağlamak için çok çaba harcıyordu. Sık sık yaptıkları otobüs yolculuklarında Melis Hanım mutlaka iki bilet alırdı. Can uyumadığı zaman Melis Hanım onu oyalamak için…